İçeriğe geç

Sarı Torba… Terörist Çadırları… Gaziler Çadırı…

Milletin, ülkeyi yönetenlerin dönüş hızına yetişme imkân ve ihtimali kalmadığından, bakın neler oluyor.

Çok değil, 3 yıl önce Bursaspor-Amedspor maçında Bursaspor tribünlerinde beyaz Toros model araba ile “Yeşil” lakaplı istihbaratçı Mahmut Yıldırım’ın pankartları açılınca, soruşturma başlatıldı, 9 kişi gözaltına alındı. Savcılığın tutuklanmasını istediği 6 kişi adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Olaylar üzerine dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “bu görsellerin stada sokulmasında zafiyet gösteren kamu görevlileriyle ilgili soruşturma başlatıldığını ve açığa alındıklarını” açıkladı.

AKP sözcüsü Ömer Çelik de, “Spora ve sporun ruhuna aykırı provokatif girişimlere hiçbir suretle müsaade edilmeyeceğini” söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise bambaşka bir tepki gösterdi. Bahçeli, “tribünlerden sallanan provokatif mahiyetli görsellerin, yaşanan taşkınlıkların sporun ahlâk ve doğasına bütünüyle aykırı olduğunu” belirttikten sonra, “Bize göre Amed diye bir yer yoktur, Amedspor diye bir kulüpten de bahsedilemeyecektir. Diyarbakırspor’un Amedspor olarak isimlendirilmesi bizim nezdimizde yok hükmündedir.” dedi.

Ardından da Bursaspor taraftarlarını “milli duruşlarından dolayı” tebrik etti.

Aynı Bahçeli, 3 yıl sonra geçtiğimiz Mayıs’ta Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi münasebetiyle “Amedspor Başkanı”na şu kutlama mesajını gönderdi:

1990 yılında kurularak Türk sporuna renk, heyecan ve yeni bir soluk kazandıran Amedspor’un, kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselme başarısı göstermesini memnuniyetle karşılıyorum… Amedspor’un Süper Lig yolculuğunda fair play ruhunu, sporcu ahlâkını ve kardeşlik hukukunu önceleyen bir anlayışla hareket ederek Türkiye’mizin huzur, birlik ve dayanışma iklimine olumlu katkılar sunacağına yürekten inanıyorum.”

Bahçeli’nin bu mesajından iki gün sonra DEM Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Amedspor’un sadece bir futbol takımı olmadığını vurgulayıp şöyle konuştu:

Amedspor Kürt halkının isyanıdır, yüzyıllık bir isyandır. Biz her yerdeyiz. Amedspor, Bursa’da saldırılara uğradı, ırkçılıkla karşı karşıya kaldı ama yine de başardı. Bu takım dünya üzerindeki tüm Kürtlerin sembolüdür.”

Sarı Torbanın Mucidi

Geçtiğimiz günlerde Kocaelispor-Amedspor karşılaşmasında, birilerinin “sarı torba” göstermesine gelelim.

Gözümden kaçmadıysa, bu defa AKP’den herhangi bir ses çıkmadı.

Amedspor Başkanı, statta oluşturulan atmosfer, kullanılan dil ve sembollerin “toplumsal birliktelik ve sporun birleştirici ruhu açısından kaygı verici olduğunu” belirtip şunları kaydetti:

Tüm yetkililerin gözleri önünde gerçekleşen bu olayların görmezden gelinmesine asla müsaade etmeyeceğiz… Yaşanan bu olaylarla ilgili hem adli makamların hem de Türkiye Futbol Federasyonunun gerekli incelemeleri yaparak hukuki ve idari süreçleri başlatmasını bekliyoruz.”

Diyarbakır Barosu da “sarı torba” eyleminin, “kamuoyunda çatışma ve şiddet görüntülerini çağrıştırdığını, tehdit niteliği taşıdığını ve toplumsal barışı hedef aldığını” açıklarken, sorumlular hakkında “halkın bir kesimini alenen aşağılama, tehdit ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik”ten suç duyurusunda bulundu.

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı da kimlikleri belirlenen 5 kişi hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”ten soruşturma başlattı. Gözaltına alınan şüpheliler ev hapsiyle serbest bırakıldı.

“Sarı torba”yı hayatımıza eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun soktuğunu hatırlamamak olur mu?

Örneğin 2021’de bir programda, “Mardin’de dün bir operasyon yapmıştık. Arkadaşlar bugün de mağaraya girdiler, 6 tane sarı torba aldılar” dediğinde, salonda alkış tufanı koptu.

