İçeriğe geç

Kerkük’te Yeni IŞİD Senaryosu Hızlandı

Irak’ta 10 Ekim’de yapılan seçimlerden bu yana Kerkük’le ilgili birtakım planlar adeta bağıra bağıra devreye sokuldu.

Ancak bazı emekli asker ve diplomatlar ile Irak Türkmen Cephesi eski Başkanı Erşat Salihi dışında kimsenin sesi çıkmadı.

Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, “Bu Türk kentinin peşmergenin denetim ve kontrolüne girmesi bölgesel dengeyi alt üst edecektir. Hiç kimse böylesi bir rezalete, bedeli çok ağır olacak bir işgâl girişimine heveslenmemelidir. Bir oluruz, beraber oluruz, gerekirse soydaşlarımızla birlikte Kerkük’te etten duvar öreriz.” çıkışı dahi duyulmadı.

TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ta İspanya’daki NATO toplantısında Kerkük’ü gündeme getirip, “Tehlikeli gelişmeler var. Kerkük’ün statüsü belli… Ama şimdi merkezi hükümetin Kerkük’ün kontrolünü, güvenliğini Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ne bırakacağı yönünde işaretler görüyoruz, duyumlar alıyoruz… Kerkük’ün IKYB’ye bağlanması ya da bunun yolunu açacak her adım Kerkük’te barış, huzur ve istikrar arayışlarına zarar verir. Sadece Kerkük’ün değil, Irak’ın tümünün barış ve huzurunu bozar.” diyerek uluslararası topluma üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi çağrısında bulundu da, Ankara’nın kılı yine kıpırdamadı.

2014-2017’de Ne Oldu?

Bu uyarıların sebebi, “IŞİD’le mücadele” adı altında Barzani Peşmergelerinin Kerkük’e girmesine karar verilmesiydi. Bilmeyenler için geçmişte yaşananları kısaca hatırlatalım.

IŞİD 2014’te Musul, Selahaddin ve Anbar’ın tamamını, Diyala ve Kerkük’ün ise bir bölümünü ele geçirmişti. Buralar Irak Ordusu, Peşmerge ve IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyon’nun desteğiyle kurtarılırken Peşmerge Kerkük’te kalmış, ancak daha sonra Irak Merkezi Yönetimi’nin baskısı sonucu buradan çıkmak zorunda kalmıştı.

Kasım 2015’te Kandil ile Suriye’nin kuzeydoğusu arasındaki bağlantıda kilit önem taşıyan Sincar’ın IŞİD’den kurtarılmasını ise medyamız, “Peşmerge güçlerinin başarılı harekâtı” diye sunmuş, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu da Mesut Barzani’yi arayıp, “Sözkonusu operasyondaki başarının münhasıran Peşmerge güçlerine ait olduğunu herkesin bildiğini” söylemişti.

Sonrasında Sincar PKK’nın “İkinci Kandil”i oldu ve Türkiye’ye verilen tüm sözlere rağmen teröristler buradan çıkarılmadı. Ve daha dört gün önce İktidarı destekleyen Yeni Şafak’da şöyle bir haber yayımlandı:

Sincar için Irak Bölgesel Kürt Yönetimiyle ‘çekilme’ anlaşması yapan terör örgütü PKK, ilçeyi terk etmediği gibi, bölgenin altını tünellerle doldurdu. Sincar Belediye Başkanı Mahma Halil, ‘Terör örgütü bölgede daha uzun süre kalmayı planlıyor. Federal hükümetten Sincar’ı korumasını istedik, ancak bir sonuç alamadık.’ dedi.”

Görüldüğü üzere Irak yönetimi Sincar’ı PKK’dan kurtarmıyor, ama “IŞİD’le mücadele” gerekçesiyle Peşmergeye, yeniden Kerkük’ün yolunu açıyor!..

Erdoğan’ın IŞİD Teşhisi

Kerkük merkezli son gelişmeleri aktarmadan önce Erdoğan’ın IŞİD/DEAŞ’la ilgili teşhisini de paylaşalım. 17 Kasım 2017’de Partisinin bir toplantısında, “Ülkemize karşı oynanan oyunların içinde yer alanların ihanetini biz de evlâtlarımız da asla unutmayacaktır.” diyerek, bu örgütün bizzat bu örgüte karşı mücadele ettiğini söyleyen güçler tarafından icat edilip silahlandırılmış ve yönlendirilmiş bir katiller ordusu olduğunu, arkasında kimlerin bulunduğunun her gün yeni belgelerle ortaya çıktığını kaydedip şunları anlatmıştı:

Her biri farklı gayelerle bölgeye gelen veya getirilen kadrolar buradaki özel bir ekip tarafından daha önceden belirlenmiş senaryoya uygun şekilde yönetilmiştir… Güya bu örgüte karşı savaşmak üzere silahlandırılan, eğitilen, sahada önleri açılan bir başka terör örgütü de benzer vahşetleri sergileyerek hâkimiyet alanını genişletirken kimsenin sesi çıkmamıştır… Bunların hepsinin de bölgeyi dizayn etmek için yapılan ince bir planın unsurları olduğu anlaşılıyor… Kardeşlerim, buradan açıkça ilan ediyorum; DEAŞ’ı icat eden kimse, PYD’yi kuran da odur. PYD’yi parlatan kimse, Kuzey Irak Yönetimi’ni bağımsızlık ilânına sürükleyerek, Irak’ın istikrarsızlığını derinleştirmek isteyen de odur… Biz biliyoruz ki, bunların derdi DEAŞ’la ve hatta terörizmle mücadele değildir. Bunlar için DEAŞ, İslâm düşmanlıklarını rahatça ifade etmenin bir aracıydı. PYD’yi parlatmalarının sebebi de bölgenin dizaynıyla ilgili projeleri için uygun bir araç olmasıdır… Dolayısıyla oyunu kuranlar için dün vuruşturdukları bu iki örgütün bugün bir araya gelmesinin hiçbir mahsuru yoktur.”

