İçeriğe geç

Cumhurbaşkanı Kararıyla İtalya, Japonya Ya Da Afganistan’da Fakülte Kurulabilir Mi?

Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi 1 Ocak 1993’te Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti arasında imzalanan anlaşmayla kuruldu ve “iki devletin özerk, tüzel kişiliğe sahip, uluslararası eğitim kurumu” olarak nitelendirildi.

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, 30 Eylül 1995’te İzmir’de iki ülke hükümetleri arasında imzalanan anlaşmayla kuruldu.

İstanbul’daki Türk-Alman Üniversitesi de yine iki ülke arasında imzalanan anlaşmaya dayanarak 10 Nisan 2020’de kuruldu.

Ve tüm bu anlaşmalar TBMM’de onaylandıktan sonra yürürlüğe girdi.

Tam 1 yıl önceydi; Erdoğan ve Almanya Başbakanı Merkel, Türk-Alman Üniversitesi’nin yeni binalarının açılış töreninde buluştu. Erdoğan burada yaptığı konuşmada, “Sayın Merkel nezdinde Alman makamlarına üniversitemizi sahiplendikleri için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Bir buçuk asırlık yolculuğu olan Alman Lisesi gibi, Türk-Alman Üniversitesi’nin de Türk ve Alman dostluğunun bir sembolü haline gelmesini diliyorum.” dedi. Erdoğan, ülkemizde Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Türk-İtalyan Üniversitesi, Afganistan’da ise Mevlana Celaleddin Rumi-Belhi Türk-Afgan Kız Üniversitesi kurulması çalışmalarının devam ettiğini de açıkladı.

Suriye’de Açılan Fakülteler

Bunları hatırlatmamızın sebebi; önceki gün Resmi Gazete’de yayımlanan “Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı olarak Suriye’nin kuzeyindeki Çobanbey beldesinde Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu kurulmasına” ilişkin Cumhurbaşkanı kararı.

Karar şaşkınlığa yol açtı.

Oysa bundan önce, 4 Ekim 2019’da, yine Cumhurbaşkanı kararıyla Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı olarak Suriye El Bab’da İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Azez’de İslami İlimler Fakültesi, Afrin’de ise Eğitim Fakültesi kurulması öngörüldü.

Kuruldular da.

Meselenin hukuki boyutuna bakalım.

2019’da kurulan üniversiteler için, Yükseköğretim Kurumları Teşkilât Kanunu’nun ek 30 ve Yükseköğretim Kanunu’nun ek 39’uncu maddeleri dayanak gösterildi.

Bu maddeler ne?

Ek 30’da, “Cumhurbaşkanı üniversitelere bağlı olarak fakülte, enstitü ve yüksekokul kurmaya; bu birimlerle ilgili olarak birleştirmeye, kapatmaya, bağlantı ve isim değişikliği yapmaya yetkilidir.” hükmü yer alıyor.

Ek 39’da da, “Türkiye’deki devlet üniversiteleri, Cumhurbaşkanı kararıyla yurtdışında akademik birimler ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan sosyal tesisleri kurabilir.” deniliyor.

Çobanbey’de Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu kurulması kararında ise bunlara ilave olarak, Yükseköğretim Kurumları Teşkilât Kanunu’nun ek 158’inci maddesine atıf yapılıyor.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı fakülte ve yüksek okulların sayıldığı bu maddede ise, 11 Kasım 2020’de yapılan iki değişikliğe atıfla, gerek yurtdışında açılacak bölümlerde görevlendirilecek akademik ve idari personel gerekse de mahallinden temin edilecek sözleşmeli personelin sayısı ile ödenecek ücretlerin Cumhurbaşkanı karar ve onayıyla tespit edileceği belirtiliyor. Ayrıca Üniversitenin yurt dışındaki faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin, öncelikle bu kuruluşların giderlerinin karşılanmasında kullanılacağı, yetmediği takdirde Sağlık Bilimleri Üniversitesi bütçesinden kaynak aktarılması öngörülüyor.

Yıllık öğrenim ücretinin, El Bab İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde 940 TL, Azez İslami İlimler Fakültesi ile Afrin Eğitim Fakültesi’nde 860 TL olduğunu kaydetmekle yetinelim!..

Türkiye’deki Üniversitelerde Kaç Suriyeli Var?

Şimdi de Suriye’de 2019’da kurulan fakültelerden bazı detaylar aktaralım.

El Bab İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin kuruluşuna ilişkin Cumhurbaşkanı kararı 4 Ekim’de yayımlandı; sadece 5 gün sonra, 9 Ekim’de de eğitim-öğretim başladı. Düzenlenen törende Koordinatör Vali Şenol Esmer, özetle şöyle konuştu:

Bugün geldiğimiz nokta itibariyle 60 bin öğrencimiz ilk, ortaokul ve liselerde eğitim görüyor. Bunun yanında yerel polisler güvenliği sağlamaktadır. Tamamı Türkiye Cumhuriyeti sermayesi ile yapılan El-Bab Hastanemiz bugün hizmet vermeye başlamıştır. 193 cami onarılarak ibadete açılmış durumda. Bu bölgede altyapıya yönelik çalışmalarımız da tüm hızıyla sürüyor. El-Bab’ın yıl sonuna kadar elektrik ve su gibi eksik kalan bazı ihtiyaçları da giderilmiş olacak.”

