İçeriğe geç

Mahkeme Hasta Mahkûm İçin Adli Tıp’a Değil Polise İtibar Etti!..

Cezaevlerinde ciddi sağlık sorunları olan çok sayıda tutuklu ve hükümlü var. Ancak sadece birkaçının durumu gündeme gelirken, 15 Temmuz darbe davalarından yargılananlar başta olmak üzere çoğunun esamesi bile okunmuyor.

Adli Tıp’ın hasta mahkûmlara ilişkin tutumu da bir garip. Örneğin demans olduğu söylenen HDP’li Aysel Tuğluk için Cezaevinde kalabilir raporu verildi… 28 Şubat kumpasından hükümlü kalp hastası Çetin Doğan için de doktor, Kalp krizi riski var, ama içeride de dışarıda da bu risk aynı.” diyebildi.

Bir ay kadar önceydi; Kars Açık Cezaevi’nde kurulan Et Entegre Tesisi’nin açılışına katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bu konuya değinip; “Bir yandan muayene süreçleriyle ilgili öte yandan da cezaevinde tek başına hayatını idame ettiremeyecek durumda olanlarla ilgili yeni düzenlemelerin hazırlığında olduğumuzu bütün Türkiye kamuoyuna duyurmak isterim.” açıklamasını yaptı.

Bozdağ, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu da vurguladı.

10 Yıl Önceki Zihniyet

Kamuoyunda bilinen isimler dışındaki bir hükümlünün durumunu anlatmadan evvel 10 yıl öncesinden bir örnek verelim.

Pakistan’da askeri ataşe olan Deniz Albay Levent Kerim Uça yurda döndüğünde Balyoz kumpasında darbeye teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklandıktan 4 ay sonra rahatsızlandı. Doktorlar, kafasının içinde yumurta büyüklüğünda bir tümör tespit etti. 5 saat süren bir ameliyat geçirdi. Yüksek oranda felç geçirme riskine rağmen Adli Tıp, “Cezaevinde kalabilir” deyince tahliye edilmedi. Avukatının anlattığına göre; Adli Tıp’ta Uça’ya çocuk doktoru ve göğüs hastalıkları uzmanı bakmış, öyle karar verilmişti.

Cezaevine dönen Uça’nın beynindeki sinir uçları, steril bir ortamda bulunmadığı için mikrop kaptı.

Duruşmalar sırasında avukatı, yine cezaevinde Ergenekon kumpasında ölüme yatırılan bir başka isim olan Kuddusi Okkır’ın fotoğrafını gösterip, “Müvekkilimi tahliye etseniz kamu vicdanı yaralanır mı?” diye sordu.

Neticede Uça tam 3 yıl hapiste kaldı, 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz kumpasında “hak ihlali” kararı vermesinden sonra tahliye olabildi. Sonrasında sağlığına kavuşabilen Uça göreve döndü, Tuğamiralliğe terfi etti. 15 Temmuz darbe teşebbüsünde rehin alındı. 2020 YAŞ’ında da emekli edildi.

Şimdiki Zihniyet

Bugüne gelirsek; Levent Kerim Uça gibi, cezaevinde beyninden rahatsızlarının bir tuğgeneral var.

Suçlu suçsuz; darbe davalarından yargılanan herkes kamuoyu önünde peşinen mahkûm edildiği, ayrıca adeta durumlarına değil de isimlerine göre tavır/tepki gösterildiği için bu teğgeneralin adını vermeden anlatalım.

2018-2019’da şiddetli baş ağrılarından yakındı. Ancak uzun süre cezaevindeki doktora bile götürülmedi. Ağrıları artıp hastaneye götürüldüğünde beyin kanseri olduğu anlaşıldı, ameliyat edilip cezaevine gönderildi. Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını bu şartlarda, SEGBİS’le bağlanarak yaptı.

Sonrasında hastalık nüksetti, beyninde ödem toplandı, ikinci kez ameliyata alındı. Bir süre sonra üçüncü ameliyatı geçirdi ve daha dikişleri alınmadan yine cezaevine gönderildi. Bu defa da ameliyatlı bölge iltihap kaptı. Defalarca, önce cezaevinin hastanesine ardından dışarıdaki bir hastaneye götürüldü.

Götürüldüğü son hastane; kapsamlı bir hastanede bakılması yönünde rapor verince nihayet, ama bulunduğu ilden başka bir ildeki Adli Tıp’a gönderildi. Burada tutulduğu hastane koğuşunda ciğerlerini üşüttü, iki kere entübe edildi.

