
15 Temmuz darbe teşebbüsünde dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı derdest edip Akıncı Üssü’ne götürmekle suçlanan ve Akar’ın da, “ürkütücü asker şahıs” diye tarif ettiği eski kurmay albay Fırat Alakuş, Akar ile eski Özel Kuvvetler Komutanı (ÖKK) Zekai Aksakallı’nın hem “FETÖ’cü” hem “sahtekâr” olduğunu öne sürdü. 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonları ile 15 Temmuz arasında bağlantı bulunduğunu da iddia eden Alakuş, yeni delil niteliği taşıdığı için ABD’den Halkbank, İran’dan ise Babek Zencani dosyalarının istenmesini, ayrıca dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan, yardımcısı Hakan Atilla, 4 bakan ile Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın tanık olarak dinlenmesini talep etti.
Yargıtay’ın kısmi bozma kararından sonra Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda yeniden görülmesine devam edilen Genelkurmay Çatı Davası’nda iki gün boyunca savunma yapan dönemin ÖKK 2. Özel Kuvvetler Tugay Komutan vekili eski kurmay albay Fırat Alakuş, “Terör örgütü mensubu ve yöneticisi değilim. Darbeci hiç değilim.” diyerek şunları anlattı:
“Hulusi Akar’ın ‘ürkütücü’ iftirasıyla lince ve yargısız infaza maruz kaldım. O gece Genelkurmay’a gelen Murat Korkmaz ve Halit Kazancı benim astlarım. Ben de emrimdeki ÖKK personelinden sorumluyum ve yapılan askeri operasyonun sorumluluğu da bana aittir. Emrimdeki personel masumdur. Yapılan, üç sahtekârın kumpasıdır. En başta, bana görevi tevdi eden Zekai Aksakallı günah keçisi bulmak ve kendisini kurtarmak için bana iftira atmıştır. Darbenin hedefi, siyasi liderler ve kurumlardır. ÖKK olarak bizim hangi siyasiye yönelik eylemimiz olmuştur? Zekai Aksakallı’nın tevdi ettiği görev, DEAŞ’ın karargâha yönelik eylemlerine karşı YAŞ faaliyetlerinde olduğu gibi emniyeti sağlamaya yönelik takviye vazifesiydi. Bu görevi aldım, astlarıma tevdi ettim. Murat Korkmaz ve Halit Kazancı, Zekai Aksakallı’nın en has adamlarıdır. Onun izni olmadan benim onlara emir vermem mümkün değildir. Kaldı ki, suç teşkil edecek hiçbir eylemleri de yoktur. Murat Korkmaz nasıl bir darbecidir ki, Genelkurmay’a gelirken polislerin emirlerine riayet ediyor, personeline ateş açıldığı halde karşılık vermiyor? TBMM’nin önünden geçiyor, oraya gitmiyor. Genelkurmay’da darbe mi yapılır ya? Şahsım ve birliğim, daha büyük bir planın parçası olarak tuzağa düşürülmüş, yargılama aşamalarında FETÖ’cü, kripto FETÖ’cü olduğu ortaya çıkan üç sahtekârın; Zekai Aksakallı, Hulusi Akar ve itirafçı olan ‘şapka’ kod adlı gizli tanık eski albay Hakan Bıyık’ın kumpas ifadeleri ve birtakım yargı mensuplarının çanak tutması neticesinde günah keçisi yapılarak cezalandırılmıştır. Zekai Aksakallı, aklanmak ve şahsi ikbalini garanti altına almak için personelini feda etmiştir. Genelkurmay’a takviyeye gelen başka birlikler de var. Ancak onlarda sadece komuta seviyesinde yargılama yapılırken bizde herkes yargılandı. Yargılanacaksak, benim yargılanmam gerekir. Bu hukuksuzluk yeter artık. 15 Temmuz’un kazananları Hulusi Akar, Yaşar Güler ve Zeki Aksakallı’dır. Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ın mahkemeye getirilmemesinin sebebi, gerçeklerin ortaya çıkarılmasını engellemektir.”
“Ürkütmenin Cezası Var mı?”
Ortada herhangi bir plan, cunta, darbe eylemi ve Yurtta Sulh Konseyi olmadığı halde 15 Temmuz’a “darbe” denildiğini belirten Alakuş şöyle devam etti:
“Sadece Gökhan Şahin Sönmezateş darbeci olduğunu söylüyor. Mehmet Partigöç ise, ‘Ben darbe yapsaydım, başarılı olurdu.’ diyor. Ortada garip bir darbe var. Darbe böyle yapılmaz. Erdoğan’a suikasttan da suçlanıyorum. Başyaver Ali Yazıcı orada topplu iğne batıracak kadar yakın, ama suikastı ben yapacağım. Bunu yazan savcı acaba ne içiyor? Benim suikast fantezisiyle alâkâm yok. Beni neye göre Yurtta Sulh Konseyi üyesi yaptınız? Hulusi Akar’ın ‘ürkütücü’ demesiyle yönetici oldum. Beni tarihe gömdü. Kaldı ki, Akar’ın iki farklı ifadesi var, aralarında 20 değişiklik var. Bu nasıl izah edilir? Aynı tarih ve sayılı iki ifade olması evrakta sahteciliktir, sahtekârlıktır, suç ortaklığıdır. Kim korkak, ürkek, tırsık, ödlek, ürkünç? Hulusi Akar’ı ürkütme ihtimalim var mı? Mümkün değil. Ürkmüşse boyutu, niteliği nedir? Ürkütmenin Türk Ceza Kanunu’nda karşılığı var mı? Acaba Anayasa Mahkemesi bu konuda ne karar verir? Hulusi Akar’ın tam da yaptığı, cazgırlıkla suç bastırmasıdır. Yargının Hulusi Akar vakasını örtbas gayreti de anlaşılır gibi değil. Hulusi Akar’ın, yargı mensuplarını suç ortağı yapma çabası var. Hulusi’nin yediği nanelerin hiçbirisini görmüyor, duymuyorlar. Bu müstesna yiğidi alkışlamak lazım.”
