İçeriğe geç

Ayşe Ateş: “Sinan’ın Öldürülmesi Örgütlü Suçtur”

Ülkü Ocakları eski Başkanı Doç. Dr. Sinan Ateş suikastıyla ilgili olarak yürütülen, aralarında dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç, Ankara İl Başkan Yardımcısı Suat Yılmazzobu, eski Ankara Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal ve geçtiğimiz Ekim’de İstanbul’da öldürülen Av. Serdar Öktem’in de bulunduğu iki ayrı davanın birleştirilerek görülmesine başlandı. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın da ifadesinin alınmasını ve yargılamanın “örgütlü suçlar” kapsamında görülmesini isterken anne Saniye Ateş, yine Ahmet Yiğit Yıldırım başta olmak üzere MHP’li Olcay Kılavuz, Ulvi İzzet Yönter ve Semih Yalçın’ı suçladı.

Birleştirme kararından sonra Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü ilk celsesinde, tutuksuz 8 sanıktan 5’i katıldı.

Hatırlamıyorum… Bilmiyorum… Tanımıyorum”

Sinan Ateş’in annesi, eşi ve ablaları ile taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşma, bir başka davadan tutuklu Yunus Hasar’ın sorgusuyla başladı. Olaydan hiçbir haberinin olmadığını savunan Hasar, Mahkeme Başkanı’nın, “Suat Kurt senin evinde kalmadı mı?” sorusuna, “Kaldı. Aile dostumuz Koray Keskin’in aracılığıyla arayarak kalmak istediğini söyledi. O gelince de ben otelde kaldım.” karşılığını verdi. Hasar, Mahkeme Başkanı’nın, “Sen niye otele gidiyorsun? Onu niye otele göndermedin?” sorusu üzerine ise, “Evim 1+1’di. Kız arkadaşlarım rahatsız oldu. Onlar otele gitmek isteyince gittik.” dedi. Hasar, Kurt ayrıldıktan 15 dakika sonra polislerin geldiğini belirtirken de Kurt’un daha önceden bir dosyası olduğunu, ama hakkında yakalama kararı bulunduğunu bilmediğini kaydetti.

Suçluyu kayırmakla” suçlanan ve duruşmaya SEGBİS’le bağlanan Fatih Küçükerturan, olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını ve mağdurlardan birisi olduğunu savundu. Mahkeme Başkanı’nın soruları üzerine elektrik teknisyeni olduğunu, hafta sonları kardeşinin Sakarya’daki bungalov evlerinin işlerini yapmaya gittiğini, Sinan Ateş suikastının tetikçisi Eray Özyağcı’yı tanımadığını ve hayatında hiç görmediğini anlatan Küçükerturan, babasının dayısının oğlu Cihangir Yavuz’un, Özyağcı’yı tarifen, “tipi kayık birisi geldi” şeklindeki ifadesini de şöyle yalanladı:

Böyle bir şey gerçekleşmedi. Kendi kafasından uydurduğu bir şey. Eray Özyağcı’nın gelmesine imkân yok. Çünkü jandarma o bungalovların önünden günde 20 kere geçiyordu. Cesaret edip gelmesi mümkün değil.”

Sinan Ateş ana davasında suikastın azmettiricisi olduğu suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın isteği üzerine Ayşe Ateş’in kimlik bilgilerini sorguladığı öne sürülen Suat Yılmazzobu ise bunu yapıp yapmadığını ve Demirbaş’ın mesajlarını hatırlamadığını söyledi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, “Hatırlaman için sana Tolgahan Demirbaş’ın bazı mesajlarını okuyacağım” diyerek, ne iş yaptığını sordu. Yılmazzobu, elektrikçi olduğunu belirtince de Mahkeme Başkanı, “Böyle bilgileri sorgulama imkanın var mı?” sorusunu yöneltti. Yılmazzobu, “Bilmiyorum.” karşılığını verdi.

Yılmazzobu’nun avukatı ise Tolgahan Demirbaş’ın dijitallerinin “yasaklı delil” olduğunu savunup bunların derhal imha edilmesini ve Yılmazzobu’nun beraatına karar verilmesini istedi.

Cinayet günü görüştüğü Tolgahan Demirbaş’a bir WhatsApp grubundaki Sinan Ateş’in ölümüyle ilgili bilgi notu gönderen ihraç polis Talha Atalay, Demirbaş’la trafik cezalarını konuşurken, o notu hayatın olağan akışı içinde ve kendisiyle muhabbeti dolayısıyla gönderdiğini tekrarladı. Avukatı da, Atalay’ın Ağır Ceza’da yargılanmasının hukuksuz olduğunu iddia edip duruşmalardan vareste tutulmasını istedi.

