İçeriğe geç

“Parti İçi Mesele” Operasyonunda Tutuklanan 15 Temmuz Kahramanı!..

Geçtiğimiz Salı günü Muğla Emniyet Müdürlüğü’nün yerel medya mensuplarına yönelik bir operasyonu haberlere konu oldu.

Operasyonun sebebi, şüphelilerin sahte bir sosyal medya hesabı üzerinden “kamu görevlisine hakaret, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlâl ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlarını işlediği iddiasıydı. Sonradan bu listeye “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması da eklendi.

Önde gelen şüphelilerin gazeteci olması ve İHA bürosuna dahi operasyon düzenlenmesi kadar şikayetçiler de dikkat çekiciydi; Muğla Valisi’nden bazı bürokratlara, AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ve eski milletvekili Aydın Ayaydın’dan kimi parti yöneticilerine çok sayıda isim vardı.

20 Ocak’taki bu operasyondan sadece üç gün önce ise Aydın Ayaydın’ın yeğeninin ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı duyulmuştu.

İşte gazetecilerin gözaltına alınması sonrasında bu iki olay birleştirildi ve “Muğla’da Aydın Ayaydın operasyonu mu?” diye soruldu.

İki Taraf da AKP’li

Ülke genelinde gazetecilik yapmaya çalışanların başına neler geldiğini, nelerle suçlandıklarını biliyoruz ya, o yüzden her gözaltı veya tutuklamadan sonra bu şartlarda yereldeki meslektaşlarımızın nasıl çalıştığını/çalışabildiğini düşünüyordum. Bu vesileyle Muğla’daki dosyaya takibe aldım. Özellikle de dört günlük gözaltı süresi uygulanmasına dikkat kesildim.

Evvela tüm dijitallerine el konulduğu halde gözaltı süresinin neden bu kadar uzun tutulduğunu merak edip şüphelilerden birisinin yakınlarını aradım. Aldığım cevap şu oldu:

Parti içi mesele. O yüzden şimdi haber yapılmasını istemiyoruz.”

Sonuçta gözaltına alınan şüphelilerden AKP’ye yakınlıklarını gizlemeyen iki gazeteci; Ruhi Kürşat Keskin ve Cemal Demirtaş ile 2023 seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adayı olan Serap Ülkü Özdemir tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

Sulh Ceza Hakimliği de, olay tutanakları, şüphelilerin operasyon öncesinde dijital delilleri sıfırladığı ve telefonlarına yeni kurulum yaptığına dair tespitler, HTS kayıtlarına göre operasyon öncesinde bir araya geldikleri ve ikametleri haricinde farklı adreslerde yakalandıkları, belge ve dijitaller üzerindeki incelemelerin halen devam ediyor olması, delillerin karartılma ihtimalinin bulunması, bilgi sahibi beyanları” gerekçeleriyle Keskin ve Demirtaş’ın tutuklanmasına karar verdi.

Serap Ülkü Özdemir ise bakıma muhtaç küçük çocuğu olması nedeniyle, “çocuğun üstün yararı gözetilerek” ev hapsi adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dosyada ne var, şüphelilere ne soruldu; buna da bakalım.

Operasyonu Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talep ettiği, talebin aynı gün Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na, oradan Sulh Ceza Hakimliğine gönderilip yine aynı gün karar verildiği ve özellikle de Ruhi Kürşat Keskin’e dikkat çekilip motosikleti dahil her yerde arama yapılıp “ele geçirilecek suç unsurlarına ve suç delillerine el konulmasının” istendiği, bu arada da “el koyma işleminin suçtan zarar gören mağdurlara gecikmeksizin bildirilmesi” kararının alındığı görülüyor.

Marmaris Haber sitesinde gazetecilik yapan ve sitenin yarı yarıya ortağı olan Ruhi Kürşat Keskin’in polisteki ifadesine gelince;

Soruşturmaya konu edilen Facebook hesaplarıyla hiçbir ilgisinin olmadığını ve bu hesapları kimin kullandığını bilmediğini söyledi. Yine o hesaplara ilişkin, “1 Kasım 2025’te badem bıyıklı reisimizin resmi içerikli Sayın Cumhurbaşkanına dair paylaşımı siz mi yaptınız veya yapanları tanıyor musunuz?” sorusuna, “Ben yapmadım, kimin yaptığını da bilmiyorum.” karşılığını verdi.

Keskin’e yöneltilen 62 sorudan bazıları da şunlar oldu:

“…. isimli hesap ve facebooktan yapılan paylaşımları beğenenleri tanıyor musun?”