“Daha Eşek, Maymun Gelecek… İzin Veremem”
Alakuş’un savunmasında kullandığı kimi ifadeler ve görseller Mahkeme Başkanı’nın tepkisini çekti.
Sık sık, “Çok hızlı gidiyorsun, ‘yağmacılar, hırsızlar, geri zekalılar’ diyorsun. Dikkatli ol… Saatli bomba gibisin.” diye uyarılarda bulunan Mahkeme Başkanı, Alakuş’un 15 Temmuz ile 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonları arasında bağlantı olduğunu iddia etmesine de, “Bu anlattıklarının davayla ilgisi yok.” sözleriyle karşı çıktı.
Alakuş ise iddianame, gerekçeli karar ve Yargıtay İlâmı’nda 17/25 Aralık’ın defalarca geçtiğini belirterek, “Çok ilgili. Darbe davasının başlangıcıdır.” karşılığını verdi.
Bunun üzerine de Mahkeme Başkanı, “Siyasi savunma istemiyorum, müsaade etmiyorum. Sen var dedin diye illiyet bağı olmuyor. Fotoğraflar, benzetme, tahkir, aşağılayıcı söylemler ve görseller de istemiyorum.” dedikten sonra bu uyarısını, “siyasi beyanda bulunduğu”, “siyasiler ve yargıya yönelik kişilerin onur ve saygınlığını zedeleyici beyanlarda bulunmaması konusunda uyarıldı” ifadeleriyle zapta geçirdi.
Ancak Alakuş, 17/25 Aralık operasyonlarının üzerinde durmaya ve kimi benzetmeler yapmaya devam edince Başkan şöyle tepki gösterdi:
“Hâlâ devam ediyorsun. Angut, karga; bu benzetmeler hakaret içeriyor. Bunları ekrandan kaldırıyoruz. Bu şekilde olmaz. Savunmanı gördüm; daha eşek, maymun gelecek. Buna izin veremem. Böyle bir savunma olamaz. Bizi de ciddiye almıyorsun. Suç işlenmesine, hakaret edilmesine izin vermem. Bundan sonra yansıları kullanmana da izin vermiyorum.”
Alakuş’un avukatı Ayşe Nesibe Özer’in, “Hakaret yok. Kimi canlıların özelliklerinden söz ediyor. İsterse iki gün boyunca fıkra da anlatır. Eğer suç varsa, Savcı suç duyurusunda bulunabilir.” şeklindeki itirazı üzerine de Başkan, “Hakaretle, benzetmeler var. Savunmasını gördüğüm için; devamında daha ağırları var. İzin vermiyorum. Oybirliğiyle reddedilmiştir. Kıyas yaparak eşeğe, maymuna benzetecek, ‘Kılavuzu karga olanın burnu kurtulmaz’ diyecek. Biz savunmayı kısıtlamıyoruz. Söylediklerini herkes dinliyor, görmelerine gerek yok.” açıklamasını yaptı.
“Zafer Çağlayan ABD’ye Gitsin Bakalım”
Bu tartışmalar nedeniyle verilen aranın ardından savunmasını sürdüren Fırat Alakuş, “Örgüt yöneticisi olmaktan yargılanıyorum. Bunlara cevap vermeyecek miyim?” dedikten sonra yine 17/25 Aralık’tan söz edip şu iddiaları dillendirdi:
“Bu davayı leylek getirmedi. 2013’te başlayan bir süreç var. 15 Temmuz, 17/25 Aralık’ın savuşturulmasıdır. 8.5 milyar doların akıbetinin ortaya çıkmaması için 15 Temmuz tezgâhlanmıştır. İktidar rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarına beka meselesi olarak bakmıştır. Anayasa’yı ihlâl eden ben değilim, iktidardır. Gerek Rıza Zarrab’la ilgili bilgi ve belgeler gerekse Halkbank davası yeni delil niteliğindedir. Zafer Çağlayan şansını denesin; ABD’ye, Disneyland’ı görmeye gitsin bakalım. Hukukun işlediği ülkelerde işler nasıl dönüyormuş, anlayalım.”
Alakuş, “15 Temmuz’un siyasi kışkırtıcısı, siyasi ayağı kimdir?” diye sorduktan sonra da ABD’den Halkbank, İran’dan Babek Zencani dosyalarının istenmesini, ayrıca dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan ile yardımcısı Hakan Atilla’nın yanı sıra dört bakan ile Ahmet Davutoğlu’nun ve Ali Babacan’ın tanık olarak dinlenmesini talep etti.
Fırat Alakuş’un avukatı Ayşe Nesibe Yazar ise, “Albay rütbesiyle koskoca Genelkurmay Başkanı’nı korkutmayı başarmış” yorumunu yaparak, Hulusi Akar’ın bir lokantayı teftiş görüntülerini izletti ve “O kadar korkmuş ki, etkisi yıllar sonra böyle çıkmış.” dedi. Av. Yazar, 40 bin insanımızın ölümünden sorumlu olan Abdullah Öcalan’a bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, Alakuş’un 138 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığını da kaydetti.
Alakuş’un diğer avukatı da, “Akar, müvekkilimle çalıştığı ve soyadıyla hitap ettiği halde o gece neden ilk kez görmüş gibi davrandı?” diye sordu.
Müyesser YILDIZ
8 Mayıs 2026