
Suç örgütü lideri olduğu suçlamasıyla 68 yıl hapis cezasına çarptırılan Bora Kaplan’ın polis sorgusundaki ifadelerini “FETÖ”nün medya yapılanmasında yer alan firari Cevheri Güven’e sızdırmakla suçlanan Ankara Narkotik Şube’de görevli polis memuru Serkan Dinçer ile Bora Kaplan operasyonunu yapan polis müdürlerinden Murat Çelik, Kerem Gökay Öner ve Şevket Demircan’ın yargılandığı davada; Bora Kaplan suç örgütü iddianamesini hazırlayan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Savcısı Mustafa Kaya’nın Mahkemeye gönderdiği “Bora Kaplan’ın ifadesini, onun talimatıyla kendi adamları Cevheri Güven’e gönderdi” şeklindeki yazı, kelimenin tam anlamıyla ortalığı karıştırdı. Söz konusu yazının kendi masasına gelmeden yayınlandığını vurgulayan Mahkeme Başkanı, “Merhum Necip Hablemitoğlu yaşasa, haklı olarak Köstebek 2 ve 3’ü yazardı herhalde.” dedi. Mahkeme, yaklaşık 2.5 yıldır tutuklu olan eski polis Serkan Dinçer’in tutukluluk haline devam kararı verirken, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Savcılığı’na; gönderilen o yazıda geçen WhatsApp yazışmalarının yer aldığı telefonun nasıl, nerede ve kim tarafından ele geçirildiğinin, bu telefona ilişkin parmak izi araştırması yapılıp yapılmadığının, hattın gerçek kullanıcısının tespit edilip edilmediğinin ve yazışmalarda belirtilen telefonun Cevheri Güven’e ait olduğu iddiasının neye dayandırıldığının sorulmasını kararlaştırdı.
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 11 Temmuz’daki celsesinde esas hakkında mütalaasını veren Savcı, tutuklu sanık Serkan Dinçer’in örgüt üyeliğinden 10 yıl, eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, eski KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ile KOM Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’ın ise “gizliliği ihlâl ve görevi kötüye kullanmaktan” 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti. 10 Eylül’deki celsede de sanıkların bu mütalaaya karşı savunmalarını yapması ve karar verilmesi bekleniyordu. Ancak Mahkeme Başkanının değişmesi ve yeni Başkanın, araştıracakları başka konular olduğunu söylemesi üzerine savunmalar alınmayıp yargılamaya devam edilmişti.
Erişim Engeli Getirilen Yazı Mahkemede Okundu
Bugünkü celse görülmeden önce geçtiğimiz günlerde Gazeteci Alican Uludağ, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Savcılığı’nın 12 Ocak’ta 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıyı paylaştı.
Yine Savcı Mustafa Kaya tarafından yürütülen ve Bora Kaplan’ın avukatlarından Tarık Teoman ile bazı kişilerin tutuklandığı, ama gizlilik kararı olan bir başka soruşturmaya ilişkin bu yazıda; firari Av. Cengiz Haliç’e ait telefonun ele geçirildiği, bu telefonda firari gizli tanık Serdar Sertçelik’le WhatsApp yazışmalarının bulunduğu, yazışmalarda da ifadelerinin Erk Acarer ve Cevheri Güven’e sızdırılmasını bizzat Bora Kaplan’ın istediği şeklinde tespitlerin yer aldığı, ancak dosyada gizlilik kararı olması nedeniyle telefona ilişkin teknik inceleme raporunun tamamen gönderilmediği bildiriliyordu.
Ancak Alican Uludağ’ın bu yazısına hemen erişim engeli getirildi.
İşte bugünkü celsede Mahkeme Başkanı, dosyaya gelen bilgi ve belgeler hakkında bilgi verirken, erişim engeli getirilen Savcılığın bu yazısını da okuyup tutanaklara geçirdi. Ardından tutuklu sanık Serkan Dinçer ile avukatların beyanlarının alınmasına geçildi.
“Emniyetteki Fotoğrafımı Kimler Servis Etti?”