Dönemin Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür de Gaziantep Üniversitesi’nin, Suriye’deki savaşın başlamasından sonra Türkiye’ye kaçan gençlerin eğitimleri için gereken her türlü fedakarlığı yaptığını vurgulayarak şunları söyledi:

2011 yılından beri devam eden bu süreçte Gaziantep Üniversitesi, öncelikli olarak Türkiye’ye gelen Suriyeli gençlere yüksek öğretimin kapılarını açarak onlara yüksek öğretim imkanı tanıdı. Arkasından kendi ana dilleriyle eğitim yapabilmeleri için Arapça eğitim programları başlatıldı. Burada hiç kimse eğitimsiz kalmayacak. Bugün itibariyle Türkiye’deki üniversitelerde 25 bin üzerinde Suriyeli genç eğitim almaktadır. Bugünkü haliyle bu bölgede 2 bin 500 öğrenci eğitim görüyor hale gelmiş ve dört yıl sonra bunlar mezun olur hale gelecek.”

Törende konuşan fakülte öğrencilerinden Üsame Hüseyin ise savaştan dolayı eğitimini tamamlayamadığını ve açılan fakültenin kendisi gibi birçok genç için büyük bir fırsat olduğunu belirterek, “Biliyoruz ki, bizlerin eğitime devam etmesi, bizim şahsi çıkarlarımız için değil, ümmetimizin yarar ve faydasınadır.” dedi.

Dekandan Cuma Hutbesi

Azez’de kurulan İslami İlimler Fakültesi’ne bakalım. 4-5 Şubat 2020’de Gaziantep Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, “Suriye’deki güvenli bölgelerde dini hayat” konulu bir çalıştay düzenlendi.

Çalıştaya Gaziantep Üniversitesi Rektörü, Diyanet İşleri Başkanlığı Suriye Güvenli Bölge Koordinatörü, Türk ilahiyatçı ve araştırmacıların yanısıra Azez, Afrin, Cerablus müftüleri, Hey’etü’ş-Şam el-İslamiyye, Halep Şeri Meclisi, Şam Hatipleri Derneği, Hayra Davet Derneği, Anadolu Tevhid Vakfı ile Suriye geçici hükümeti temsilcileri katıldı.

Bu çalıştayda Rektör Prof. Dr. Ali Gür, “Gaziantep Üniversitesi’nin hem Gaziantep hem Türkiye hem Ortadoğu coğrafyası hem de özellikle Suriye bölgesinde sorumluluğunun icabı her türlü riski almaya hazır” olduğunu anlattı. Prof. Gür, İslâm dünyasındaki sıkıntılara değinirken, şu ifadeleri kullandı:

Evet üzgünüz, sancılıyız ve en önemlisi de Âlem-i İslam zulüm altında. Ancak şunu unutmayalım ki; zulümatın en karanlık olduğu an, tan yerinde şafağın sökeceği andır ve bu bir doğum sancısıdır inşallah. Ümit ederim ki, yeni bir medeniyetin doğum sancılarını yaşıyoruzdur. Önemli olan bu medeniyet güneşi doğarken her birimizin ne yaptığıdır. Bu yüzdendir ki kavânîn-i ilâhiyeye (ilahi kanunlar) sarılarak silkinmek ve kendimize gelmek zorundayız.”

Çalıştayda Kilis Vali Yardımcısı Ömer Yılmaz da bir konuşma yaptı ve şunları söyledi:

Dinimizin gerçek anlamda bölgede öğretilmesi ve dinimizin başka insanların emellerine alet edilmemesi için bu gayretlerin hızlı bir şekilde sürdürülmesi gerekiyor. Alt yapı-üst yapı anlamında çok hızlı bir mesafe kat edildi. Ancak fikri anlamda, bölgenin tam anlamıyla yeniden yapılandırılması anlamında da kurumlarımızın önemli gayretleri devam edecektir. Bu noktada Azez İslami İlimler Fakültesi’nin üzerine büyük bir yük düştüğünün altını çizmek istiyorum.”

Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslami Bölümler Başkanı olup, Azez İslami İlimler Fakültesi Dekanlığı’na atanan Prof. Dr. Mahmut Çınar ise çalıştayın amacının, “güvenli bölgelerde dini düşünce, din eğitimi ve dini hayat alanında mevcut halin bir fotoğrafını çekip, sonrasında bölgede yapılabileceklerin zihinlerde daha açık yer edinmesi” olduğunu söyledi.

Dekan Prof. Dr. Mahmut Çınar’ın 12 Eylül’de Azez Ömer b. Hattab Camii’nde Cuma hutbesi verdiğini de kaydedelim.

Bu arada; ülkemizde İlahiyat Fakültesi mensubu da olsa bir dekan veya öğretim üyesi Cuma hutbesi verebilir mi?

Şu tablo, Boğaziçi Üniversitesi tartışmalarıyla birlikte yeniden gündeme getirilen “yerli, milli” üniversite hedefinin Suriye versiyonu mudur, bilinmez; ama Türkiye bir hukuk devleti olduğuna göre, öncelikle şunları soralım:

  • Suriye topraklarındaki bu fakülte ve yüksekokullar, karşı taraftan kimlerle anlaşma imzalanarak açıldı? Bu anlaşmalar TBMM’nin onayına sunuldu mu?
  • Bu okulların Türk Milleti’ne getirdiği ilave maddi yük nedir?
  • Erdoğan, sadece Cumhurbaşkanı kararıyla, Suriye’de olduğu gibi İtalya, Japonya, hatta Afganistan’da böyle fakülteler açabilir mi?

Ve son bir husus; biz Suriye’ye öncelikle terör örgütünü ortadan kaldırmak için mi gittik, fakülte açmak için mi?

Müyesser YILDIZ
8 Şubat 2021

Odatv link: https://odatv4.com/saskinliga-yol-acan-karar-ne-anlama-geliyor-08022126.html

Kategori:Uncategorized