İçeriğe geç

Montrö İşi de Böyle mi Halledildi?

PKK “özerklik” inşaa ediyor, Barzani “Kürdistanı” kuruyor…

Ege ve adalar Yunanistan’a teslim…

Kıbrıs bir kez daha pazarlık masasında, bu defa Türkiye’nin adı bile yok…

Ermeni “soykırım” iftiralarını kabül sessiz ve derinden yol alıyor…

ABD’yle “barışmak” için AKP’nin Ruhban Okulu’nda sürpriz yapmasının da an meselesi olduğu bildiriliyor…

Kala kala ABD ve NATO’nun Karadeniz’e yerleşmesi, yani Montrö Sözleşmesinin delinmesi kaldı.

5 yıl tutukluluktan sonra 15 gün önce kanser olduğu için tahliye edilen Tuğamiral Cem Aziz Çakmak “özgür” ilk demecinde, şunları söyledi:

“Niye girdiğimizi, neden tasfiye edildiğimiz biliyoruz. Bir darbe davasında 137 denizci var. Kim inanır buna? Havacı, karacı diye ayırmıyorum. Ama bu kimsede soru işareti yaratmıyor mu? Hepimiz ayrı ayrı özelliği olan insanlarız. Bu ülkenin 91 tane kurmay albayı gitti. Deniz Kuvvetlerinin 50 senesini hasara uğrattılar. Yazık günah değil mi? Bir albay 20 senede yetiştiriliyor. Top, mermi, her şeyi alabiliriz ama insan alamayız. İnsan transfer edemeyiz. Cumhuriyet donanmasının belki de tarihi zirvesindeydi bu kurum. İnanın başka bir ülkeyle harbe girseydik böyle bir zayiat vermezdik.”

Çakmak, bu işin arkasındaki gücün ABD olduğunu belirtirken de yaşadığı şu iki olaydan söz etti:

“Bir yabancı komutan bir toplantıda ‘Karadeniz bizim için hala kara bir boşluk’ diyor. Ben de iyi niyetle Karadeniz’deki bizim ulusal politikamızı, kırmızı çizgilerimizi anlatıyorum. Çıkarken bana dedi ki, ‘Amiralim her zaman bir yol vardır’. Bir anlam veremedim bu sözüne. Kasım 2009’du. Ben Şubat 2010 da tutuklandım. 2009’un başında Bahreyn’de toplantıya katıldık. Bir yabancı Koramiral toplantıdan sonra dedi ki; ‘Türk Deniz Kuvvetleri de Amerikan Deniz Kuvvetleri için bir rakiptir artık’. O zamanlar çok anlamlandıramadık. Çünkü ben, benim ülkemde bu kadar vatan haininin olacağını düşünemedim.”

Tuğamiral Cem Aziz Çakmak tek örnek değil. NATO eğitim programı kapsamında çeşitli ülkelerin askerlerinden oluşan bir grup 2010 Eylül’ünde Pentgon’a götürülür. Burada ABD savaş gemilerinin Akdeniz ve Karadeniz’e nasıl yerleşeceği anlatılır. Grup içinde genç bir Türk subayı da vardır. Söz alır, Montrö’yü hatırlatıp, “Karadeniz’e nasıl yerleşeceksiniz?” diye sorar. ABD’li komutan şu cevabı verir:

“Biz o işi hallettik!..”

İsmi lâzım değil, o genç Türk subayı da yaklaşık 3 yıldır Balyoz’dan hapiste.

Bunları anlatmamın sebebi, 2 gün önce iktidarı destekleyen Yeni Şafak Gazetesi’nin manşeti. “Kanal İstanbul Para Basacak” manşetiyle verilen haberde şöyle deniyordu:

“Türkiye, Montrö Anlaşması’ndaki kısıtlamalar nedeniyle 28 yılda İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilerden elde edeceği 10 milyar dolar gelirden mahrum kaldı. Kanal İstanbul projesi tamamlandığında, Montrö by-pas olacağı için kasamıza yılda 8 milyar dolar girecek. Çılgın proje, ‘Kanal İstanbul’ tamamlandığında, dünyanın en önemli ticari su yollarından biri Süveyş kanalından daha fazla kazanacak. Günlük 160 geminin geçiş yapması beklenen Kanal İstanbul projesi Montrö’ye tabi olmayacağı için Süveyş Kanalı gibi ton başına ortalama 5.5 dolardan fiyatlanabilecek. Süveyş’ten en fazla 150 dwt’lik gemiler geçebilirken Kanal İstanbul 300 bin tonluk gemiler için uygun olacak.”

Gerçekten “çılgın proje”ymiş!.. Bugün para için, ticaret gemileri üzerinden Montrö’yü by-pass edenler, yarın savaş gemilerine niye yol vermesin ki?!..

Yoksa Cem Aziz Çakmak’a söylenen, “Her zaman bir yol vardır” ın açılımı veya Pentagon’da ABD’li komutanın, “Biz o işi hallettik” dediği formül bu mu?

-Yiğit Bulut Ne Der?-

Şimdilerde Türkiye’nin ve AKP’nin “küresel bir saldırıya maruz kaldığını, bu saldırıyı da aşacaklarını” anlatan Başbakan Erdoğan’ın Danışmanı Yiğit Bulut bu kayıplarımıza acaba ne der? Şunun için soruyorum; Henüz yandaş değilken, 12 Eylül 2008’de Referans Gazetesi’nde “Başbakan Erdoğan Neden Saldırıyor?” başlıklı yazısında şunları yazmıştı da:

“Nasıl saldırmasın, deniz bitti! Cumhuriyetin 80 yıldan fazla bir sürede biriktirdikleri bittiği gibi, gelinen tablo korkunç. Yıllık cari açık 50 milyar dolar, kamu-özel dış borç 300 milyar dolar ve sıkı durun 2003-2008 arasında iç borcumuz dolar bazında Cumhuriyet tarihinin dört katından fazla artmış…

Çok akıllıca bir ‘taktik’ uyguluyor ve ‘mal üstüne’ yığılmadan, saldırıp gündemi değiştiriyor. Olumsuzluklar sadece ekonomiden de ibaret değil. Kıbrıs ‘Rumların’, Kuzey Irak ‘Barzani aşiretinin’, İstanbul ve Çanakkale boğazları ‘Amerikan gemilerinin’. Yani çöken sadece ekonomi ile de sınırlı değil. Dış politikada tam bir teslimiyet ve havlu atma söz konusu…”

Yiğit Bulut, yazısının sonunda “5 yıllık AKP iktidarında kaybettiklerimizin” listesini çıkarıp, “İşte manzara. Ne konuşuyosun sen daha Tayyip Erdoğan?” diye sormuştu. (Y. Bulut’un o yazısı: http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=105944&YZR_KOD=97)

Şimdi biz soralım; Gerçekten Montrö de halledildi mi?!. “Küresel saldırılar” böyle vere vere mi aşılıyor?!.

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’e kucak dolusu sevgiler

Müyesser YILDIZ

17 Şubat 2014

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/yigit-bulut-buna-ne-diyecek-1802141200.html

Kategori:Uncategorized