Avukatı bir yandan Adli Tıp’taki kontrolleri takip ederken, öte yandan bu ayın başında Anayasa Mahkemesi’ne başvurup tedbir kararı alınmasını istedi. Ancak bu tip başvurularda normalde 2-3 günde karar veren AYM’den herhangi bir cevap gelmedi.

Adli Tıp ve Savcı “Tahliye Edilsin” Dedi

Uzatmayalım;

Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, 12 Eylül’de şu raporu verdi:

Yoğun bakım ünitesinde, genel durumu kötü ve entübe şekilde tedavi altında olduğu bildirilmekle halihazırda; hastane şartlarında takip ve tedavisine devam edilmesi gerektiği, 3 ay süre ile cezasının infazının tehirinin uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.”

Rapora ilişkin müzekkere 14 Eylül’de ilgili mahkemeye gönderildi, bir gün sonra da Mahkeme kayıtlarına girdi.

Ancak dosya geçtiğimiz Cuma, yani 9 gün sonra incelemeye alındı. Karar için beklenirken, Mahkeme acil bir dosya geldiği gerekçesiyle görüşmenin Pazartesi gününe ertelendiğini bildirdi.

Ve dün sabah mahkûmun avukatına, 23 Eylül (Cuma günlü) tarihli karar tutanağı tebliğ edildi.

Mahkeme Polise Sordu ve “Toplum Güvenliği İçin Tehlikeli” Gördü

Hasta bir mahkûm için, üstelik Adli Tıp 3 aylığına tahliye edilsin dediği halde Mahkeme acaba niye bu kadar gecikti ve ne karar verdi?

Tutanaktan okuyalım. Önce şunlar anlatıldı:

Mahkememizce 15/09/2022 tarihinde toplum araştırması yapılması için ….. İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğüne yazılan müzekkeremize TEM Şube Müdürlüğü tarafından 20/09/2022 tarihli yazı cevabında, ‘Konu ile ilgili olarak yapılan araştırma sonucunda, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Cumhurbaşkanına suikast, yangın su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer biolojik kimyasal silah kullanarak öldürme, bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmak amacıyla öldürme. kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ‘Ağırlaştırılmış müebbet hapis, 68 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis 112 kez 18 yıl hapis, 86 yıl hapis, 22 kez 15 yıl hapis, 7 yıl 6 ay hapis cezalarını aldığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör örgütünün günümüzde hala aktif olarak faaliyetlerini yürüttüğünden dolayı karar ve takdirin mahkemeniz tarafından verilmesinin daha uygun olacağı değerlendirilmiştir.’ demiştir.”

Ardından Savcının, “Adli Tıp’ın raporu doğrultusunda 3 ay süre ile cezasının infazının ertelenmesi yönünde yazılı mütalaa sunduğu kaydedildi.

Nihayetinde de kendi mahkemelerinin sözkonusu isimle ilgili verdiği, halen İstinaf’ta görüşülmeyi bekleyen –Polisin cevabında bildirilen– suçlar ve cezalar tekrarlanıp şöyle denildi:

Mahkememizce yapılan araştırmalar ve incelemeler neticesinde; mahkememizin kararında sanığın, darbe teşebbüsü içindeki eylem ve örgütsel faaliyetleri nedeniyle sabit görülen suçlarından dolayı yukarıda belirtildiği üzere mahkumiyetlerine karar verildiği ve ….. İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce örgütün aktif olarak faaliyetlerini yürüttüğünün bildirilmesi üzerine maruz kaldığı ağır bir hastalık nedeniyle de olsa hüküm özlü sanığın adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasının toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturacağı anlaşılmakla adı geçen sanık hakkında herhangi bir adli kontrol tedbiri uygulanmasına takdiren yer olmadığına ve hükmen tutukluluk halinin devamına oy birliğiyle karar verilmiştir.”

Mahkeme, Adli Tıp’ın değil polisin görüşüne itibar ediyor…

Yürüyemez hale gelmiş, beyin kanseri olan biri; toplum güvenliği için tehlike sayılıyor…

İşte hukuk devleti” olarak gelinen son nokta… Bakalım daha neler görüp yaşayacağız!..

Müyesser YILDIZ
27 Eylül 2022

Kategori:Uncategorized