İçeriğe geç

Amerika Amerikalığını Yapıyor Zaten!..

Hürriyet’ten Sedat Ergin, 9 Eylül Perşembe günü İzmir’de Savunma Bakanı Hulusi Akar’la yaptığı röportajı hafta sonu iki bölüm halinde yayımladı.

Akar’a yöneltilen soruları ve verdiği cevapları sırasıyla aktarıp yorumlarımızı paylaşalım.

Ergin, “Geçen süre içinde Türk-ABD ilişkileri nereye geldi? Yerinde saydığını söyleyebilir miyiz?” diye sormuş.

Akar, “Şöyle diyelim; kötüleşmedi hiç olmazsa.” demekle yetinmiş.

Oysa ABD son olarak Temmuz’da, Türkiye’ye S-400 yaptırımlarının geçerliliğini koruduğunu, Rusya’dan ek büyük silah alımları durumunda yeni yaptırımların gündeme geleceğini açıklamakla kalmadı, KKTC’de Maraş bölgesinin açılması kararının geri alınması çağrısında bulundu.

Keza en son Afganistan’dan çekilme ve Kabil Havaalanı’nın işletilmesi konusunda Ankara’yı “kandırdığı” görüldü.

Sedat Ergin de Kabil sürecini hatırlayıp Akar’a şu soruyu yöneltmiş:

Kabil Havalimanı gündemden çıkınca, ABD ile ilişkiler ne olacak? Başa mı döndük?”

ABD’nin Gözüne Girdik Mi?

Akar, Türkiye-ABD ilişkilerine dair birazdan detaylıca ele alacağımız geniş bir değerlendirme yapınca, Sedat Ergin sorusunu biraz değiştirip Kabil’deki tahliye sürecinde Türk ve ABD askeri makamları arasındaki yakın işbirliğinden hareketle bunun “ABD ile ilişkilerin önünü açmak için yeni bir iklim” yaratıp yaratmayacağını sorgulamış.

Akar ise bugün itibariyle de ABD ile yakın bir çalışma ilişkisinin yürümekte olduğunu, kendisinin ABD’li mevkidaşı Llyod Austin ile konuştuğunu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in de muhataplarıyla diyalog içinde olduklarını belirtip şunları söylemiş:

Tarafların iyi niyetle sorunları çözmeye dönük çalışmaları sürüyor. Kabil Havalimanı’nda gerçekleştirilen yakın işbirliğinin büyük bir ihtimalle ABD siyasetine ve medyasına da olumlu yansıdığını düşünüyorum.”

Kabil’deki tahliyeler sırasında ve sonrasında ABD Savunma Bakanı’nın neredeyse 7 düvelle defalarca görüştüğünü, bir dizi ülkeyi ziyaret ettiğini, Ankara’yı ise bu dönemde yalnızca bir kez aradığını belirtip şunu sormakla yetinelim:

Tahliyeler vesilesiyle yapılan işbirliğinin ABD siyaseti ve medyasına olumlu yansımasından umutlanmak, Kabil Havaalanını işletmek için çırpınmanın da onların gözüne girmek için yapıldığı gibi bir algıya yol açmaz mı?

Suriye Ve Libya’da Ne Oldu?

Akar’ın, Türkiye-ABD ilişkileri konusundaki geniş değerlendirmesine gelince; şunları anlatmış:

Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, uluslararası ilişkilerde özne haline gelen, etki ve ilgi alanı her geçen gün genişleyen ülkemiz bölgesel bir güçtür. Türkiye bölgesinde ABD için güçlü, etkin ve güvenilir bir müttefiktir. Eğer ABD Ortadoğu coğrafyasında bulunacaksa Türkiye ile işbirliği yapması lâzım. ABD’nin bölgede işbirliği yapacağı ülke biziz. Biz, 2011’den bu yana ABD ve tüm müttefiklerimizle yani özellikle Suriye’de işbirliği içinde hareket etmek istedik. Hiçbir işi gizli saklı yapmadık. Örneğin 2015 yılında Suriye’de DEAŞ’a karşı birlikte mücadele etmek üzere ABD ile bir mutabakat planını büyük ölçüde tamamladık. Ancak son anda karar değiştirip YPG ile işbirliği yapmaya yöneldiler. Keza Rakka’da da DEAŞ’a karşı birlikte hareket edebileceğimizi bildirmiştik. Buna da yanaşmadılar. En son Libya’da da birlikte hareket edebilirdik. Ancak bu konuda olumlu bir yanıt alamadık. Bizimle işbirliği yapmayınca ne olduğunu hep birlikte gördük, görüyoruz.”

İşte bu sözler üzerine Sedat Ergin bile, Hürriyet’te yazmasına rağmen, “Bizimle işbirliği yapılmayınca ne olduğunu hep birlikte gördük” ifadesinin altını çizip şöyle demiş:

Hep birlikte gördüğümüz ne? Bakan, bu ifadesine açıklık getirmiyor. Bununla birlikte geçen on yıl içinde karşımıza çıkan tabloda bölgede yaşanan istikrarsızlıklar, büyük göç dalgaları, iç savaşlar ve bu arada Rusya’nın Suriye’ye deniz ve hava üsleri ile yerleşerek Doğu Akdeniz’de önemli bir askeri güç haline gelmesini görebiliriz. Bu tabloya kuşkusuz Libya’yı da dahil etmek gerekir.”

Ergin’in bu değerlendirmesinde yeterince mesaj var; ama biz de iki ilavede bulunalım.

