İçeriğe geç

Akar Amerika’nın Amerika gibi Davranmasını İstemişti… ABD De Öyle Yaptı; Teröristbaşını Washington’a Davet Etti!..

Savunma Bakanı Hulusi Akar, 9 Eylül’de Hürriyet’ten Sedat Ergin’e Suriye’deki terör örgütü YPG konusunda ABD’den beklentilerini şu sözlerle ifade etti:

ABD, Suriye’de YPG ile bir ittifak içinde hareket ettiği sürece, bu ilişkilerin en önemli meselesi olarak kalır; ilişkilerde çok ciddi sıkıntılar yaşarız. Bu, ABD ile ilişkilerde birincil konumuzdur.”

“YPG’nin terör örgütü olarak adını koyması lazım. ‘YPG ile taktik nedenlerle bir ittifak kurmak zorundaydık.’ derseniz, bunu olumlu karşılamasak bile anlayabiliriz. Ama YPG’nin PKK olmadığını söylerseniz, ‘Hayır, bu PKK değil.’ derseniz, bu bizim aklımıza hakaret etmek olur. ‘Bunu yapmayın.’ diyoruz.”

“ABD’nin TIR’lar dolusu yardım gönderdiği YPG ile ilişkisini kesmesi gerekiyor.

“ABD’nin etraflıca düşünmesi lâzım. Amerika’nın en doğru hareketi Amerika gibi davranması olur. Türkiye ile olan bir ittifakı var; aramızda anlaşmalar var, akıl mantık var, bölgenin gerçekleri ve ihtiyaçları var. Bunların hepsini bir bütün olarak gören bir bakış lazım. Bu bakışta, vizyonda bir zafiyet olmaması lâzım.”

Akar’ın o dilek ve temennileri dillendirdiği gün Irak/Bağdat’ta bir devir-teslim töreni vardı.

Bu; IŞİD’le mücadele için ABD öncülüğünde, aralarında Türkiye’nin de olduğu 66 ülke veya uluslararası kuruluşa bağlı askeri birimler tarafından oluşturulan Birleşik Ortak Görev Gücü-Doğal Kararlılık Harekâtı’nın Komutanı Paul Calvert’ın görevi General John Brennan’a devretme töreniydi.

Calvert’ı nereden tanıyoruz?

Sadece 1 ay önce PKK/YPG’li teröristler ile bunların kılıf örgütü SDG (Suriye Demokratik Güçleri)’nin Suriye/Haseke’de düzenlediği toplantıya katılan ABD heyetinin başındaydı.

Calvert o toplantıda yaptığı konuşmada, “SDG ile ortaklığımız güçlü kalmaya devam edecek ve ABD hükümeti bunu destekliyor. SDG ile koalisyon arasındaki kalıcı ortaklığı duyurmak için buradayım. Ortaklığımız, DEAŞ’ın devam eden yenilgisinin bir teyididir ve geçtiğimiz yıl boyunca bu konuda çok şey başardık. Koalisyon, DEAŞ’a karşı savaşan SDG’yi yüzde 100 destekliyor.” dedi.

Bağdat’taki törene dönersek; devir-teslim ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Kenneth F. McKenzie’nin huzurunda yapıldı. Hani defalarca Suriye’ye gidip terör örgütünün başı Mazlum Kobani ile görüşen, öte yandan Afganistan’daki tahliye sürecini yürüten ve Türkiye’nin de bu süreçte “işbirliği” yaptığı General!..

ABD, güya PYD/YPG’yi değil, ama PKK’yı terör örgütü sayıyor ya; McKenzie konuşmasında IŞİD’le mücadeledeki başarılarını anlatıp bu amaçla Irak ve Peşmergeleri yaptıkları yardımlardan söz etti; ama bir kez bile olsun Kandil’de konuşlu PKK’nın adını anmadı!..

Törenle ilgili olarak CENTCOM’dan yapılan açıklamaya gelelim. General Calvert dönemindeki çalışmalar aktarılırken, Suriye’yle ilgili şunlar vurgulandı:

Suriye’de Koalisyon, DEAŞ karşıtı operasyonlar için tavsiye, istihbarat ve hava desteği ile Suriye Demokratik Güçlerini desteklemeye devam ediyor. SDG, Koalisyon desteğiyle, DEAŞ’ın finansmana erişimini engellemek için kritik petrol altyapısını ve tarımsal varlıkları korumayı sürdürüyor.”

“İşte ABD’nin, Ankara’nın hem dilek ve temennilerini duymadığının hem de uyarılarını dikkate almadığının en son kanıtı” diyecektik; ama Washington’dan bir “açılım” daha geldi.

Sırada Ne Var?

İktidarı destekleyen Milliyet Gazetesi dün, “ABD’nin Rojava Özerk Yönetimi ve DSG ile kapsamlı siyasi görüşmeler yapmaya hazırlandığını, bunun için Demokratik Suriye Meclisi (DSM) Başkanı İlham Ahmet başkanlığındaki bir heyeti Washington’a davet ettiğini” yazdı.

Heyette; bölgedeki Arap, Süryani ve diğer örgüt ile grupların temsilcilerinin yanısıra eski ABD Başkanı Trump’ın “general” dediği, CENTCOM Komutanı McKenzie’nin de sık sık ziyaret ettiği terör örgütünün başı Ferhat Abdi Şahin, yani Mazlum Kobani’nin de yer alacağı öne sürüldü.

