İçeriğe geç

Gizli Tanıktan Sonra Bir Müşteki de Şikayetinden Vazgeçti

Organize suç örgütü olduğu iddia edilen 20’si tutuklu 61 sanıklı Bora Kaplan davasına bugün devam ediliyor.

Ankara 32’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü celsesinin başlangıcında Mahkeme Başkanı, bu hafta müşteki ve tanıkları dinleyeceklerini belirtirken gizli tanık “Ü5″‘in ifadesinî geri çektiğini açıklayıp, “Bilginiz olsun.” dedi.

Dinlenen ilk tanık Erkan Doğan oldu. Doğan, beyanını yazılı metinden okumak için izin istedi, Başkan da izin verdi. Daha önce verdiği ifadeler ve medyaya yaptığı açıklamaları tekrarlayan Doğan, yaşadıklarının hayatını geri dönülmez şekilde etkilediğini söyledi. Sanıklardan AKP eski Ankara İl Başkan Yardımcısı Barış Kurt’un ihalelerde uygunsuzluk yaptığını, kamuda iş hallettiğini, Kimse Yok Mu Derneği ile bazı ilişkilere giriştiğini öne süren Doğan, Kurt’tan alacağını isteyince Bora Kaplan ve adamlarının kendisinî dövüp işkence yaptığını anlattı.

Bu arada sanıklardan birisi, “Yalan söylüyor.” diye bağırınca Erkan Doğan, “İşte bu Muhammet Kaplan.” derken Mahkeme Başkanı, “Atarım, efendi efendi dinleyin.” uyarısında bulundu. Sanıklar, Doğan’ın anlattıklarına gülünce de Başkan şöyle tepki gösterdi:

“Gülecekseniz, sırıtacaksanız atarım. Çıt çıkmayacak, yoksa hepinizi atar onu dinlerim.”

Erkan Doğan beyanının devamında şu ilginç ifadeleri kullandı:

“Sanıkların ifadelerini okudum. Ne yaşadığımı ben biliyorum. O yaşadıklarımdan sonra saat saat ne oldu, kaç dişim çekildi hatırlayamıyorum. Elimde saat, takvim yoktu; nokta atışı bilgiler veremeyebilirim.”

Erkan Doğan özetle şunları da kaydetti:

“Başıma gelenlerden sonra emniyet-adliye-siyaset bağlantısını görünce 2023’e kadar sessiz kaldım. 15 Temmuz akşamı fotoğrafım var. İbrahim Kalın ve Yavuz Bingöl’ün klibinde kullanıldı. Herkes şehit, tek canlı olan benim. O gece sokağa çıktım. Canmı ortaya koymuş biriyim. Bu dosyada FETÖ’yle bağlantı kurulmak istense de vatan için yaptıklarım ortada. Burası benim için son yol, hak yoludur. Tövbe haşa kimse bunlara dokunamıyordu. Her şeyden haberleri oluyordu. Bora Kaplan, siyasetçi olan Barış Kurt’a yaranmak için bunları yaptı. Benim neyi bıldiğimi o da biliyor. Bora Kaplan Barış Kurt’a yanaşmak, kendisini ispatlamak için bunları yaptı.”

Erkan Doğan, beyanının sonunda Başkan’ın sorusu üzerine, “Şikayetçiyim, hem bu dünyada hem öbür dünyada. Davaya katılmak istiyorum.” dedikten sonra Barış Kurt’un yakınlarının, TV’lere çıkmaması icin aradığını, hatta dün akşama kadar bazı meblağlar sunulduğunu öne sürüp bunları kayda aldığını, istenirse sunabileceğini kaydetti.

Bora Kaplan Salondan Atıldı

Erkan Doğan’a soru yönelten ilk sanık Barış Kurt oldu. Doğan bunları cevaplarken avukatından yardım alınca tartışma yaşandı. Mahkeme Başkanı, “Avukatına bakmadan, sormadan cevap ver.” uyarısında bulunurken, araya girip soru sormak isteyince, “Seninle mi uğraşacağım?” diyerek Bora Kaplan’ı salondan attırdı. Jandarmalar koluna girip götürürken de Kaplan, “Sürüklemeyin.” diye bağırdı.

Cevheri Güven’e Video Gönderdi mi?

