İçeriğe geç

“Terörsüz Türkiye”nin Suriye Ayağında 9 Ayın Bilançosu

Ülkeyi yönetenler “terörsüz Türkiye” projesinin bir “devlet projesi” olduğunu anlatıp durdu ve “Bu sefer başaracağız, artık geri dönüşü yok… Ok yaydan çıkmıştır, gemiler yakılmıştır.” dedi.

Şimdiki projenin öncekilerden farkı; PKK açılımlarına karşı en büyük direnci gösteren MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’nin buna öncülük yapması ve sözde çözümün bölücü terör örgütü PKK’nın Suriye, İran ve Irak’taki bileşenlerini de kapsamasıydı.

Yoksa Erdoğan ve AKP, Bahçeli’nin şiddetle karşı çıktığı önceki açılımların da “bir siyasi partinin projesi” değil “devlet projesi” olduğunu vurgulayıp, “Ok yaydan fırlamıştır, artık bu iş çözüm yoluna girmiştir.” iddiasında bulunmuştu.

Devlet Aklı” Göremedi mi?

1 yıl önce elbirliğiyle Esad devrilip, HTŞ lideri Colani Suriye’nin başına Şara olarak oturtulduktan sonra iktidar medyası; Türkiye’ye bağlı Suriye Milli Ordusu’nun burasını PKK’dan kurtaracağını, operasyon için emir beklendiğini, 25 bin kişilik ordunun PKK/YPG’yi kuşattığını yazdı.

Sadece medya değil, MSB kaynakları da, “Suriye’de yeni yönetim ve onun ordusu olan SMO’nun Suriye halkıyla birlikte terör örgütü PKK/YPG’nin işgâl ettiği bölgeleri kurtaracağına inandıklarını” açıkladı… “Devlet projesi”nin mimarlarından eski MİT Başkanı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise “YPG/PKK’nın öncelikle Şam’daki yeni yönetimin sorunu olduğunu, bu konuyu düzgün bir şekilde ele alırlarsa, bizim müdahale etmemiz için bir neden kalmayacağını” söyledi.

Bu arada ABD ve BM, Türkiye ile PKK/YPG/SDG arasında “ateşkes” sağlandığını bildirdi. MSB, bu iddiayı “dil sürçmesi” olarak geçiştirdi. Ancak Colani-Şara da, “Türkiye’nin orada tam teşekküllü bir savaş başlatmaya hazırlanırken, müzakerelere alan açmak için onlardan beklemelerini istediklerini” duyurdu.

Neticede, 10 Mart’ta Colani ve Mazlum Kobani masaya oturtulup, 8 maddelik bir anlaşma sağlandı.

İktidar medyasının, “YPG teslim oldu” dediği anlaşmaya göre terör örgütü 31 Aralık’a kadar kendini fesh edecek ve Suriye yönetimine entegre olacaktı. Oysa Mazlum Kobani daha imzaların mürekkebi kurumadan, “adem-i merkeziyetçilik” demeye başlamıştı.

Biz de bu anlaşmadan iki gün sonra şunları yazdık:

İpe un serildiği o kadar belli ki!.. Komisyonlar kurulacak, görüşecekler ve anlaşmanın yıl sonuna kadar hayata geçirilmesine çalışılacak falan. Yani SDG görünümlü PKK/YPG/PYD, en az 9 ay daha zaman kazanmış oldu.”

31 Aralık itibarıyla gelinen nokta ortada. 9 ayın sonunda anlaşmadaki tek bir başlıkta bile ilerleme olmadı, terör örgütü yine “adem-i merkeziyetçi” noktada, Ankara’dan ise uyarı üstüne uyarı yapılıyor.

Atı Arabanın Önüne Bağlayınca

Niye böyle oldu? Çünkü yine atı arabanın önüne bağladılar, yani “büyük İsrail” projesinin ve terör örgütlerinin hamisi ABD’yi değil, bir kukladan başka şey olmayan İmralı’daki teröristbaşını muhatap alıp ona inandılar ve güvendiler.

