İçeriğe geç

Genelkurmay Kıbrıs Dairesinde Çalışanların Başına Neler Geldi?

Şimdilerde özellikle iktidar medyası, “TSK’ya bu kumpas niye kuruldu?” diye soruyor. Elbette ki, bal gibi biliyorlar, ama itiraf etmek zor geliyor. Çünkü elbirliğiyle işledikleri suç büyük.

Bilmezden gelenler değil, gerçekten bilmeyenler için tekrar vurgulayalım. TSK’ya kumpasın bir değil, çok sebebi var. Toplam hedefi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yok edilmesidir.

“Büyük Kürdistan” projesinin hayata geçirilebilmesi, o sebeplerden biridir mesela.

Irak’taki parçayı hallettiler. Parası, bankası, sözde “ordusu” bile var. Son olarak Türkiye’nin yeşil ışık yakmasıyla, Irak merkezi hükümetinden bağımsız olarak petrol ihracatına başlama kararı aldılar.

Suriye parçası da hemen hemen tamam… IŞİD-PYD kuklalarıyla, Türkiye’yi Suriye “Kürdistanı” konusunda da iyice esnetmek için zamana oynuyorlar sadece.

Doğu-Güneydoğu’da “alan hâkimiyetinin” kime teslim edildiğini söylemeye gerek yok.

Peki, en azından “Barzanistan”ın “bağımsızlık” ilânı için daha ne bekleniyor?

Emperyalistler her daim açık açık söyledi; “Denize açılmayan bir Kürdistan yaşamaz” diye…

İşte onu bekliyorlar.

O denizin anahtarı mı; Tabii ki, Kıbrıs…

“Barzanistan”ın temellerini atan ABD’nin Irak’ı işgâliyle, Kıbrıs’ta Annan Planı dayatmalarının eş zamanlı olması tesadüf müydü?

Ya şimdi, tüm gözler Suriye’deki “Kürt koridoruna” çevrilmişken, Cumhurbaşkanı seçilmesini tüm emperyalistlerin ayakta alkışladığı Mustafa Akıncı’nın Rumlarla, Türkiye’nin garantörlüğü dahil her konuyu görüşmek üzere masaya oturmuş olması?

2004’teki Annan Planı’na Türkler “evet” derken, Rumların “hayır”ı herkesi şaşırttı. Oysa o planla, 5-10 yıl içinde KKTC’yi ekonomik ve siyasi açıdan yutabileceklerdi.

Ama ezeli bir korkuları vardı; Türkiye’nin garantörlüğü ve adada Türk askerinin varlığı… KKTC’yi yutsalar da bu iki konu halledilmeden, kuzeyin kendilerine yar olmayacağını biliyorlardı.

İşte gelinen nokta; Arkalarında ABD, AB, İsrail, Rusya, Mısır, Yunanistan, İtalya, Fransa; Masada da Türkiye’nin garantörlüğünün ortadan kaldırılması ve Türk askerinin “tıpış tıpış” gönderilmesi var.

Suriye’den, Doğu Akdeniz’e uzatılan koridorla paralel yürüyen Kıbrıs’taki bu gelişmeleri niye kimse konuşmuyor?

-Kumpas İşte Bunun İçin Kuruldu-

TSK’ya niye mi kumpas kuruldu? Şu örneğe, Genelkurmay bünyesinde kurulu Kıbrıs ve Yunanistan dairelerinde görev yapan subayların başına gelenlere ne dersiniz?

1996 Kardak krizinden sonra kurulan Kıbrıs Daire Başkanlığının personeli, ağırlıklı olarak denizci kurmay subaylardı.

İlk başkan Tümamiral Mustafa Özbey 28 Şubat davası sanığı oldu… Sonrakilerden Tümamiral Özer Karabulut Balyoz, Koramiral Kadir Sağdıç Balyoz ve Poyrazköy, Tümamiral Mücahit Şişlioğlu, Tümamiral Semih Çetin ile Tümamiral Fikret Güneş de Balyoz’dan tutuklandı.

Bu listeden Sağdıç ve Şişlioğlu arasında yer alan tek bir isim kurtulabildi; Şu anki Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu…

Ya Yunanistan masası?

Burada görev yapan Tümamiral Deniz Kutluk, Albay Ümit Metin, Albay Ali Türkşen ve Albay Hüseyin Hançer Balyoz, Poyrazköy, Amirallere Suikast kumpaslarıyla derdest edildi.

Geçen hafta kaybettiğimiz Donanma’nın altın amirali Cem Aziz Çakmak’ı da unutmayalım. Önce Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Güney Görev Grubu Kurmay Başkanı, ardından Harekat Eğitim Daire Başkanı olarak Rumların Doğu Akdeniz’de petrol arama faaliyetlerine az engellemedi.

Rumların Doğu Akdeniz’de at koşturması, Balyoz sayesinde ve sonrasında olmadı mı?

Geçen hafta Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru konuştu; İngiltere’den garantörlük hakkından vazgeçmesinin istenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’yle ilgili olarak da, “AB üyesi olmayan bir ülke, AB üyesi ülkenin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünü garanti mi etsin?” dedi.

KKTC Lideri Mustafa Akıncı ve Rum Lider Anastasiadis arasında devam eden müzakereler kapsamında, Eylül veya Ekim ayında yapılacak uluslararası bir konferansla garantörlük konusunun görüşülmesinin kararlaştırıldığı bildiriliyor.

Yalın gerçek şudur; Türkiye’nin Kıbrıs’taki garantörlük hakkından vazgeçmesi, sadece Doğu Akdeniz’in kaybedilmesi değil, eş zamanlı “Büyük Kürdistan” projesinin tamamlanması olacaktır.

2002 sonunda dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, dönemin Başbakanı Abdullah Gül’ün önüne, “Irak’ın işgâli ve Annan Planını” koyduğunda, Gül, “İkisini birden bu millete kabul ettiremeyiz” demişti.

Şimdilerde görünürde IŞİD’le mücadele gerekçesiyle İncirlik’in kullanımı pazarlıkları, Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi vs. konuşuluyor.

Gerçekte dayatılan, Suriye “Kürdistanı” ve Kıbrıs’ın terkini Türk Milleti’ne hazmettirme olmasın?!.

13 yıldır “aldatıldıklarını”, ama artık “üst akılla” mücadele ettiklerini söyleyenlerin boyunun ölçüsünü gösterecek en hayati sınav budur!..

Müyesser YILDIZ

14 Temmuz 2015

TCG Yavuz Gemisi… Tarih 20 Mayıs 2007… Yer Kıbrıs’ın güneydoğusunda icra edilen tatbikat. TCG Yavuz’un köprü üstündekiler (soldan sağa) : Dz. Kur. Yarbay Yavuz Uras (Gemi Komutanı), Dz. Kur. Kd. Alb. Cem Aziz Çakmak (Güney Görev Kurmay Başkanı), Tuğa. Mücahit Şişlioğlu (Güney Görev Grup Komutanı), Dz. Kur. Kd. Bnb. Özdem Koçer ( Gemi ikinci komutanı)… Hepsi de Balyoz kurbanı oldu…

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/genelkurmayda-bu-goreve-gelenlerin-basina-hep-kotu-seyler-geldi–1407151200.html

Kategori:Uncategorized