
Bu defa MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı PKK açılımında “devlet aklı”; “önce silah bırakılacak, sonra teröristler için yasal düzenleme yapılacak” denklemini kurarken teröristbaşı-DEM-PKK, “önce yasal düzenleme sonra silah bırakma”da ısrar etti.
Çok değil, 10 gün önce açılımın Meclis’teki sorumlusu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, hazırladıkları raporla bir yol haritasının ortaya konduğunu hatırlatıp, “Örgütün bütünüyle kendisinin tasfiye ettiği, silahların bırakıldığının anlaşılmasıyla… en kısa süre içerisinde TBMM üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirecek ve yasal düzenlemeler yerine getirilecektir.” dedi. Peşinden de her zamanki gibi, “yeni ve sivil anayasa” ihtiyacını dillendirdi.
Bundan sadece bir hafta sonra, geçtiğimiz Cumartesi ise, “Terör işinin yüzde 80-90’ı bitti. Yakında terörsüz Türkiye konusu kapanacak.” diyerek, çıkarılacak yasanın asla af niteliğinde olmayacağını söyledi.
Besbelli bu arada bir şeyler olmuştu ki; önce AKP MKYK toplantısının ardından Sözcü Ömer Çelik, bir yandan “silah bırakmanın devam etmediğini” belirtti, bir yandan da “Terör örgütünün silahları tamamen bırakması için bir yasal çerçevenin oluşması gerekiyor.” diyerek, “devlet aklı”nın belirlediği denklemden dönüşün işaretini verdi.
Çelik’in peşinden Erdoğan, “örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalıştıklarını”, “gerekli istişareleri yaptıktan sonra, fazla da uzatmadan, söz konusu düzenlemeyi Meclis’in takdirine sunacaklarını” söyledi.
Aynı gün AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala, “süreçle ilgili çerçeve yasayı Meclis kapanmadan yetiştirmeye çalışacaklarını” bildirdi.
Anladığımız kadarıyla bu hızlı dönüşün sebebi; MİT, MSB, Adalet Bakanlığı ve AKP kurmaylarının içinde olduğu bir komisyonca hazırlanıp DEM’in teklif ve önerilerinin de alındığı, ayrıca İmralı’daki teröristbaşıyla müzakere edilen “çerçeve yasa”nın Erdoğan’a sunulmasıydı.
Bunu ise Pervin Buldan’lı bir grup DEM’linin, İstanbul’da kimi STÖ’lerle düzenlediği toplantıda yer alan gazeteci Yıldıray Oğur’dan ve eski akillerden Tarık Çelenk’ten duyduk.
“Kod Yasa” mı “Kök Yasa” mı?
İktidar ve medyası bahar havası estiriyor, ama teröristbaşı-PKK-DEM ile dillerindeki farklılık iyiden iyiye sırıtıyor.
İktidar, “terörsüz Türkiye” paydaşları, “barış ve demokratik toplum süreci” diyor… Yine iktidar “50 yıllık terör sorunundan”, paydaşları ise “100 yıllık Kürt sorunundan” dem vuruyor.
Teröristler için çıkarılması planlanan yasa da öyle; iktidara göre, “kod veya çerçeve yasa”, PKK cenahına göre ise “kök yasa”.
Peki iktidarın bu yol arkadaşları “kök yasa” derken, neyi kastediyor veya neler istiyor? Bildiğimiz şeyler, ama bir kez daha kendi ağızlarından aktaralım.
Daha TBMM’de kurulan PKK komisyonunun çalışmaları sürerken DEM’li üyeler, “Cumhuriyetin bu en önemli sorununun sadece silahlı hareket boyutuna sıkıştırılamayacağını”, “kök nedenlerin ortadan kaldırılmasının önemli” olduğunu vurgulayarak, “ret, inkâr ve asimilasyon politikalarından vazgeçilmesini” istedi.
O günden bu yana da şunlar söylendi:
Teröristbaşı: “Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir.”
DEM Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan: “Biz hem müzakere hem de mücadele süreci yürütüyoruz… Müzakere etmek Kürtün, Alevinin eşit yurttaşlık haklarından, kadınların demokratik hak ve özgürlüklerinden vazgeçmek değil… Müzakere Kürt anadilinden vazgeçsin üzerine değil. Müzakere, Alevi eşit yurttaşlık hakkından vazgeçsin üzerine değil. Sadece bir araç değişiyor… Olmazsa mücadele ederiz. Zaten bu topraklarda 100 yıldır mücadele ediliyor… Türkiye’nin kök sorunu, cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanmamış olmasıdır… 100 yıldır bu ulus-devlet anlayışı Ortadoğu’da bir türlü dikiş tutmadı… Tarihsel Türk-Kürt ilişkilerinin eşitlik temelinde yeniden güncellenmesi gerekiyor… Çözmeye çalıştığımız mesele… siyasi temsil ve tanınmanın yerine getirilmesi meselesidir. Bu kapsamda çerçeve yasa demokrasinin kök hücresi olabilir… Bundan sonra demokratik bir Türkiye için, Kürtlerin ana dili için, Kürtlerin halk olarak tanınması için, Kürtlerin iradesinin tanınması için ve cezaevindeki yoldaşlarımızın serbest bırakılması için, eşit yurttaşlar olmak için, onurlu bir yaşam için daha fazla mücadele edeceğiz… Evet, önemli bir aşamaya geldik, önemli bir engeli aştık. Ama yolumuz uzun.”