Kurucu önder örgütün bütün bileşenlerine çağrı yaptı” dediler, olmadı… Teröristbaşının Meclis’teki adamları, “Rojava ve Suriye Öcalan’ın kırmızı çizgisi” dedi, inanmadılar… Bahçeli, tam iki kez “kurucu önder”den, “SDG/YPG/PYD”ye seslenmesini istedi, yapmadı… Sırf bunun için İmralı’ya, ayağına milletvekili gönderdiler, yine sonuç çıkmadı.

Nihayet nerede görülmüşse, kim aldı ve getirdiyse; teröristbaşına yılbaşı mesajı yayımlattılar. O da 10 Mart anlaşmasından söz etti, ama “yıllarca süren tekçi yönetim anlayışından” yakınıp “halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyaset modeli” önerdi. Dahası Türkiye’nin bu süreçte, “kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloğa açık bir rol üstlenmesini” istedi. Ez cümle; terör örgütüne değil, Türkiye’ye çağrı yaptı.

Teselli İkramiyesi: Trump’ın Erdoğan’a Övgüleri

Ankara’nın, bölücü terör örgütünün Türkiye’ye kafa tutmasından sadece İsrail’i sorumlu tutması ise ayrı bir ilginçlik. Sanki on yıllardır ABD eğitip donatmamış, koruma altına almamış, IŞİD’le mücadele koalisyonuna ortak yapıp “kara gücü” haline getirmemiş gibi. Oysa ABD-İngiltere-Fransa İsrail adına pişirdi, o da şimdi sadece hasılatı topluyor!..

Elimizde “teselli ikramiyesi” olarak ne var; Trump’ın Erdoğan’a övgüleri…

Erdoğan’ın daha geçtiğimiz Cuma namazı çıkışında “firavun” dediği Netenyahu’yu özel konutunda ağırlayıp yılbaşını bile onunla geçiren Trump’ın o övgülerini (!) hatırlatalım.

Öncelikle Netanyahu için, “O bir savaş dönemi başbakanı ve olağanüstü bir iş çıkardı. Bence yanlış bir başbakan seçilseydi, İsrail şu anda var olmazdı.” dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Şara’ya saygı duyduğunu, onun güçlü bir lider olduğunu, İsrail’in Suriye ile geçinmesini sağlayacağını ve Suriye konusunda Netanyahu ile ortak anlayışa sahip olduklarını kaydetti. Erdoğan hakkında da şunları söyledi:

“Suriye’deki çok kötü yöneticinin ortadan kaldırılmasına çok fazla yardım edenin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu unutmayın. Ve bunun için hiçbir zaman övgü istemedi ama gerçekten çok büyük bir payı var. Bibi de buna katılıyor. Ben de katılıyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptıkları için ciddi anlamda takdiri hak ediyor. Çok kötü bazı insanları ortadan kaldırdı. Bunu Suriye’de bin yıldır farklı isimlerle yapmak istiyorlardı, ama Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu yaptı. Ve biz de ona çok itibar ediyoruz, ben çok itibar ediyorum.”

“Erdoğan benim iyi bir dostum. Ona saygı duyuyorum. Bibi de ona saygı duyuyor ve aralarında bir sorun olmayacak. Onu çok iyi tanıyoruz ve benim Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’la kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptığımı gördünüz. O harika bir iş çıkardı. Sonuna kadar Erdoğan’layım. Sonuna kadar Bibi’yleyim. Hiçbir şey olmayacak.”

– (Türkiye’ye F-35 satışı) “Bunu çok ciddi şekilde değerlendiriyoruz. Onlar bunu asla İsrail’e karşı kullanmayacak, söz veriyorum.”