IŞİD’in Peşmergeye Saldırıları

Son duruma gelirsek;

IŞİD’in, 27-29 Kasım ve 3 Aralık tarihlerinde Süleymaniye ile Mahmur bölgesinde düzenlediği saldırılarda 17 Peşmerge hayatını kaybetti.

İlk saldırının ardından Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Cabbar Yaver, “IŞİD’lilerin Irak ordusunun kontrolü altındaki bölgelerden gelip, saldırdığını” öne sürerken, “Irak ordusu ve Haşdi Şabi güçlerin, Ekim 2017’de Kerkük ve tartışmalı bölgelere saldırısından önce bu bölgelerin Peşmergenin kontrolünde olduğunu ve o süreçte IŞİD’lilerin rahatça saldıramadığını” hatırlattı.

Neçirvan Barzani başsağlığı mesajında, “IŞİD’in artan saldırıları ve örgüt faaliyetlerinin yayılması bölgede ciddi tehdit ve tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle Peşmerge ve Irak ordusu arasında, Uluslararası Koalisyon Güçlerinin desteğiyle daha fazla işbirliği ve koordinasyon acil bir ihtiyaçtır.” dedi.

Başbakan Mesrur Barzani, “Bölgedeki mevcut güvenlik boşluğunu doldurmak için Uluslararası Koalisyon ile ortak hareket ederek, Peşmerge güçleri ve Irak ordusu arasındaki ortak güvenlik merkezleri ivedilikle aktifleştirilmelidir.” açıklamasını yaptı.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve ABD Erbil Başkonsolosluğu saldırıyı kınayıp, “ABD’nin, Peşmerge ve Irak güvenlik güçlerine verdiği destek ve IŞİD’in tamamen yenilmesi için kararlılığını sürdürdüğünü” vurgularken, İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi Mark Bryson-Richardson ile Mesut Barzani arasında yapılan görüşmede, “Peşmerge ve Irak güvenlik güçleri arasında istikrarı koruma ve terörizme karşı işbirliği konuları” ele alındı.

Bu arada IŞİD’in Mahmur’daki saldırıyı üstlenmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı’mız da “menfur saldırıyı şiddetle kınayarak” Türkiye’nin, “terörle mücadelede Irak Hükümeti ve IKBY ile Irak halkının yanında durmaya devam edeceğini” bildirdi.

Saldırılar Kerkük’e Bağlandı

Başka neler oldu?

“Barzanistan”daki Kürt partiler ortak bir açıklamayla, “Peşmerge ve diğer güvenlik güçlerinin birleştirilmesi” çağrısında bulunurken, “IŞİD saldırılarının temel nedeni, Kürdistan Bölgesi hükümetinin 140’ıncı madde kapsamındaki topraklar üzerinde egemenliğinin olmamasıdır. Kürdistan Bölgesi hükümeti Kürdistan topraklarının tamamı üzerinde egemen olmadıkça, bu tehlike devam edecektir. Kürdistan Peşmergelerinin 140’ıncı madde kapsamındaki bölgelere gidişi, buralarda egemenliğin sağlanması amacını taşımalıdır.” iddiasında bulundu.

Sözkonusu açıklamada; BM ve Uluslararası Koalisyon’un, tartışmalı bölgelerde güvenliği sağlaması konusunda Peşmergeye destek vermesi de istendi.

Tartışmalı bölgelerden” kast edilen, elbette ki, Kerkük başta olmak üzere Selahaddin, Diyala ve Musul.

Sonuç mu?

Irak Savunma Bakanlığı ve Peşmerge yetkilileri Bağdat’ta bir araya gelip, “IŞİD’e karşı ortak operasyonlara başlanmasını”, bu kapsamda Kerkük ve Diyala’da toplantılar yapılmasını kararlaştırdı.

Toplantıya, IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyon temsilcilerinin de katıldığı belirtildi.

Tekrarlayalım; IŞİD’le mücadele için kurulan ve sadece Peşmerge değil, PKK/YPG’yi destek veren bu uluslararası koalisyonun bir üyesi de Türkiye!..

Peki Ankara, şu denklemin ve 2017’de yarım kalan Kerkük senaryosunun neresinde?.. Bu derin sessizliğin yegâne sebebi “Barzani dostluğu” mu?

Eğer öyleyse; Mesut Barzani’nin önceki gün Erbil’de düzenlenen “Kürt diasporası” toplantısında, “Kürt davasının tüm parçalarda barış ve demokratik yöntemlerle çözülmesinden yanayız. Ne halkımızın sorunu ne de diğer sorunlar için savaş çözüm değil… Kürt diasporası kendisini örgütlemek için ciddi bir çalışma içerisinde olmalı ve tüm gönüllüleri ve yurtseverleri kutsal Kürdistan Bayrağı altında toplamalı.” dediğini de mi duymadılar?

Ve dahi bu defa Kerkük’ü ele geçirdikleri takdirde bağımsızlıklarını ilân edeceklerini görmüyorlar mı?

Müyesser YILDIZ
6 Aralık 2021