2022’de, şu paylaşımı yaptı:

Biraz geç oldu ama güç olmadı. Jandarma ve Emniyet İstihbarat; İHA, ATAK ve yakın hava desteğiyle yapılan operasyonda, jandarmamızın çatışma anındaki kahramanlığıyla, Şırnak Gabar’da 3 terörist daha sarı torbada. Az kaldı.”

Yine 2022’de terör örgütü üyesi sayısının 120’nin altına düştüğünü duyururken, “Biz onlara bir şey söylüyoruz: ‘Ya sarı torba ya teslim’.” dedi.

2023’te de Türkiye’de 85 teröristin kaldığını bildirip, “Jandarma Astsubay Üstçavuş Mehmet Gündüz’ü Mardin’de şehit eden teröristin sarı torbaya konulduğunu” açıkladı.

Ve bu söyleminden dolayı Soylu’yu, o da görevden alındıktan sonra, sadece “R.Tayyip Erdoğan Bir Liderin Doğuşu” isimli kitabın yazarlarından, eski AKP Milletvekili Hüseyin Besli, şöyle eleştirdi:

Bu söylem, belki yukarı mahalle delikanlılarının kahve önü sohbetlerinde iyi gidip, iyi mavra konusu olabilir. Fakat devlet ciddiyetine yakışmayan, devlet diline uygun olmayan bir vasıftadır.”

Bunlar Suç Değil mi?

Sarı torba” gösterenlere ev hapsi verildi… Madencilerin haklarını arayan Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu tutuklandı… Gerekçe, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”!..

Peki PKK yasasının kabul edilmesinden bu yana olanlar ne?

– Terör örgütü hemen her gün öldürülen teröristlerin hangi ilden olduğunun listesini yayımlıyor ve buralarda hemen “şehitler ölmez” denilerek taziye çadırları açılıyor. DEM milletvekilleri de taziye kuyruğuna giriyor

– Bu teröristlerin isim listeleri ve teröristbaşının posterleri Diyarbakır surlarına asılıyor

– Taziyeye katılan DEM eş başkanı Tülay Hatimoğulları, teröristlerin “Kürt halkının başı dik bir şekilde bu coğrafyada yaşayabilmesi için toprağa düştüğünü” anlatıyor

– Maçlarda İstiklâl Marşı’mız ıslıklanıyor

Ama hiçbir savcı çıkıp da; işlevsiz hale getirilse de halen yürürlükte olan Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı ve dahi ayan beyan “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” niteliğinde olan bu eylemler hakkında soruşturma açmıyor/açamıyor!..

Ya DEM İmralı heyeti ve teröristbaşının eski sekreterinin, açılımla ilgili yürüttüğü medya seansları ile Tuncer Bakırhan’ın söylediklerine ne demeli?

– İlk defa bir “Kürt isyanı” Meclis zemininde tartışılıyormuş…

– PKK yasası, “çözümün kendisi değil, çözümün önündeki ilk adım”mış…

– Sürecin ilerlemesi için Kandil’den İmralı’ya heyetlerin gelmesi gerekecekmiş…

– Önümüzde kritik aşamalar, zor evreler varmış…

– Dil ve kimlik gibi talepleri karşılayacak yasalar da çıkacakmış…

– Bu anayasa “demokratik cumhuriyete dönüşme” konusundaki ihtiyaçlarına cevap vermediği için değişmeliymiş…

“Demokratik entegrasyon kimlik ve taleplerden vazgeçerek, erime modeli” değilmiş. Suriye’den sonra İran’da da “demokratik entegrasyon” sürecinin başlaması gerekiyormuş…

Hâl ve gidişlerine bakmadan bir de şunlardan şikâyet edip had bildiriyorlar:

– Bazı kesimler barış hedefi doğrultusunda hareket etmek yerine “yaralayıcı bir dil” kullanıyormuş…

– Son günlerde gene “Kürtlere” dönük saldırılar başlamış. Tribünlerde “ırkçı, milliyetçi bir dalga” yükseliyormuş… “Bir tarafın acısı üzerinden tepinen organize gösterilere asla göz yummayacaklar”mış. Herkes “haddini” bilecekmiş…

Ve dahi iki yıldır millete “Pazarlık yok. Bu bir al-ver süreci değil” diyen yetkililer de çıkıp bu iddiaları yalanlamıyor, had bildirmiyorlar!..

Gazileri İtibarsızlaştırma Operasyonu

Bir de özlük haklarını isteyen er gaziler ve er şehit ailelerinin 47 gündür Ankara’nın ortasında yaşadığı drama bakalım.