Haberde; Biden yönetiminin göreve gelmesinden bu yana bölgedeki yönetim kademesi ile diğer siyasi gruplarla ilk kez kapsamlı siyasi görüşmeler başlatmaya hazırlandığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın sözkonusu heyeti Beyaz Saray’ın talebi doğrultusunda davet ettiği belirtildi.

Heyetin, Obama’nın Suriye Özel Temsilcisiyken YPG’den plaket aldığı için Erdoğan’ın dönemin Başkan Yardımcısı Biden’ın yanında, “Bir daha yapma” diye uyardığı, Biden’ın Başkan olmasının ardından ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin “Ortadoğu ve Kuzey Afrika Koordinatörlüğü’ne” atanan Brett McGurk’la görüşeceği, ayrıca aynı heyetin Washington’dan sonra Rusya’ya gidip Devlet Başkan Yardımcısı ile Dışişleri Bakan Yardımcısı’yla biraraya geleceği de kaydedildi.

Beyaz Saray’a Bir Adım Kala

ABD-YPG ilişkisi, Türkiye’nin arananlar listesinde yer alan teröristbaşı Mazlum Kobani’nin Dışişleri Bakanlığı ve McGurk tarafından ağırlanması aşamasına geldiğine göre, sırada ne olabilir?

Dönemin ABD Başkanı Trump ile Erdoğan’ın Kasım 2019’da Washington’da görüşmesinden sonra düzenlenen basın toplantısını hatırlayalım.

Soru soran Türk gazeteciler arasında Sabah Yazarı Hilal Kaplan da vardı. Erdoğan, “Evet Hilal Hanım buyur.” sözleriyle Kaplan’dan sorusunu sormasını isterken Trump, “Türkiye’den dostane bir insan; lütfen, yalnızca arkadaş canlısı gazetecileri görmek isteriz. Etrafta onlardan fazla yok.” ifadesini kullandı.

Hilal Kaplan, Trump’a şu soruyu yöneltti:

Obama’nın kusurlu dış politikalarını devraldınız. Bu kusurlardan birisi ABD’yi terörist gruplarla ortaklık ettirmekti. PKK ve Suriye’de YPG. Siz bunun ABD-Türkiye ilişkilerine verdiği hasarı düzeltmeye çalışıyorsunuz. Ancak siz aynı zamanda YPG’nin sözde liderini Beyaz Saray’a davet ettiniz. İsmi Mazlum Kobani. Ve bu kişi Türkiye’de en az 18 terörist saldırıdan sorumlu, bu saldırılar da 184 askerin ve 48 sivilin ölümüne sebep oldu. Bugünkü toplantıdan sonra hâlâ onu Beyaz Saray’a çağırmayı düşünüyor musunuz? Ki, böyle bir şey Türkiye toplumu için son derece gücendirici ve kırıcı olur.”

Trump, “Kürt gruplar arasında farklı yapılanmalar olduğunu ve Mazlum Kobani ile kısa bir süre önce görüştüğünü” belirtip, şunları söyledi:

Yakın zamanda görüştüm kendisiyle. İyi bir görüşmemiz oldu. Çok yakın olarak çalışıyoruz. Ayrıca sizin muhteşem Cumhurbaşkanınız ile da çok yakın çalışıyoruz. Çok sayıda olumlu gelişme yaşanıyor.”

Ardından da Erdoğan’ı işaret ederek, “Şimdi Başkan’a bir soru sorabilirsin, aynı gazeteci. Gazeteci olduğuna emin misin? Türkiye Hükümeti için çalışıyor olmayasın, bu sorudan sonra.” dedi.

Peki Hilal Kaplan, bu olaydan 15 gün sonra kaleme aldığı “YPG elebaşı Beyaz Saray’a gider mi?” başlıklı yazısında nelere dikkat çekti?

Özetle; “Bu, PKK’nın bile meşrulaştırılmasına yol açacak bir sürecin ilk ayağı olabilir. O yüzden hem Rusya hem de ABD nezdinde ilişkileri koparacak türden bir kırmızı çizgi olduğu ne kadar vurgulansa azdır.” hatırlatmasını yapıp, “YPG elebaşının yakın gelecekte Beyaz Saray’a gidebileceğini sanmıyorum. Ancak bu uzak ihtimal gerçekleşirse, Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihte görülmemiş biçimde tepetaklak olacağına eminim.” iddiasında bulundu.

Maalesef o uzak ihtimalin gerçekleşmesine, dahası 7 ülkeden sonra ABD’nin de sözde “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi”ni tanımasına çok az kaldığı ortada!..

Bakalım Hilal Kaplan’ın emin olduğu gibi; “Türk-Amerikan ilişkileri tarihte görülmemiş biçimde tepetaklak” mı olacak yoksa Ankara, “klasik” hâle geldiği üzere; Macron ile ondan önceki Cumhurbaşkanı Hollande’ın YPG’lileri defalarca Elysee Sarayı’nda kabulünü hazmettiği gibi bunu da hazmedip çok sert “kınama” mesajlarıyla mı yetinecek?!

Müyesser YILDIZ
14 Eylül 2021