DEM Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları: “Ulus-devletin olduğu yerde ne yazık ki tekçilik, ırkçılık, otoriterleşme zemini çok daha güçlü oluyor… Demokrasi paketinin içinde mutlaka güçlendirilmiş yerel yönetimler olmalı… Silahların sustuğu yerde çerçeve yasa, kolektif hakların, eşit yurttaşlığın, farklılık içinde birliğin ve yerel demokrasinin zeminini açacaktır… Kürt sorunu sadece bir yasaya sığdırılarak, tabii ki çözülmez, bunun farkındayız. Ama bu yasayı neden bu kadar önemsedik?… Çünkü bu kök yasa başka yasalar için bir zemin hazırlayacak… Ve ilk kez Kürt sorunu yasal ve hukuki zeminde konuşulmuş olacak.”
DEM Sözcüsü Ayşegül Doğan: “Yapılacak olan yasal düzenleme demokratik dönüşümün kök hücresi olmalıdır… Yani kök nedenleri de en dipte yatan nedenleri de ortadan kaldıracak bir başlangıç adımı gibi düşünülmeli bu… Sözünü ettiğimiz yasa tasarısı yalnızca bir silahsızlandırılma yasası olarak görülmemeli.”
Kandil’deki teröristbaşları;
Mustafa Karasu: “Yalnızca silah bırakmaya odaklanan düzenlemeler yeterli olmaz… İnkârı ve asimilasyonu ortadan kaldıracak, demokratikleşmenin önünü açacak bir kök yasa gerekir. Yüz yıllık Kürt sorununun çözümünün yolunu açacak bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.”
Murat Karayılan: “Biz ‘silah bırakacağız’ demedik. Biz, ‘silahlı mücadele stratejisini durduruyoruz’ dedik. Silah bırakmak için Öcalan’ın kendisinin bu süreci geliştirmesi gerekiyor. Başka deyişle özgür olmalı. Kararlarda bu var.”
KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal: “Şu an bu, başlangıç aşamasında olan bir süreç. Örneğin federalizm ve benzeri statü talepleri bu aşamada, bu haliyle süreçte yer almıyor. Çünkü bunlar için anayasa değişikliği gerekiyor ve o ancak sonraki aşamalarda gündeme gelebilir. Başlangıçta; siyasi ve demokratik çalışmaların yasal zemini, bugün engel teşkil eden mevcut yasaların değiştirilmesi ve zindanların boşaltılması esastır.”
Teröristbaşının Belirlediği Takvim
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “terör işinin yüzde 80-90’ı bitti” iddiasında ya; görüldüğü üzere, bir dediklerini iki etmedikleri “yol arkadaşları” aynı görüşte değil.
Teröristlerin silah bırakması için çıkarılması düşünülen “kök yasa”nın sadece bir başlangıç olduğunu, Cumhuriyetin köküne kibrit suyu dökmeyi hedefleyen projelerini asıl bundan sonra hayata geçireceklerini bangır bangır bağırıyorlar.
Baksanıza, İmralı’nın sesi Pervin Buldan’ın aktardığına göre, teröristbaşı Meclis’in çalışma takvimini bile belirlemiş.
“Kök hücre yasası” dediği o yasa, TBMM kapanmadan çıkarıldıktan sonra Ekim’de Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, kayyımlarla ilgili belediye kanunlarındaki düzenlemeler gündeme gelecekmiş. “Kürt sorununun” çözümüyle ilgili Anayasa değişiklikleri de üçüncü adım olacakmış!..
Bölücü Terör Örgütüne “Meşruiyet Elbisesi Giydirme”
Gidişat bu iken, açılımın mimarı MHP Lideri Devlet Bahçeli, dün Türkiye’nin NATO için ne kadar önemli olduğunu anlatırken, “Eli kanlı terör örgütlerine harf oyunlarıyla isim değiştirip meşruiyet elbisesi giydirme devri kapanmıştır.” restini çekti, iyi mi?!..
Tabi ki; 40 bin insanımızın ölümünden sorumlu teröristbaşını “kurucu önder” yapıp ona “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” statüsü verdikten, adamlarına da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk Milleti’ne böylesine meydan okuma imkânı sağlandıktan sonra, sözde müttefiklerimizin “eli kanlı terör örgütlerine harf oyunlarıyla isim değiştirerek meşruiyet elbisesi giydirmesine” ne hacet?!
Müyesser YILDIZ
1 Temmuz 2026