– 13 Temmuz’da Ankara Güvenpark’ta oturma eylemi başlattıklarında polis, üzerinde ismi var diye Çankaya Belediyesi’nin gönderdiği çadırı kullandırtmadı. Hatta “görüntü kirliliğine yol açıyor” diyerek, astıkları bayrakları, posterleri ve protezleri indirmelerini istedi…

– Meclis’e gitmek istediklerinde önleri polis tarafından kesildi…

– Eylemin 38’inci gününde sabah 04.45 baskınıyla Güvenpark’tan atıldılar

– Tümüyle milletin bağışlarıyla yapılan Gazi Uyumevi’ne gitmek istediklerinde bu defa karşılarına asker dikildi

– Aile Bakanı yerine konuyla ilgisi olmayan Bakan Yardımcısıyla görüştürüldüler. MSB’ye gitmek istediklerinde ise yine polis ablukası altına alındılar. MSB’ye gittiklerinde ise görüşecek kimse bulamadıklarından geri döndüler…

– 9 gündür de Kurtuluş Parkı’nda yatıp kalkıyorlar. Önümüzdeki günlerde yağış bekleniyor. Kara kara nereden çadır bulacaklarını düşünüyorlar ve “Madem Çankaya Belediyesi’nin çadırına izin vermiyorlar; AFAD da devletin kurumu değil mi, onlar göndersin.” diyorlar…

– Hele bir de gazileri medya eliyle itibarsızlaştırma operasyonu var ki, inanılır gibi değil. Etkili konuşmalarıyla kamuoyunun dikkatini çeken Platform Sözcüsü Erdem Çerçioğlu’nun, önce eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’le bir fotoğrafını ve bazı paylaşımlarını dile doladılar. Çerçioğlu, İzmir Torbalı Gazi ve Şehit Aileleri Derneği Başkanı. Başkanken Derneği ziyaret eden Tunç Soyer’le fotoğraf çektirmek, nasıl bir suçsa?! Yetmedi, Erdem Çerçioğlu’nun gaziliğinin “sahte” olduğu öne sürülüp güvenlik birimlerinin diğer eylemciler hakkında da araştırma yaptığı duyuruldu. Velev ki, “sahte” gazilik söz konusu; devlet 28 yıldır neredeymiş, neden ona Bakanlar Kurulu kararıyla “Devlet Övünç Madalyası” verilmiş? Bu iddiaları sızdıranlar Çerçioğlu’ndan önce devleti itibarsızlaştırdığının farkında mı acaba?..

– İktidar medyası, güvenlik birimlerinin “eylemin nasıl organize edildiğini, katılımcılar arasındaki ilişkiler ve eylemde bulunan bazı kişilerin geçmiş faaliyetlerine yönelik incelemelerinin” sürdüğünü duyurdu ya; gazileri ziyaret edenler bile, burunlarının dibine kadar girilip kameraya alınıyor, hatta bu ziyaretçilerden kimilerine parktan ayrıldıktan sonra “niye geldikleri” soruluyor…

Bakırhan’a Cevap: “Cudi’de Buluşalım”

Yöneticiler, er gazileri duymazdan ve görmezden gelirken, önceki gün DEM eş başkanı Tuncer Bakırhan’dan sürpriz bir ses çıktı.

Bakırhan, ne bir Türk annesinin ne de bir Kürt annesinin evladının yaşamını yitirmesinin son 2 yılın en başarılı noktalarından birisi olduğunu anlatıp, PKK’lıların taziyesini kuranlar ile -halen Güvenpark’ta olduğunu zannettiği- şehit ve gazi ailelerinin yaşadığı acıları anlamak gerektiğini söylerken; şehit ve gazi ailelerine şöyle seslendi:

Sizin de acınız kıymetlidir, değerlidir. Barış Annelerinin olduğu gibi, Cumartesi Annelerinin olduğu gibi sizin çocuklarınızın da acısı yüreğimizdedir… Çağrı yapıyorum; şehit ve gazi ailelerine diyorum ki, ya siz de Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri gibi gelin ya da biz size gelelim, sizi dinleyelim. Eleştirilerinizi, önerilerinizi bize anlatın. Bu süreç tam da çocukların cenazesinin gelmemesi sürecidir. Dolayısıyla bu süreci en iyi anlayacak olanlar Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, şehit ve gazi aileleridir. En çok da onlar bu süreci sahiplenmelidir.”

Biz de Kurtuluş Parkı’ndaki gazilere Bakırhan’ın bu çağrısını sorduk.

Devletin kendilerini muhatap almadığını hatırlatan Platform Sözcüsü Erdem Çerçioğlu, “Bunlara da bu yakışır. Bizi düşürdükleri duruma bakın” dedi…

Kimi gaziler ise Bakırhan’a, “Cudi’de buluşalım” karşılığını verdi!..

Müyesser YILDIZ
28 Ağustos 2026

12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/sari-torba-terorist-cadirlari-gaziler-cadiri-150315

Kategori:Uncategorized