Sanıklardan Muhammet Kaplan da Erkan Doğan’a, “abicim”, “güzel abim” hitaplarıyla İbrahim Kalın ile Yavuz Bingöl’ün klibinin videosunu Cevheri Güven’e gönderip göndermediğini sordu. Doğan göndermediğini belirtirken Mahkeme Başkanı, “Bunun esasa hiçbir katkısı yok. Kimin 15 Temmuz’da ne yaptığı bizi ilgilendirmiyor.” dedi.

Muhammet Kaplan’ın yönelttiği diğer sorulara da Erkan Doğan şu cevapları verdi:

Kaplan: Akman plazada seni tutmuşuz. Sonra iple 20’nci kattan 19’uncu kata inmişsin ve polisler gelip seni kurtarmış. O polislere bizim üst katta olduğumuzu söylemedin mi, niye gelip bizi almadılar?
Doğan: O atmosferde demek akıl etmediler. Bana niye soruyorsun? Onlara sor. Belki onları da siz ayarladınız.
Kaplan: Polis size en son ne zaman ulaştı? HTS kayıtlarını isteyeceğim de.
Doğan: İste. Tam olarak hatırlamıyorum.
Kaplan: Son birkaç gün, bir hafta içinde ulaştılar mı?
Doğan: Ulaştılarsa ne olmuş?
Kaplan: Yönlendiriyorlar, onun için.
Doğan: Beni polis mi yönlendiriyor?

Tutuklanan Müdürle Tokalaşmış

Sanık avukatlarından Sidar Yurtçiçek’in soruları sırasında da şu sert tartışmalar yaşandı:

Av. Yurtçiçek: Akman Plaza’nın 20’nci katından 19’uncu kata helikopterle mi indiniz?
Erkan Doğan: Sen askerlik yaptın mı?
Av. Yurtçiçek: Yapmadım. Polislere size işkence yapanların üst katta olduğunu niye söylemediniz?
Doğan: Canımı zor kurtardım.
Av. Yurtçiçek: Barış Kurt’a şantaj yaptınız mı, tehdit ettiniz mi?
Doğan: Hayır. Kimse Yok Muu Derneği’yle fazla haşır neşirdi. FETÖ’den ihraç edilen İller Bankası Genel Müdürü’yle ilişkileri vardı. Tehdit etmedim. O, sokak ağzıyla konuşmamı yanlış anlamıştır. O benim neler yapabileceğimi, ben onun neler yapabileceğini biliyorum.
Av. Yurtçiçek: Tutuklanan eminiyet müdürleri, bizim açımızdan çete olanlarla iletişime geçtiniz mi?
Doğan: Sadece polis memuru Resul Aydoğan’la görüştüm. Üç gün önce de Aydoğan’la Whatsapp üzerinden konuşmuşuzdur. Mesaj attı, “İyi misin?” diye sordu. “İyiyim.” dedim. Eğer bu elinizde varsa, örgüt de darbe yapan da sizsiniz. Bora Kaplan bunları nereden biliyor?
Av. Yurtçiçek: Sayın Başkan, müştekiyi uyarın, üslubunu düzeltsin. Ben tutuklanan emniyet müdürleriyle Whatsapp’tan Facetime’dan görüşüp görüşmediğini soruyorum.
Doğan: İsimlerini saysın tutuklanan müdürlerin. Mustafa Süvari, Resul Aydoğdu, soyadını bilmediğim Çağlar dışında emniyete gittiğimde Murat Çelik’le tanıştım, sadece el sıkıştım.

Erkan Doğan’ın bu son sözlerini sanıkların tamamı alkışlayınca Başkan, ilk alkışlayan sanığı salondan çıkarttırdı.

Sorularına devam eden Av. Yurtçiçek, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç’le iletişimi olup olmadığı sorusunu yöneltince Erkan Doğan, tüm bu polislerin fotoğraflarını göstermesini istedi. Devamında şu diyaloglar yaşandı:

Av. Yurtçiçek: Ben Organize polisi miyim?
Erkan Doğan: Ben telefon rehberi miyim?
Av. Yurtçiçek: Uğur Dündar’la nasıl görüştünüz?
Başkan: Davanın gazeteciyle ne ilgisi var? Oradaki beyanın dosyaya katkısı var mı?
Av. Yurtçiçek: Eskiden nasıl Samanyolu, Bugün vardıysa şimdi Halktv, Sözcü TV var.
Başkan: İnsanları, gazetecileri, basın mensuplarını zan altında bırakmayın. Sizi hukuken sorumluluk altında bırakır. Ben oradaki röportajlara bakıp karar vermeyeceğim.