ABD bizimle işbirliği yapmayınca”; Suriye’de “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi” kuruldu, 7 ülkede temsilcilik bile açtı!..

ABD, Libya’da Ankara ile belli bir dönem işbirliği yaptı; buradaki ortam istediği noktaya geldiğinde de askerlerimizin Libya’yı terk etmesini istemeye başladı. Geçiş döneminde Ankara’ya en yakın isim olan -ve geçen yıl Savunma Bakanı Akar’la görüşüp ülkesine döndüğünde görevden alınan– eski İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın daha birkaç gün önce İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında yaptığı şu açıklamalar çok şeyi anlatmıyor mu?

Türkiye’nin sahadaki desteği ve başarısı ile Hafter’i yenilgiye uğrattık ve Trablus’u ölümden kurtardık… Halk, Türkiye’nin sahada gösterdiği başarıyı masada da göstermesini ve ülkede güçlü bir hükümetin kurulmasına destek vermesini istiyor. Türkiye’nin, Libya’da halihazırda güçlü bir rolü var. Elindeki gücü kullanarak daha oyun kurucu bir rol alabilir.”

ABD’nin Bize Daha Ne Yapması Gerekiyor?

ABD’nin PKK/YPG ile ilişkisi hakkında da konuşan Akar, bir kez daha bu meselenin “S-400 ya da F-35 gibi anlaşmazlıklardan daha önemli olduğunu” kaydedip şöyle konuşmuş:

ABD, Suriye’de YPG ile bir ittifak içinde hareket ettiği sürece bu, ilişkilerin en önemli meselesi olarak kalır; ilişkilerde çok ciddi sıkıntılar yaşarız. Bu, ABD ile ilişkilerde birincil konumuzdur. YPG’nin terör örgütü olarak adını koyması lazım. ‘YPG ile taktik nedenlerle bir ittifak kurmak zorundaydık.’ derseniz, bunu olumlu karşılamasak bile anlayabiliriz. Ama YPG’nin PKK olmadığını söylerseniz, ‘Hayır, bu PKK değil.’ derseniz, bu bizim aklımıza hakaret etmek olur. ‘Bunu yapmayın.’ diyoruz. Sonuç olarak ABD’nin TIR’lar dolusu yardım gönderdiği YPG ile ilişkisini kesmesi gerekiyor.”

Devamında, Sedat Ergin’in “ABD’nin, YPG ile işbirliğini değiştirmeye niyetli görünmediğini” ve Afganistan’dan çıksa da Suriye’den ayrılmayacağı hususunda YPG’ye güvenceler verdiğini” hatırlatması üzerine ise şu dileklerde bulunmuş:

ABD’nin etraflıca düşünmesi lâzım. Amerika’nın en doğru hareketi Amerika gibi davranması olur. Türkiye ile olan bir ittifakı var; aramızda anlaşmalar var, akıl mantık var, bölgenin gerçekleri ve ihtiyaçları var… Bunların hepsini bir bütün olarak gören bir bakış lâzım. Bu bakışta, vizyonda bir zafiyet olmaması lazım. Biz NATO başta olmak üzere ittifak içinde ve ikili ilişkilerimizde tüm sorumluluklarımızı daima yerine getirdik. Getiriyoruz; bunun da görülmesi lâzım.”

ABD, YPG’ye TIR’lar dolusu silah göndermekle kalmadı ki!.. Askerimizin başına çuval geçirdi… Türkiye’yi resmen “hasım” ilân etti… Ekonomimizi çökertme tehdidi savurdu… Trump, Erdoğan’a, “Aptal olma” dedi… Ege-Kıbrıs’ta her daim Rum-Yunan tezlerini destekledi… Dahası; bizzat iktidar, 15 Temmuz’un arkasında ABD’nin olduğunu söyledi.

Ayrıca dünya genelinde yaptıkları var ki; bunları da iktidarı destekleyen Yeni Şafak’ın önceki gün yayımladığı, “ABD terörü dünyaya yaydı” başlıklı haberden aktaralım. Haberde ABD’nin, “Afganistan ve Irak’ta kanlı işgâller yürüttüğü”, “İsrail’i çevreleyen birçok devletin zayıflamasına yol açtığı”, “terör örgütlerinin önünü açtığı”, “İslâm düşmanlığını körüklediği”, “pek çok bölgede işkence merkezleri kurduğu” anlatılıyordu.

Özetle; Amerika, her daim tam da Amerika gibi davrandı!..

Acaba Ankara’nın bu gerçeği görmesi, anlaması veya kabul etmesi için ABD’nin, Türkiye’ye daha ne yapması gerekiyor; resmen işgâl etmesi mi?!

Akar’ın Sivil Kıyafeti Mi?

Ülkemiz savunması adına acı ve ağır bu tablodan sonra azıcık tebessüm ettirecek bir notu paylaşalım.

Önceki gün yine Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök, Hulusi Akar’ın 9 Eylül’de İzmir’de verdiği görüntüleri överken, “Sivil kıyafeti ile halk arasında dolaşıyordu.” ifadesini kullandı.

Bildiğimiz kadarıyla Akar emekli oldu; yani artık bir sivil. Sivil kıyafetle dolaşmayacaktı da neyle doşalacaktı? Ya da Özkök, Akar’ın birlikleri ziyaretinde giydiği MSB armalı montu üniforma mı sanıyor?!

Müyesser YILDIZ
13 Eylül 2021