Serkan Dinçer, Savcılığın gönderdiği yazıdan Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün ortak eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiklerinin görüldüğünü, söz konusu yazışmaların yapıldığı tarihte kendisinin yalan ve iftiradan tutuklu olduğunu, zaten Cevheri Güven’in, “Bu ifadeler bana Bora Kaplan’ın adamlarından geldi” dediğini, ayrıca bilirkişi raporlarıyla kendisinin “FETÖ”cülerle hiçbir iletişiminin olmadığının ortaya çıktığını anlatıp şunları söyledi:
“İlerleyen aşamalarda da ifadeleri S.K. isimli bir gazetecinin Cevheri Güven’e gönderdiği ortaya çıktı, ama ben halen hukuksuz şekilde tutukluyum. Sosyal medyada dolaşan bir dosyayı indirmek suç değildir. 3 günde 180 bin kişi indirmiş. Ben FETÖ’nün bir bardak suyunu bile içmedim. İftiralardan sonra benim boy boy resmimi yayınlayanlar kimlerdir? Hiçbir yerde resmim yok, yayımlanan fotoğraf Emniyet’teki fotoğrafımdır. Bunu kimler servis etti?”
Avukatı da, gelen belge ve delillerle Serkan Dinçer’in Cevheri Güven’le hiçbir bağının olmadığının, ayrıca “FETÖ artığına” kimin bilgi sızdırdığının açıkça ortaya çıktığını belirterek, “Serkan Dinçer’le ilgili ihbarcının kim olduğunu 1 yıl sonra öğrendik. Bu kişi Dinçer’in husumetli olduğu K.A. isimli, bitcoin dolandırıcılığından ihraç bir emniyet müdürüdür. Böyle birisinin sözüyle dava açıldı, 3 yıldır uğraşıyoruz. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Savcısının o yazısından sonra geçen hafta tahliye talebinde bulunduk, ama yine tahliye edilmedi. Bu şartlarda adaleti tekrar gözden geçirmek gerek.” dedi.
Bu arada duruşma salonuna gelen, Bora Kaplan’ın avukatlarından Sidar Yurtçiçek, davaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı, dilekçe verdikleri takdirde değerlendireceklerini bildirince Av. Yurtçiçek teşekkür ederek duruşmadan ayrıldı.
“Çocuklar Öldürülüyor, Çünkü Mücadele İradesi Kırılıyor”
Tutuksuz sanık Ankara eski KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner’in avukatı Suna Öztaşdöndüren de Savcı Mustafa Kaya’nın gönderdiği yazının emniyet müdürlerinin masum olduğunu ispatladığını kaydettikten sonra şöyle konuştu:
“Müvekkilim 3. sınıf emniyet müdürü ve ‘Daha başımıza ne gelecek?’ diye bekliyor. Mafyayla, suç örgütleriyle mücadele edenlerin iradesi kırıldığında, mücadele edecek birilerini bulamayacağız. Çocuklar öldürülüyor, öldürülenler lehine adliyelerde sloganlar atılıyor. Bunu en büyük sebebi mafyayla mücadele eden iradenin hukuk tarafından desteklenmemesidir. Savcının gönderdiği, sanıkların FETÖ örgütüyle bağlantısının olmadığını belirttiği yazıya erişim engeli getirildi. Ancak bizim müvekkillere ‘FETÖ’cü dendi. Bu yüzden kaybedilen yıl, 4 yıldır. Müvekkillerimizin itibarının iadesini talep ediyoruz. Cevheri Güven’e gönderilen ifadenin görüntüsünün alındığı masa varaklı bir masa. Bora Kaplan suç örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan Av. Tarık Teoman’ın masası varaklı. O ifade orada çekilmiştir. Emniyette varaklı masa yok. Bora Kaplan’ın avukatı buraya gelip katılma talebinde bulundu. Bora Kaplan hakkında üç önemli dava var. Müvekkillerimiz burada mahkûm edildiğinde kendi dosyalarına delil yaratacaklar.”
Mahkeme Başkanından “Köstebek” İması
Bora Kaplan operasyonunu yapan isimlerden eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in avukatı Deniz Dilşad Güldenoğlu, sanık müdürlerin tümüyle kurguyla kurban seçildiğini ve Savcı Mustafa Kaya’nın gönderdiği yazının müvekkilinin masumiyetini ortaya koyduğunu belirterek, “Aslında biz bu davanın müştekisiyiz. Müdürlerin beraatına karar verilsin veya dava Serkan Dinçer yönünden uzayacaksa dosyaları ayrılsın.” dedi.