“Serap Ülkü isimli Facebook hesabından yapılan paylaşım ile aydın ayaydın-48 rumuzlu Instagram hesabından yapılan paylaşımdaki resimde yer alan Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın resimlerinin aynı olduğu, Serap Ülkü isimli Facebook hesabında yapılan paylaşımda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Serap Ülkü’ye bakıyor göründüğü, kullanıcının memnun olunan kişi ifadesi ile kendini değerlendirmiş olabileceği, memnuniyetsiz ifadesi ile de AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın’ı hedef almış olabileceği ve itibarsızlaştırmaya yönelik olabileceği değerlendirilmiş, bu paylaşımlar hakkında herhangi bir bilgini var mı, açıklayınız.”

“Seydikemer’deki villada Cemal Demirtaş’la birlikte bulunma amacınız nedir? Bu villaya bir suçtan kaçma veya saklanma amaçlı mı gittiniz?”

“El konulan cep telefonunuzun ön incelemesinde, dosyaların tamamının 18 Ocak günü oluşturulduğu tespit edildi. Söz konusu cihazda formatlama/sıfırlama işlemi mi gerçekleştirdiniz? Birlikte yakalandığınız Cemal Demirtaş ile Serap Ülkü isimli şahısların da telefonlarında söz konusu işlemleri gerçekleştirdiği anlaşılmış olup bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Cep telefonlarınızdaki bu değişikliklerin amacı suç delillerini yok etmek midir, bu konuda size talimat veren oldu mu?”

Ruhi Kürşat Keskin, sorulan paylaşımların çoğunu ilk kez burada gördüğünü, beğenenleri tanımadığını, Seydikemer’e bir AKP milletvekilinin danışmanıyla görüşmek ve bazı programlar için gittiğini, daha önce telefonunu kaybettiği için bu telefonu kullandığını, 18 Ocak’ta silinen resimlerini geri getirmek için uğraştığını, ama geri getiremediğini, Cemal Demirtaş ile Serap Ülkü’nün telefonlarındaki işlemlerden bilgisi olmadığını anlatıp, “Kesinlikle ortada suç veya suçlu yoktur. O yüzden delilleri yok etmek gibi bir durum söz konusu değildir. Herhangi bir kimseden de talimat almadım” dedi.

Keskin’e, AKP il ve ilçe yönetimindeki değişiklikler ve bazı bürokratlarla ilgili paylaşımı da soruldu; gazeteci olarak haber yaptığını belirtti.

Dosyada müşteki gözüken isimler sorulduğunda ise; kiminin AKP Muğla Milletvekili Kadem Mete’nin danışmanlığını yaptığını, kiminin AKP eski ilçe başkanı olduğunu anlattı, sık sık da geçen AKP’nin geçen dönemki Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökçen’i referans gösterdi.

Cumhurbaşkanına O Kadar Yakın ki”

Ruhi Kürşat Keskin tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği’nde de şunları söyledi:

Kaçma şüphesi gerekçesiyle tutuklamaya sevk edildim, ama ikametgâhımda bulunamamamın sebebi, bir gezi programında Fethiye’ye gitmemdir. Gittiğim araçta GPRS aleti var, telefonum açık. Yeşil ve gri pasaportum var. Kaçma niyetim olsa Marmaris’ten günde iki sefer Rodos’a feribot kalkıyor. Binip gidebilirdim. Hakkımda arama veya yakalama kararı olmadığı için normal hayatıma devam etmekteydim. Ayrıca yakalandığımın ertesi günü için kızımla Galatasaray maçı için biletim vardı. Kaçma niyetim olsa, bu tür planlamalar yapmazdım. Kaçmamı gerektirecek bir durum da yok. Sözkonusu hesaplarla ve paylaşımlarla hiçbir alakam yok. Sadece kendi hesabımdan kabul etiğim paylaşımlar bana ait. Adıma mavi tikli olan Facebook, Instagram ve Twitter kendi hesaplarımdır. Kesinlikle Cumhurbaşkanına hakaret içeren herhangi bir paylaşım yapmadım. Tam tersi, Cumhurbaşkanı ile fotoğraflarım var ve bunları paylaştım.”

Keskin’in avukatı ise kesinlikle Cumhurbaşkanına hakaretin söz konusu olmadığını belirterek, “Muğla’da bu suçu işleyecek en son kişi dahi değildir. Cumhurbaşkanımızın her Marmaris’e gelişinde parti yöneticileri olan bizlerden dahi önce müvekkil Külliye’ye gitmekte ve içeriye girebilmek için uzun beklemeler yapmaktadır. Dosya içindeki fotoğraflardan da bu durum görülmektedir. Dosyaya konu sosyal medya hesabı, müvekkil gözaltındayken paylaşımlarına devam etmiştir. Bu da hiçbir ilgisinin olmadığının tek başına delilidir.” dedi.