Paranın Yetmeyeceği Bürokrat Kim?

Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu, Erkan Doğan için, “Ya bu nasıl dayı dayı konuşuyor? Resmen gider yapıyor. Bora Kaplan’ı attınız. Onun için de gereğini yapın.” derken Doğan’ın uyuşturucu kullanıp kullanmadığını sordu. Doğan buna cevap vermeyeceğini bildirirken Bora Kaplan adına dördüncü bir avukat gelince Başkan, üçten fazla avukata izin vermediğini hatırlatıp bu avukatın soru sormasını engelleyip polislerden de onu dışarı çıkartmalarını istedi. Tüm avukatlar buna tepki gösterirken Kaplan’ın bir avukatı çekildiğini bildirdi ve salondan çıkarılmak istenen avukatın davaya katılmasına izin verildi.

Bu arada Erkan Doğan bir başka avukatın sorusunu cevaplandırırken, “Hiçbirinizin ulaşamayacağı, paranızın yetmeyeceği bir bürokratı da tanık olarak getireceğim.” dedi.

Av. Rıdvan Şahin, sorularını müvekkilinin de dinlemesi gerektiğini belirterek Bora Kaplan’ın salona getirtilmesini isteyince Kaplan salona döndü. Av. Şahin’in sorusu üzerine gençliğinde uyuşturucu kullandığını açıklayan Erkan Doğan, devamındaki sorulara tepki gösterip yalan makinasına bağlanabileceğini söyledi.

Av. Şahin’ın, buraya gelirken baskı altında olup olmadığına ilişkin sorusuna da Erkan Doğan, “Şu anda baskı altındayım. Barış Kurt oradan kafa sallıyor, diş sıkıyor. Herhalde görülmùştür. Bir de avukat ordusu var.” karşılığını verdi.

Erkan Doğan’a soru sorarken, “bu arkadaş”, “abicim” gibi ifadeler kullanan Bora Kaplan, Doğan’ın bazı cevaplarına, “Yalan söyleme.” diye tepki gösterdi.

Kaplan’ın soruları sırasında özetle şu diyaloglar da yaşandı:

Kaplan: Şikayete ilk gittiğinde seni engelleyen polislerden neden şikayetçi olmadın?
Doğan: Yılanın başından şikayetçi olamıyorum, kıçından mı olacağım? Polisten olacağıma senden olurum. Siyasi konjonktür el vermedi.
Kaplan: Şimdi verdi mi?
Doğan: Verdi. Hak yerinde.
Kaplan: Sana bu kadar işkence yapıldıktan iki gün sonra bize niye mesaj atıyorsun?
Doğan: Beni bundan sonra da öldürebilirsin, umurumda olmaz. Yeter ki, ellerim bağlı olmasın, ayaklarım yere bassın, korkmam.
Kaplan: Seni burada öldürürüm. Kendisini arabaya aldığımızı söylüyor, öne mi arkaya mı oturdu?
Doğan: Kucağınıza oturacak halim yok.
Kaplan: Terbiyesiz… Uyuşturucu satıyor muyum?
Doğan: Öyle duydum.
Kaplan: Ben de senin karı pazarladığını duydum. Polis Resul’le mi görüştün?
Doğan: Evet. Nasıl da biliyor.
Kaplan: Murat Çelik’in adamı.
Doğan: Bir yerden icazet almışsın, “Erkan Doğan’ın üzerine buradan gidin.” diye.
Kaplan: Organize sizi kurmuş. Savcı da ağlarına, onların kumpasına düşmüş. Sahtekar.

Erkan Doğan’ın isteği üzerine verilen kısa süreli aranın ardından devam eden davada Bora Kaplan müşteki bölümünde oturan polislerin dışarı çıkarılmasını isteyip bunun adil yargılanma haklarını etkilediğini söyledi. Mahkeme Başkanı ise bu konuda daha önce ret kararı verdiklerini hatırlatıp, “Bizim için sakıncası yok.” dedi.

Sanıklardan Barış Kurt, Erkan Doğan’ın kaç telefonu olduğu konusunda yalan söylediğinin ortaya çıktığını öne sürerken BTK Başkanı’nın mahkemeye getirilmesini istedi.

