İçeriğe geç

“MİT Yasasının Ne Kadar Gerekli Olduğunu” Anladık mı?

Yıllardır psikolojik harple, algı yönetimiyle, medya manşetleriyle hem yargılanıyor, hem haşlanıyoruz.

Bugüne de 7 bin kişiyi -3 bin kişilik liste daha varmış- dinleyen “Pensilvanya Kulağı” ile uyandık.

Sokakta birbiriyle karşılaşma, selâmlaşma imkân ve ihtimali dahi olmayanların “örgütdaş” yapıldığını öğrendik.

Tehlikenin farkında mısın, ey millet!..

Nihayet Başbakan Erdoğan’ın milletvekilleriyle kahvaltılı istişare toplantısı sayesinde, bu tehlikenin nasıl bertaraf edileceğini öğrendik de rahatladık.

Erdoğan, “İnternet ve MİT Yasalarının ne kadar gerekli olduğunu gördünüz” demiş.

Evet, o yasalar ne kadar gerekliymiş hem gördük, hem anladık!..

Başbakan Erdoğan geçenlerde şunları da söylemişti:

“Biz bu koro halindeki saldırılarla dövüşe dövüşe buraya geldik. Biz bunları 28 Şubat’tan biliriz. Ama 28 Şubat’ta bile bu kadar ahlâksız olmamışlardı. Biz bu işadamlarını, brifing alan bu çevreleri çok iyi biliriz. O zaman bile bu kadar düşük seviyede olmamıştı.”

Bakın aklıma ne geldi:

Hanefi Avcı gözaltına alındığında odası arandı. Makamını günler önceden boşaltmıştı. Ancak nasıl olduysa bu odadaki dolabın üstünde bir siyah çantanın içinde 24 teyp kasedi bulundu. Kasetler 28 Şubat dönemine aitti ve kimlerin ses kaydı yoktu ki…

Gazeteciler; Mehmet Ali Birand, Uğur Cebeci, Enis Berberoğlu, Ertuğrul Özkök, Sedat Ergin, Fatih Altaylı, Ünal İnanç, Uğur Dündar, Cüneyt Özdemir, Kadir Çelik. İşadamları: Cefi Kamhi, Korkmaz Yiğit, Erol Aksoy, Özer Çiller. Siyasetçiler: Eski Başbakan Mesut Yılmaz, eski Bakan Mehmet Ali Yılmaz, eski vekil Ahmet Özal. Askerler: Emekli Orgeneral İsmail Koçman, Çevik Bir. MİT’çiler: Mehmet Eymür, Yavuz Ataç.

Tam 28 Şubat soruşturmasının başladığı günlerdi, bu isimlerin çoğu müşteki veya mağdur sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Kasetler dinlettirildi. Mesela Ertuğrul Özkök’ü hatırlıyorum; “Herkes beni 28 Şubatçı biliyor. Meğer ben de 28 Şubat’ın mağduruymuşum. Çünkü yapılan dinlemeler 28 Şubat dönemine ait dinlemeler” dedi. Özkök, şunları da söyledi:

“Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığım için orada artık anladım ki, devletin her kademesi beni dinlemiş. Yani MİT’i de Genelkurmay’ı da İstihbaratı da dinlemiş. Dinlesinler, legal dinleme varsa benim itirazım yok. Çünkü dinlemeler gerektiğinde toplumdaki en büyük terör örgütlerinin ortaya çıkarılmasında çok yararlı işler de yapıyor. Ben kanunsuz dinlemelerden, özel hayatla ilgili kayıtların tutulmasından şikayetçiyim… Bakın 14 yıl önce yapılmış bir telefon konuşması, birileri tarafından kim bilmiyorum ama 14 yıl boyunca saklanıyor. Bir insan ruh hastası değilse, sapık değilse niçin saklar bunu. Bir şekilde kullanmak için saklar değil mi? Yani zamanı gelince kullanmak için. O yüzden bugün kendisini güçlü gören insanlara da seslenmek istiyorum. Bakın 14 yıl boyunca saklanıyor… O yüzden bu hepimizin sorunu. bugün bu soruşturmayı yürüten savcıların da devletin başında bulunan insanların da 14 yıl sonra onların başına da gelebilir. Çünkü herkes herkesi dinliyor anladığım kadarıyla bu devlette. Onu anladım ben. Herkes herkesi dinliyor ve bazen bizler yüzünden gereksiz insanlar da dinleniyor. Onların hayatları da kayıyor yani. Dolayısıyla yani ben önemli insan değilim, ben bundan yırttım diye kimse bakmasın. Çünkü sizin konuştuğunuz herkese gidiyor.”

Özkök’ün bu çağrısı karşılık bulmadı, aksine o kasetler üzerinden 28 Şubat davasının psikolojik-sosyolojik temeli atıldı.

Bugün gördük ve anladık ki, gerçekten de “28 Şubat’tan daha ahlâksız, daha düşük seviyede” bir durumla karşı karşıyayız.

28 Şubat’tan devam edeyim:

İddialara göre, 28 Şubat dönemine ait kasetlerin sayısı 50’nin üzerinde. 24’ü Hanefi Avcı’nın makamında “bulunduğuna” göre, geri kalanlar nerede, kimlerin elinde? Ne zaman, kimlere karşı, hangi davalarda piyasaya sürülecek?

7 bin artı bugün yarın açıklanacak 3 bin dinlemeye ilişkin olarak “mesela” diyeyim dedim.

Başbakan Erdoğan Sivas’ta “Ya istikbâl, ya ölüm” mücadelesini başlatırken, belki de son günlerin şu en doğru tespitini yaptı:

“CHP’nin gündeminde ne var, MHP’nin gündeminde ne var? Diğerlerinin gündeminde hangi plan, hangi proje var, hangi hedef var, soruyorum sizlere? Söyleyeyim, onların gündemlerinde sadece yıkım var, engelleme var, yavaşlatma var. Onların gündeminde sadece dedikodu var, iftira var, itham var. Onlar, paralel örgütün önlerine attığı kırıntılarla idare ediyorlar, telefon dinlemeleriyle idare ediyorlar.”

Cümleten “önümüze atılan kırıntılarla idare etmeye” devam!..

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’e kucak dolusu sevgiler

Müyesser YILDIZ

24 Şubat 2014

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/mit-yasasinin-ne-kadar-gerekli-oldugunu-anladik-mi-simdi-2502141200.html

Kategori:Uncategorized