Telefonunun şifresini vermediği için dosyası ana davadan ayrılan dönemin Ankara Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal, daha önceki savunmalarını tekrarladığını bildirmekle yetinirken, adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etti. Mahkeme Başkanı, ABD’den gelen rapora göre, telefonunda Sinan Ateş’in öldürüldüğü 30 Aralık 2022 tarihli Ali Yücel kaydının olduğuna dikkat çekip, Ali Yücel’i tanıyıp tanımadığını sordu. Aykal, “5 yıldır görevdeydim. Rehbere numarasını kaydetmiş olabilirim. O gün çok yoğun bir görüşme içindeydim. O arada görüştüğüm şahıslardan biriyse hatırlamıyorum. Zihnimde canlanan bir şey yok.” dedi.

Aykal’ın avukatı Aziz Bingöl ise cinayetten sonra Sinan Ateş’in telefonuna el konulduğunu, Ateş’in avukatı Ali Yücel’in de telefonu ne zaman alabileceklerini sormak üzere veya öncesinde baktığı başka davalar nedeniyle aramış olabileceğini söyledi. Av. Bingöl, kendilerinin telefonu ABD’ye gönderilirken, Tolgahan Demirbaş ve Doğukan Çep’in telefonlarının gönderilmemesini de eleştirdi.

Öldürülen Av. Serdar Öktem’in avukatı Oğuzhan Bilgin ise Öktem’in dosyasının ayrılarak düşme kararı verilmesini ve adli emanetteki materyallerin iade edilmesini istedi.

Dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı olan ve daha sonra İzmir Ülkü Ocakları Başkanlığına atanan Burak Kılıç bu duruşmaya da katılmadı. Avukatı, Kılıç’ın rahatsızlığı sebebiyle gelemediğini, buna ilişkin raporu sunduklarını ve bir sonraki duruşmaya İzmir’den SEGBİS’le katılabileceğini anlattıktan sonra şunları söyledi:

Burak Kılıç’la ilgili tek şey, Tolgahan Demirbaş’ın cep telefonundan çıktığı öne sürülen bir imaj. Bu hukuka aykırı elde edilmiş bir delil. Elimizde kuru bir PDF, kuru bir bilirkişi raporu var. Burak Kılıç’ın, Sinan Ateş’in oturduğu sitenin uzaktan görüntüsünü gönderdiği iddia ediliyor. Uzaktan görüntü, kişisel veri değildir. 2023’ten beri adli kontrol uygulanıyor. Burak Kılıç hakkında nitelikli insan öldürme suçlamasından KYOK verildi. Ağır Ceza alanına girmeyen işlerde adli kontrol süresi 2 yıldır. İsnat edilen suç, asliye cezalık bir suç olduğuna göre, Burak Kılıç duruşmalardan vareste tutulsun ve hakkında derhal beraat kararı verilsin.”

Ayşe Ateş: “Ülkü Ocakları Başkanının İfadesi Alınsın”

Sanıklar ve avukatlarının savunması tamamlandıktan sonra Ateş Ailesi ve avukatlarının beyanları alındı.

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, özetle şunları vurguladı:

Sinan katledilmeden önce bana, ana babasına, yakın arkadaşlarına Ahmet Yiğit Yıldırım’ın da onu öldürmek için kiralık katil aradığını söylemiş olmasına ve bizim de bu bilgiyi yüksek mahkemenizle paylaşmamıza; şu anda burada yargılanan şahısların hakkımızda edindikleri bilgileri Sinan’ın katledilmesine ilişkin müebbet hapis cezası alan Tolgahan Demirbaş’a ilettikleri, onun da bu bilgileri Ahmet Yiğit Yıldırım’a ilettiği dosyada bulunan deliller ışığında sabit olmasına; müebbet hapis cezası alan Tolgahan Demirbaş ile yardım ve yataklıktan hüküm giyen Emre Yüksel’in, Ahmet Yiğit Yıldırım’ın makam aracıyla kiralık katil Eray Özyağcı’yı Ankara’dan İstanbul’a kaçırdıkları bir önceki yargılamada hükme bağlanmasına; Ahmet Yiğit Yıldırım’ın Sinan’ın katledilmesinden sonra tutuklanan ve geçtiğimiz aylarda öldürülen Serdar Öktem ile hukuka aykırı bir şekilde, tutuklu olduğu esnada hastanede temas kurduğuna dair görüntüler basına yansımasına rağmen Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın henüz ifadesine bile başvurulmamıştır. Sinan hayattayken Sinan’ın yakın arkadaşlarının çocuklarını takip ettirme emri verecek ölçüde Sinan’a hasımlık eden kişi, Ahmet Yiğit Yıldırım isimli bu şahıstır. Bu bilgi, iddianamedeki deliller arasında mevcuttur. Bütün bu bilgiler ışığında Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın ifadesinin dahi alınmamış olması bir garabettir. Burada anlattıklarımın büyük bir tesadüf mü yoksa planlı bir cinayet mi olduğu hususunun aydınlatılması, kamuoyu vicdanının rahatlaması için elzemdir. Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın ifadeye çağrılarak deliller ışığında gerekli yargılamanın yapılmasını talep ediyorum. Sinan’ın katledilmesine ilişkin şu ana dek yürütülen yargılamada iki Özel Harekât polisi, bir çetenin üyeleri ve yüksek mahkemenizin karşısında ‘Mensup olmaktan gurur duyuyoruz’ diyerek siyasi kimliğini göğsünü gere gere söyleyen iki şahıs hüküm giydi. Bugüne dek yürütülen yargılamada Sinan’ın neden katledildiği, bu üç farklı grubu hangi karanlık gücün bir araya getirdiği gibi sorular henüz cevap bulmadı. Oysaki, hepsinin birbiriyle bağlantısını yüksek heyetiniz kurarak en yüksek cezaları vermeyi uygun bulmuştu. Burada ise bütün vicdan sahiplerinin zihninde şu soru cevap arıyor: bunca suçlu bir araya gelmişken yargılama neden örgütlü suçlar kapsamında yürütülmedi, yürütülmüyor? Yargılama neticesinde bütün bu soruların da yanıt bulacağına inanıyorum.”