Erkan Doğan’ın avukatının beyanları sırasında sanıklar müdahale edince Başkan tepki gösterip Barış Kurt’u salondan çıkarttırdı. Doğan’ın avukatı, “Müvekkilim hakkında algı oluşturuluyor ve müvekkilim baskı görüyor. Buraya gelirken bu baskılara boyun eğer mi diye korktum. Neyse ki, özgür iradesiyle ifade verdi.” dedikten sonra tutuksuz sanık Burak Kapucu’nun tutuklanmasına, diğer sanıkarın da tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

Duruşmanın devamında Bora Kaplan’ın emriyle Mahfuz Tatar’ı öldürdükten sonra öldürüldüğü öne sürülen Semih Arslan’ın annesi ve kardeşi dinlendi.

Oğlum Kaplan’ın Karakutusuydu

Anne Adalet Arslan özetle şunları anlattı:

“Benim oğlum kendisini öldürecek biri değildi. Kesinlikle intihar ettiğine inanmıyorum. Oğlumu öldürdüler. Ben Bora Kaplan’ın yanında çalışmasını istemezdim. Ne iş yaptığını bilmoyrum, bize bir şey söylemiyordu. İki silahı vardı, Bora Kaplan’ın silahlarıydı. Beş kuruşunu eve sokmadım, çünkü o paranın nereden geldiğini biliyordum. Evet, benim oğlum suçlu, cezasını Türkiye Cumhuriyeti adaleti versin. Oğlum elime geçse kendim teslim edecektim.”

“Oğlumun Adli Tıp raporu çıkınca savcıya gittim, beni azarlayıp intihar ettiğini söyledi. Bora Kaplan, sen oğlumu Müslümanlıkla kandırdın. Size beddua etmedim, Allah’a havale ettim. Senin paran varsa benim de Rabbim var. Oğlum senin kara kutundu, yok ettin. Bana 25 bin lira mezar parası góndermiş. ‘Asla oğlumu o kanlı parayla mezara sokturmam.’ dedim. Semih sen)n icin değerliydiyse niye gelip ‘Anne başın sağolsun.’ demedin? Yüreğin mi yemedi?”

Bunları söylerken ağlayan Adalet Arslan, Başkan’ın sorusu üzerine, “Ucunda ölüm de olsa davacıyım, davaya katılmak istiyorum.” dedi.

Semih Arslan’ın kardeşi Sercan Arslan da Kaplan’ın, abisinin altına üç hilalli bir Mercedes verdiğini, abisinin Kaplan icin “babam” dediğini kaydetti. Arslan, Bora Kaplan’a hitaben, “Gelseydin, sağken de ölüsünde de arkasında dursaydın bağrımıza basardık.” diye konuştu.

Arslan Ailesi’nin beyanlarından sonra söz alan Bora Kaplan, başsağlığı dileyip, “Parmağım varsa annenin beddualarını kabul edip amin diyorum, ama kardeşi Organize’nin gazına geldi.” dedi.

Sercan Arslan, Organize’nin kendisine bir şey söylemediğini belirtirken Kaplan para gönderdiği iddiasının da iftira olduğunu öne sürdü. Devamında şu diyaloglar yaşandı:

Kaplan: Para gönderdiğimi kim söyledi?
Arslan: Can ciğer dostun Erhan Uzun. Şu anda Sincan Cezaevi’nde.
Kaplan: Can ciğer dostum değil, ama çağıralım. “Duydum”la, “Gördüm”le konuşmak iftira olur.
Arslan: Sen niye cenazeye gelmedin?
Kaplan: Semih’le o kadar samimiyetim olsa gelirdim.

Müşteki de Şikayetinden Vazgeçti

Bugün dinlenen son müşteki Emirhan Bostancı ise polislerin telkiniyle şikayetçi olduğunu belirtip şöyle konuştu:

“Seni azmettiren Kamber Keskin’di diyerek fotoğrafından teşhis yaptırdılar. Kamber Keskin’i ilk defa burada gördüm. Katılma talebim yok. İşlerin bu noktaya geleceğini bilsem kendimi camdan atar şikayetçi olmazdım.”

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, söylediklerinin korku sonucu olup olmadığını sordu. Emirhan Bostancı, “Korku değil. Mahkeme falan, bu tür işleri sevmiyorum.” karşılığını verdi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Müyesser YILDIZ
20 Mayıs 2024

12punto link: https://12punto.com.tr/gundem/ayhan-bora-kaplan-sorusturmasinda-dinlenen-ilk-tanik-erkan-dogandan-carpici-iddia-televizyona-cikmamasi-icin-37464

Kategori:Uncategorized