Diğer şüpheli gazeteci Cemal Demirtaş, şöyle savunma yaptı:

Cumhurbaşkanına hakaret etmem mümkün değildir. 24 yıldır AK Parti içerisinde siyasetle uğraşıyorum. Aynı siyasi görüşlere sahipken, hakaret iddiasını kabul etmem mümkün değildir. Aynı zamanda köşe yazarlığı da yaptığım için siyasi eleştirilerde bulunuyorum. Fakat bu eleştiriler içerisinde suç içeriği hiçbir zaman bulunmamaktadır. Yaptığım eleştirilerden rahatsız olan kesimlerin bulunduğu ve bu yüzden benden şikâyetçi olduklarını biliyorum. Yazılarımda kendilerini ismen de eleştiriyorum. Fakat bana sorulan sosyal medya hesaplarıyla hiçbir alakam yoktur.”

Demirtaş’ın avukatı ise dosyada IP adresi, cihaz eşleştirmesi, dijital materyal incelemesi, teknik log kayıtları gibi suç isnadını müvekkiline bağlayabilecek hiçbir teknik delil bulunmadığına dikkat çekip salt sosyal medya hesabı isim benzerliği ve üçüncü kişiler tarafından yapılan paylaşımlar üzerinden, varsayıma dayalı ceza soruşturması yapılamayacağını vurguladı.

Gözaltına Alınmasa Erdoğan’ın Aydın Programına Katılacaktı

Tutuklanması istenen, ama ev hapsine karar verilen üçüncü isim AKP milletvekili aday adayı Serap Ülkü Özdemir de Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasını kesinlikle kabul etmediğini bildirirken, “Tam tersi AK Parti teşkilâtı içerisinde bilfiil aktif olarak çalışmaktayım. Cumhurbaşkanımızın Aydın ziyaretine de katılacaktım. Bunun dışında Seydikemer’deki maç esnasında düşüp arızalandığı için telefonumu ikinci el bir telefonla değiştirmek zorunda kaldım. Arama esnasında önceki telefonum da alındı. Hiçbir şey silinmemiştir. Bütün bilgiler incelemeden sonra ortaya çıkacaktır.” diye konuştu.

Hande Fırat’tan Önce Erdoğan’a Ulaşan İsim

Tüm bunlardan sonra Ruhi Kürşat Keskin’le ilgili çok önemli bir ayrıntıyı hatırlatalım.

Bilindiği gibi, Erdoğan 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Marmaris’teydi ve kendisine ulaşan Hande Fırat aracılığıyla halka sokağa çıkma çağrısında bulundu.

Ama Hande Fırat’tan önce Erdoğan’la görüşüp bu çağrısını kayda alan bir gazeteci daha vardı. Bu gazeteci, o vakitler Gündem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü olan Ruhi Kürşat Keskin’di. Ama o kayıt ilk anda yayınlanamadı, daha sonra KONTV ve yerel medyada yer buldu.

Bu yayınından dolayı da Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK) darbe teşebbüsünden 5 ay sonra Keskin’e teşekkür plaketi verdi. Törende TGK Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Abdioğulları, “Kardeşimiz güzel bir hizmet ifa etti ve gerçekten de İstanbul medyasının çok çok önüne geçtiğine inanıyorum… Gerek yerel medyayı gerekse ulusal medyayı temsil ederek, o gece bir efsane yazdı. Kendisiyle gurur duyuyorum.” dedi. Dönemin Muğla Valisi Amir Çiçek ise, “Erdoğan’ın Marmaris’ten sesini millete gazetecilerin duyurduğunu, gazetecilerin kahramanca görevlerini yerine getirdiğini” anlattı.

Geçen yılki 15 Temmuz programında da AKP Muğla Milletvekili Kadem Mete, Marmaris’te Erdoğan’ın videosunu ilk Ruhi Kürşat Keskin’in çektiğini hatırlatıp şunları söyledi:

Sayın Cumhurbaşkanımızın o gece otelde verdiği demeç teknik nedenlerle televizyon kanallarına ulaştırılamadı. Ancak orada bulunan iki Marmarisli gazeteci arkadaşımızdan biri, Kürşat Keskin, çektiği videoyu Konya’da yayın yapan ulusal kanal KONTV’ye göndererek Türkiye genelinde ilk kez bu çağrının yayılmasını sağladı. Diğer gazeteci kardeşimiz ise çektiği görüntüleri kendi sosyal medyasında paylaşarak halkı bilgilendirdi. Bu iki ismi burada saygıyla anıyor ve kendilerine teşekkür ediyorum.”

Evet, 15 Temmuz’da “kahraman” denilen bu gazeteci şimdi kimi AKP’lilerin şikâyetleri nedeniyle hapiste.

İlginç bir dosya, izlemeye devam edeceğiz.

Müyesser YILDIZ
26 Ocak 2026

Kategori:Uncategorized