Anne Ateş Üstüne Basa Basa Aynı İsimleri Verdi

Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş de sanıklar için “beyefendiler” ifadesini kullanarak, kapısına kadar gelip tehdit ettikleri halde hiçbir şeyi hatırlamamalarına dikkat çekip, ilk günden beri üstüne basa basa Olcay Kılavuz, Ahmet Yiğit Yıldırım, Ulvi İzzet Yönter ve Semih Yalçın’ın adını verdiğini belirtip, “Tabii ismini ağzıma almak istemediğim o bunaktan habersiz olmadı. Sabah akşam dua ediyorum, Allah hepinizin belasını versin.” dedi.

Sinan Ateş’in ablalarından Sevda Ateş Yörükoğlu, adalete güvenmek istediğini tekrarlarken Selma Ateş Kazancı, duruşmaya gelmeyen Burak Kılıç’ın, çakallarını evinin önünde dolaştırmaya devam ettiğini anlatıp, “Bizim çer çöple işimiz yok. Derdimiz yukarıdakilerle.” diye konuştu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, Sataşmayalım.” uyarısında bulundu.

Son olarak söz alan Ateş Ailesi’nin avukatlarından Şeyda Şahin, ABD’den telefonlarla ilgili ne gelip gelmediğini bilmediklerini, USB’lerin kendilerine verilmediğini bildirerek şöyle konuştu:

Bütün unutanlar bu dosyada toplanmış gibi. Burada kişisel verilerin ele geçirilmesi değil adam öldürme var. Burada garibanlar yargılanıyor, büyükbaşların ise ifadesi dahi alınmadı. Cihangir Yavuz bile 3 yıldır dinlenmedi. Adli kontrolü ihlal eden sanıklar hakkında tutuklama kararı verilsin ve vareste talepleri kabul edilmesin. Sinan Öktem’in adli emanetteki materyalleri de dosya netleşmeden iade edilmesin.”

Av. Fatih Güneş de, Burak Kılıç’ın sağlık raporu göndermesini, “Türkiye’de rapor almak zor değil. 80 yaşındaki kadın geliyor, o gelmiyor. Demek ki, ciddiye almıyor.” sözleriyle eleştirip Kılıç hakkında tutuklama kararı verilmesini veya daha ağır adli kontrol tedbiri uygulanmasını istedi.

Av. Sina Kaya ise Ayşe Ateş’in geçmişte Serdar Öktem’in tutuklanmasını istediğini hatırlatarak, “Talebi dikkate alınıp tutuklansa, bir insan ölmeyecek ve adalet tecelli edecekti.” dedi.

Beyanların tamamlanmasının ardından mütalaasını sunan Savcı, hukuka aykırı elde edildiği öne sürülen delillerin imhası, Serdar Öktem’in dijitallerinin iadesi ve vareste taleplerinin reddine, adli kontrol tedbirlerinin devamına ve Cihangir Yavuz’un dinlenmesine karar verilmesini istedi.

Mahkeme de Savcı’nın bu taleplerini kabul ederek duruşmayı 4 Mart’a erteledi.

Müyesser YILDIZ
8 Ocak 2026

12punto link: https://12punto.com.tr/gundem/ayse-ates-sinanin-oldurulmesi-orgutlu-suctur-107947

Kategori:Uncategorized