İçeriğe geç

“İşlemediğim Suçtan Yatıyorum Zaten… Bana Bağırma Anne!..”

Ağzını açan, “Artık analar ağlamıyor” diyor.

Analar ağlıyor, hem de çok. Reyhanlı’da, İstanbul’da, Eskişehir’de, Soma’da… Ve Balyoz’da…

Merhum Kurmay Albay Murat Özenalp’in annesi Samiye Özenalp ağlıyor. Murat Albay barbunyayı çok severdi. Samiye Anne de her görüşte biricik oğluna elleriyle barbunya pişirip, götürürdü. Yol uzun, torbaya dökülürdü genellikle. Murat Albay, “Anne, barbunyayı ayrı bir torbaya koy ve ayrı taşı” dedi bir defasında. Son görüşünden bir önceki görüşte oğlunun söylediğini yaptı, barbunyayı özenle, ayrı bir torbada götürdü.

Ayrılık vakti yaklaşmıştı. Murat Albay barbunyayı koğuşuna götürmek üzere kendi çantasına, diğer eşyaların arasına koydu. Kap ters döndü, birazcık döküldü. Samiye Anne, “Oğlum bana yapma dediğini sen yaptın. Gördün mü döküldü!..” diye kızacak gibi oldu.

O güne kadar anacığına tek bir kez sesini yükseltmemiş, yüzünden gülümsemeyi eksik etmemiş olan Murat Albay, ebedi yolculuğu çıkmadan 15 gün önce adeta isyan etti:

“Anne!.. Ben işlemediğim suçtan 3 yıldır yatıyorum zaten. Ben suç işlemedim. Bana suçluymuşum gibi bağırma!..”

Samiye Anne ağlıyor!..

-Mamak’tan Fotoğraf… İtalya’daymış Gibi-

(Hakan Albay sağdan üçüncü. Merhum Murat Albay da hemen Mustafa Önsel’in sol omzunun arkasında)

Albay Hakan Çelikcan’ın annesi Saadet Çelikcan da ağlıyor.

Çelikcan yaklaşık 3.5 yıldır hapiste. 84 yaşındaki annesi ise onu İtalya’da görevde sanıyor. Birkaç kez gizlice turizm bürolarına gidip, İtalya’ya bilet almak istedi, son anda engellendi.

Hakan Albay haftalık 10 dakika telefon görüşmesinde annesini arıyor. İtalya’dan arıyormuş gibi konuşuyor.

Saadet Anne başlangıçta şunu söylüyordu:

“Buralarda birşeyler oluyor, askerleri tutukluyorlar. Senin başına böyle birşey gelse ölürüm oğlum!..”

Sonra, “Oğlum kokunu duymadan öleceğim. Neden hiç gelmiyorsun? Hiç mi izin vermiyorlar?” demeye başladı.

Birkaç hafta önce de oğlundan şunu istedi:

“Bari bir fotoğrafını gönder de yüzünü göreyim, n’olur!..”

Hakan Albay Mamak Cezaevi’nin bahçesinde güzel, fiyakalı bir fotoğraf çektirdi. Sanırsınız İtalya’daki karargâhının bahçesi!..

Küçük bir sorun çıktı, bahçedeki bankta Ankara’daki belediyelerden birinin adı vardı. Hakan Albay rica etti, fotoğrafın üzerinden o yazıyı sildirtti.

Acı acı gülerek, o fotoğrafa bakarken sordum:

“Tutuklandığında filinta gibi bir subaydın. Şimdi bu saç-sakal ne demez mi annen?”

Hakan Albay, “Merak etme onu da düşündüm; İtalya’da serbest diyeceğim” karşılığını verdi.

Saadet Anne’ye mutluluk oyununa ailenin diğer fertleri de katıldı. O fotoğraf onlara teslim edildi ve sanki İtalya’dan postalanmış gibi anneye götürüldü.

-Koklayacak Kadar Adalet-

Dr. Deniz Kurmay Albay Ali Yasin Türker Hasdal’da. 66 yaşındaki annesi Kadriye Türker Ankara’da. 76 yaşındaki Osman Baba çocuklarını seyyar satıcılık yaparak yetiştirdi. Bu yaşta adalet için sokaktalar, yıllardır gözleri yaşlı.

Cumartesi günkü Sessiz Çığlık eyleminde Kadriye Anne’nin kucağında bir demet papatya gördüm, “Doğum günün mü yoksa?” diye sordum.

Değilmiş. Silivri’deki bir başka Balyoz tutuklusu emekli Tuğgeneral Faruk Oktay Memioğlu’nun kardeşi Fatma Şatıroğlu gecikmeli anneler gününü kutlamak için getirmiş.

Zaten doğum gününü bilmiyor Kadriye anne. Çünkü ne zaman annesine sorsa, “Ekinler yeşerirken” cevabını almış. Dedi ki;

“Benim doğum günüm Ali Yasin’imin eve geldiği gün olacak!..”

Kadriye anne Cumhurbaşkanı Gül dahil her yere yazdı. Son mektup Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a gitti. Sonunda şöyle bir şiirle:

Hiç düşünmemiştim adalet için ağlayacağımı

Hiç düşünmemiştim oğlum için adalet arayacağımı

Hiç düşünmemiştim kendi ülkemde kurmay subay oğlumun tutsak olacağını

Adalet istiyorum Sayın Adalet Bakanı, adalet!..

Doyacak kadar olmasa da koklayacak kadar!..

-Oğlumu İstiyorum-

Emriye Önsel; Yaşı 70’e yaklaşıyor. Yıllardır kar-kış-yağmur-kavuran sıcak demeden her Sessiz Çığlık eylemine katılıyor, elinde oğlunun fotoğrafı saatlerce ayakta duruyor. Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel’in annesi.

Tüm itirazlara rağmen Anayasa Mahkemesi önündeki Adalet ve Vicdan Nöbeti’ne de katıldı. Saatlerce AYM binasına baktı… “Burada ne yapıyorlar?” diye sordu. “Çalışıyorlar” dedik. Karadeniz şivesiyle cevap verdi:

“Ne çalışmasıymış bu?!. Bana oğlumu geri versinler, oğlumu istiyorum!..”

Bu analar ve yüzlercesi yıllardır ağlatılıyor. Hem de “artık analar ağlamıyor” yalanına sarıp sarmaladıkladı “çözüm süreci” uğruna!..

Duyan var mı?!.

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak, Şirinyer ve Eskişehir’e kucak dolusu sevgiler

Müyesser YILDIZ

26 Mayıs 2014

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/islemedigim-suctan-yatiyorum-zaten…-bana-bagirma-anne..-2605141200.html

Kategori:Uncategorized