Trump şu övgülerin yüzde 1’ini örneğin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yapsa, iktidar ve medyası kıyameti koparırdı, değil mi? Ama ne yaptılar; teröristbaşının yılbaşı mesajındaki ifadeleri gibi, adamın F-35 için egemenlik hakkımıza el koymasını görmezden gelmekle kalmayıp Tump’ın övgülerinden destansı sonuçlar çıkardılar ve “Netanyahu’nun ABD’den umduğunu yine bulamadığını” öne sürdüler.

Trump’ın ifadesiyle “Erdoğan’ın Suriye’de kötü insanları ortadan kaldırmasının” sonuçlarına da bakalım.

İsrail Suriye’nin üslerini ortadan kaldırıp güneyini işgâl etti… Kontrol noktaları kurdu

Övgüleriyle övündükleri Trump da Golan tepelerini İsrail’e verdi. Bir de, “Bilseydim bedavaya vermezdim.” dedi.

Aynı Trump ilk başkanlık döneminde, 2019’da Golan’ın İsrail’e ait olduğunu söyleyince, “Türkiye’nin ve İİT’nin böyle hassas bir meselede sessiz kalması, emrivakilere boyun eğmesi düşünülemez. Golan Tepeleri’nin işgâlinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz, veremeyiz.” diye tepki gösteren Erdoğan’dan bu defa ise ses çıkmadı.

Şara Kimin Adamı?

Erdoğan’ın iki güne bir bakanları, MİT Başkanı’nı, Genelkurmay Başkanı’nı gönderdiği Şara’nın pozisyonunu da masaya yatıralım.

Trump, geçtiğimiz Kasım’da ilk kez bir Suriye Cumhurbaşkanı’nı Beyaz Saray’da ağırladı… “Şara benim adamım, onunla çalışacağım” mesajı verdi… O görüşmeye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da çağrıldı ve konu SDG’ye geldiğinde Şara, “Ben istediklerini yapacağım, ama Türkiye diretiyor” dercesine, entegrasyon konusundaki son gelişmeleri Trump’a Fidan’ın anlatmasını istedi.

İşte o görüşmeden sonra da Trump, Suriye’ye yaptırımları kaldırdı… Suriye IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na katıldı, yani bu koalisyonda yer alan SDG ile partner oldu.

Dün Hürriyet’ten Fatih Çekirge’nin bile, “[Suriye’de]Gerilim yükseldikçe yükseliyor… Şara ne yapacak? Anlaşılan o ki; ABD ve İsrail karşısında eli kolu bağlı bir izlenim veren Şara güç kullanmaktan yana değil. Türkiye’nin ‘Suriye yönetimi askeri destek isterse veririz’ önerisine karşı da Şam sessiz kalıyor. Dahası; Suriye yönetiminden bir isim güç kullanmak istemediklerini açıkça söylüyor.” tespitlerini yaptığına dikkat çekmekle yetinelim.

Hasıl-ı kelâm; Erdoğan epeydir, Bir gece ansızın gelebiliriz demese de 9 ayın sonunda havada operasyon kokusu var. Sanki ordusu, askeri, silahı kalmış gibi Şam yönetiminin yapacağı operasyona destek verilmesinden söz edilip Arap aşiretlerinden medet umuluyor.

Sadece şunu soralım:

Türkiye’nin yıllarca eğitip donattığı, Erdoğan’ın da “Kurtuluş Savaşımızdaki Kuvayi Milliye güçlerine” benzettiği, “Özgür Suriye Ordusu” veya “Suriye Milli Ordusu” denilen yapı, kuyunun dibi görülmeden neden hemen Şara’ya entegre edildi?.. Şimdi adı neden hiç geçmiyor ve gelinen bu noktada acaba ne yapar?!

Müyesser YILDIZ
4 Ocak 2026

12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/terorsuz-turkiyenin-suriye-ayaginda-9-ayin-bilancosu-107517

Kategori:Uncategorized