İçeriğe geç

Suriye’nin Hatay Cüretinin Arkasında Ne Var?..

Erdoğan Eylül’deki BM Zirvesi’nde umduğunu bulamayınca, yani Biden’la görüşemeyince, Rusya gezisi öncesi şu mesajları verdi:

Türkiye-Rusya ikili ilişkilerini ve Suriye’deki durumu masaya yatıracağız. Suriye’de nereye geldiğimizi, bundan sonraki süreçte de nereye geleceğimizi kendileriyle konuşacağız… Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir karara da varacağız… Türkiye-Rusya ilişkilerinde inşallah çok daha güçlü, çok daha farklı bir döneme girmiş olacağız… Biz Rusya ile ilişkilerde şu ana kadar herhangi bir yanlış görmedik.”

Erdoğan, Putin’den beklentilerinin çok farklı olduğunu belirtirken de, “Zira Suriye’de rejim maalesef, burada bizim için ülkemizin güneyinde adeta bir tehdit oluşturuyor. Burada bir dost ülke olarak da Sayın Putin’den, daha doğrusu Rusya’dan, bir dayanışmamızın gereği olarak farklı yaklaşımlar bekliyorum. Bu mücadeleyi de güneyde birlikte yürütmemiz lâzım.” dedi.

Erdoğan bunları söylerken, Ankara’nın tüm uyarılarına rağmen PKK/PYD/YPG’nin uzantısı olan sözde Suriye demokratik meclisi başkanı İlham Ahmed başkanlığındaki “Rojava özerk yönetimi” heyeti bir kez daha Moskova’ya davet edilip Putin’in Ortadoğu-Kuzey Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov’la görüşmüştü.

ABD ile Rusya’nın bölücü terör örgütüne bakışında hiçbir farklılık olmadığını, dahası ABD’nin sözde tavrının aksine, Rusya’nın PKK’yı terör örgütü bile saymadığını hatırlatıp devam edelim.

Erdoğan, Putin’le görüşmesinden sonra PKK/YPG heyetinin Moskova’yı ziyareti hakkında şöyle konuştu:

Özellikle üzerinde durduğum bir konu da PKK/YPG’nin Moskova’da olmasıydı. Bunu Putin’e hatırlattım. ‘Terörle mücadelede dayanışmamızı artırmalıyız.’ dedik. Terör örgütü PKK/YPG’nin bu bölgelerdeki varlığının sonlandırılmasıyla ilgili, daha önce varılan mutabakatların gereği yapılmalıdır.”

Bu sözlerin üzerinden iki ay geçmeden, aynı heyet yine Moskova’ya gitti. Bu defa sadece Bogdanov’la değil, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la da bir araya gelip, “Rojava’daki durumu” görüştüler!..

Ukrayna Isınırken

Malûm, gündemde bir kez daha Ukrayna var; sular alabildiğine ısındı. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması dahi konuşuluyor.

Ankara’nın Ukrayna, özellikle de Kırım konusunda ABD-AB-NATO cephesinde yer aldığı biliniyor. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken daha dün, “Ukrayna’yı NATO müttefikleriyle birlikte destekleyeceklerini” duyurdu.

Ukrayna meselesinin Türkiye’ye sıcağı sıcağına yansımalarına gelmeden önce Rusya cephesindeki iki açıklamayı hatırlatalım.

Geçen Mayıs’ta Ankara’nın, Kırım Tatar sürgünün yıldönümü mesajlarına tepki gösteren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Türk Devleti’nin etnik azınlıkların savunucusu rolünü oynamasının “çok şüpheli” olduğunu ifade edip şunları söyledi:

Türkiye’de etnik, dilsel ve dini nitelikli çözülmemiş sorunlar var. Ankara’yla etkileşim kurabileceğimiz ve ortak çabalar sergileyebileceğimiz çok sayıda konu, sorun ve alan mevcut. Bu tür etkileşimde deneyim sahibiyiz; gelin bunu kullanalım ve bu tür şeylerle uğraşmayalım.”

Yani, “Biz de sizin azınlıkları kaşırız.” demeye getirdi!..

Moskova’nın son mesajı ise Dışişleri Bakanı Lavrova’a ait, çok taze ve Erdoğan ile MHP Lideri Bahçeli’nin “Türk dünyası” haritasıyla verdiği poza ilişkin. Rusya’nın soydaşlarının da çok geniş bir coğrafyaya yayıldığını, kendilerinin de dünya haritasını belirli renklerle boyayabileceğini ve neredeyse tüm dünyayı kapsayacağını kaydeden Lavrov, “Soydaşlarla bağları sürdürmekte utanç verici bir şey görmüyorum. Bizim soydaşlarımızın ve yurttaşlarımızın da yaşadığı coğrafyalar var. Biz de dünya haritasını belirli renklerle boyayarak onlara farklı bir ton verebiliriz. Elbette en başta tüm post Sovyet coğrafyası. Ayrıca Almanya’da, diğer Avrupa ülkelerinde, İsrail’de, ABD’de, Latin Amerika’da, Arjantin’de de SSCB halklarını temsil eden çok sayıda yurttaşımız var.” dedi.