Murat Çelik’in diğer avukatı Ahmet Ulukanlıgil ise Bora Kaplan suç örgütünün devlet içindeki uzantılarının zorlamasıyla açılan bu davayla mafya, uyuşturucu baronları ve “FETÖ” ile mücadele eden polislerin mağdur edildiğini öne sürüp Savcı Mustafa Kaya’nın gönderdiği yazının, 2 yıldır söylediklerinin son noktası olduğunu ve ifadeleri suç örgütünün sızdırdığının netleştiğini vurguladı.
Eski KOM Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’ın avukatı Recep Öksüz de davanın iddianamesinin Bora Kaplan savcılarının zorlamasıyla hazırlandığını iddia ederek, “İnsanlar masum olduklarını ispatladılar. Savcı Mustafa Kaya’nın gönderdiği yazı da bunun ispatı oldu. Yazı, Bora Kaplan suç örgütünün ne kadar girift bir yapıya sahip olduğunu, hatta FETÖ ile işbirliği yaptıklarını göstermektedir. Vereceğiniz karar, bu kumpasın tutmayacağının göstergesi olacaktır.” diye konuştu.
Murat Çelik’in avukatı Deniz Dilşad Güldenoğlu yeniden söz istediğinde ise şu diyalog yaşandı:
Av. Güldenoğlu: “Biz bir FETÖ’cünün söylediğini delil göstermek istemedik, ama Cevheri Güven bir yayınında dalga geçerek, ‘Ben bunlardan almadım, Bora Kaplan’ın adamlarından aldım.’ dedi. Sonuçta bir FETÖ’cünün söyledikleri doğru çıktı. İyi ki, haklı çıktı.”
Başkan: “Devletin yargısı yurtdışında açılan yayınlara göre hareket etmez. İronik bir hâl veya başka bir şey; yine Savcının yazısı benim masama gelmeden yayınlara konu oluyor. Bu da hâlâ nasıl çalıştıklarını gösteriyor. Ama böyle yayınlar yargı nezdinde ciddiye alınacak değil. Zaten bununla ilgili suç duyusunda da bulunacağız. Rahmetli Necip Hablemitoğlu yaşasa, haklı olarak Köstebek 2 ve 3’ü yayınlardı herhalde.”
Bu arada sanık Serkan Dinçer de kendisi hakkındaki raporu hazırlayan bilirkişinin bu alanda uzman birisi olmadığına, ayrıca Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından hakkında soruşturma açıldığına dikkat çekti.
Beyanların tamamlanmasının ardından Mahkemenin eski savcısının emekliye ayrılması üzerine yeni atanan Savcı, önceki celselerde verilen esas hakkındaki mütalaayı tekrarladığını bildirip Serkan Dinçer’in tutukluluğunun devamına karar verilmesini istedi.
Serkan Dinçer bu mütalaaya karşı, “3 yıldır tutukluyum, tahliyemi istiyorum.” derken avukatı, tutukluluğu gerektiren bir şey olmadığını ve mütalaayı kabul etmediğini söyledi.
Verilen aranın ardından alınan kararları açıklayan Mahkeme Başkanı, Serkan Dinçer’in tutukluluğunun devamıyla birlikte Kaçakçılık ve Organize Suçlar Savcılığı’na; gönderdikleri o yazıda geçen WhatsApp yazışmalarının yer aldığı telefonun nasıl, nerede ve kim tarafından ele geçirildiğinin, herhangi bir operasyonla ele geçirildi ise buna ilişkin görüntüler olup olmadığının, söz konusu telefonda parmak izi araştırması yapılıp yapılmadığının, sahte kullanıcıların çokluğu dikkate alınarak hattın gerçek kullanıcısının tespit edilip edilmediğinin ve yazışmalarda belirtilen telefonun Cevheri Güven’e ait olduğu iddiasının neye dayandırıldığının sorulmasının, ayrıca telefon incelemesinden sonra hazırlanan teknik raporun istenmesinin kararlaştırıldığını açıkladı. Duruşma da 6 Nisan’a ertelendi.
Müyesser YILDIZ
20 Ocak 2026