Eş Zamanlı İki Olay

Ukrayna’ya dönelim; dikkatler buraya yoğunlaşmışken, güneyimizde dikkat çekici iki olay yaşandı.

İlki; yukarıda PKK/YPG ile görüşmelerini aktardığımız Putin’in Ortadoğu-Kuzey Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov önce Tahran’a ve Bağdat’a, ardından da Erbil’e gidip Barzaniler ile görüştü. Bu görüşmelere ilişkin verilen bilgiler şöyle:

Mesut Barzani, “Rojava’da Kürt halkının geleceğine ilişkin görüş ve endişelerini” iletti. Bogdanov da, “Kürt halkı ile Rus halkı arasında devam eden tarihi ilişkilere” atıfta bulunarak “ilişkilerin daha da ilerletilmesi yönündeki umudunu” dile getirdi.

Neçirvan Barzani, “Suriye’deki Kürt tarafların ortak bir anlayış içinde hareket ederek, sorunlarını çözüme kavuşturmasından yana olduğunu” bildirdi. Bu görüşmede Bogdanov da “Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile gerçekleştirmiş olduğu görüşmeye de” değindi.

Mesrur Barzani, “Suriye konusunda Kürt halkının haklarını ele alan kapsayıcı bir plana ihtiyaç olduğu konusunda anlaştıklarını” açıklarken Bogdanov, “Rusya’nın, Başkan Barzani’yi Kürt milletinin lideri olarak gördüğünü” ifade etti.

ABD ve Fransa’nın uzun zamandır Suriye’deki PKK/YPG ile Barzani’ye bağlı ENKS’yi bir araya getirmeye çalıştığı biliniyor. Anlaşılan o ki, aynı konuda Rusya da kolları sıvıyor!..

Eğer doğruysa, Bogdanov’un “Rusya, Başkan Barzani’yi Kürt milletinin lideri olarak görüyor. ifadesi de önemli.

Neden mi?

Çünkü yaklaşık 10 yıl önce, Suriye savaşının henüz başlangıcında, CIA’cı Henry Barkey de, “Suriyeli Kürtlerin lideri PYD değil, Barzani olacak.” demişti!..

Hatay Mesajı

İkinci olaya gelirsek; bayram değil seyran değil, Suriye Halk Meclisi iki gün önce, “Hatay’ın Türkiye’ye katılmasının 82’inci yıldönümü” adı altında bir bildiri yayımladı.

Bildiride, Hatay’ın Suriye toprağı olduğu öne sürülüp, “Geri alınması için mümkün olan her şeyin yapılacağı” tehdidi savruldu.

Bayram değil seyran değil” dememizin sebebi şu; bu tarih ne Hatay’ın bağımsızlığını ilânının ne de Türkiye’ye katılmasının tarihi!..

Sözkonusu gelişme üzerine Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, “Şam rejiminin sözde Halk Meclisinin bu açıklaması” hakkında şunları söyledi:

Suriye halkını hiçbir şekilde temsil etmeyen, demokratik meşruiyetten yoksun Halk Meclisi’nin ülkemizin toprak bütünlüğünü hedef alan hadsiz ve hukuksuz açıklamasını şiddetle reddediyoruz. Bu tarz açıklamalar, kendi halkına yıllardır zulmeden, yüzbinlerce masumun ölümünden ve milyonlarcasının yerlerinden yurtlarından edilmesinden sorumlu bir rejimin içinden çıkamadığı hezeyanın bir başka tezahürüdür. Türkiye, geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de, vatan topraklarına göz diken alçakça emellere ve milli çıkarlarına yönelik her türlü tehdide karşı gerekli karşılığı verme azim ve kararlılığına sahiptir.”

Soru şu:

Esad rejimi bu bildiriyi Rusya’nın bilgisi olmadan, kendi kendine yayımlamış olabilir mi?

Bakalım Erdoğan-Putin arasında bugün yapılması beklenen Ukrayna ağırlıklı telefon görüşmesinde, Rusya’nın PKK/YPG ve Erbil temasları ile Hatay konusu da gündeme gelecek mi?!

Müyesser YILDIZ
3 Aralık 2021