İçeriğe geç

“TSK Ölümüze Tükürdü”

Cumhurbaşkanlığı seçimi üzeri açıklanan Yüksek Askeri Şura kararları enine boyuna tartışılmadı, tartışılamadı.

“Kumpas mağduru Balyozcu generaller tasfiye edildi” dendi, geçildi o kadar. Oysa artçı depremler, yani tasfiye alt kademelere de yansıdı.

Genelkurmay Başkanlığı yetkilileri YAŞ’ın ardından Aydınlık Gazetesi’ne, Balyoz davasında yargılanan Albay ve alt muvazzaf subayların normal bir şekilde görevlerine devam edeceğini ve atamalarda isteklerinin dikkate alınacağı bilgisini vermişti.

Genelkurmay’ın bu açıklaması kısmen doğruydu. Sadece Deniz Kuvvetleri Komutanlığı “kumpas” kurbanı albay ve alt rütbedekilere nerede görev yapmak istediklerini sormuş, aktif görev isteyeni aktif, pasif görev isteyeni de pasif birimlere vermişti.

Kara ve Hava, özellikle de Jandarma’da durum tam tersiydi.

-Sen misin Komutanlara İsyan Eden-

İşte Jandarma’dan üç örnek:

Kurmay Albay Mustafa Önsel emeklililiğine 1 yıl kaldığı halde Kayseri’ye atandı.

Kurmay Yarbay Hüseyin Topuz Konya’ya, Binbaşı Özgür Ecevit Taşçı da Kastamonu’ya verildi.

“Normaldir” denebilir. Hayır, değil.

Birincisi; Üç ismin ortak özelliği var. Gerek yazdıkları kitaplar, gerekse dilekçe ve açıklamalarıyla TSK’daki “kumpasçıları” ve bunları koruyup, kollayanları ismen deşifre ettiler. Komutanlarının kendilerine sahip çıkmamasını sert bir dille eleştirdiler.

İkincisi; Onlar yıllarca hapiste yatarken, aileleri zor şartlarda Ankara ve İstanbul’da düzen kurdu, çoluk-çocuğunun geleceğini şekillendirdi.

Binbaşı Özgür Ecevit Taşçı’nın eşi Hande Taşçı’nın şu haykırışı bundan:

“19 Haziran’da gelen tahliye haberi ile yüzlerce Balyoz mağduru gibi biz de babamıza kavuşmanın mutluluğunu yaşadık. İki gün önce aldığımız tayin haberi ile babamıza kavuşma sevincimiz kursağımızda kaldı. Birileri iki yıla yakın babamızla aramıza demir parmaklıklar koymuştu. Şimdi başka birileri aramıza 525 km. koyarak, aile bütünlüğümüzü bir kez daha elimizden alıyorlar. Hayatımıza ve geleceğimize kumpas kurulmadan önce doğu, batı demeden her şehre gidip ben öğretmen, eşim subay olarak görevimizi yaptık. Eşim tutuklanınca ben ve küçük kızım İstanbul’da kızkardeşimin evinde hayat kurmaya çalıştık. Kızım ilkokulda burslu olarak okurken, ben de burada bir ortaokulda öğretmenlik yapıyorum. Yargıtay kararından önce eşimin tayini İstanbul’a çıkmıştı ve 19 Haziran’da tahliye olunca en azından yeniden yargılama bitene kadar İstanbul’da bırakırlar diye düşünüyordu. Balyoz davasından tahliye olan muvazzaf subaylar istekleri üzerine ailelerinin yanında görevlerine dönerken, Jandarma’da eşimle beraber sadece üç kişinin ailesinden koparılmasının nedeni nedir? Kumpasa uğrayan, yıllarca çoluk çocuk acı çeken bizlere hâlâ neyin diyeti ödettiriliyor? Bizleri yıldırmak için elinden geleni yapan, hala kin ve nefretleri artarak devam eden o insanları Allah’a havale ediyorum.”

-Sordukları Halde-

Kızı hapisteyken doğan, oğlu “babasızlık sendromu” tedavisi gören Yarbay Hüseyin Topuz da şaşkın. Çünkü nerede görev yapmak istediğini sormuşlar, o da “Tek isteğim, Ankara’da çoluk-çocuğumun başında olmak” cevabını vermiş.

Emekliliğine 2-2.5 yıl kalan Topuz, “Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin onama kararına bile bu kadar üzülmemiştim. Onlardan bekliyordum, ama kendi kurumumdan bu kadarını beklemiyordum” dedi.

-Balyoz Hakiminden Ne Farkları Var?-

Cezaevinde üç kitap yazan Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel de tayin haberini geçen Cuma, en mutlu olacağı günde, oğlunun düğün günü aldı. Yüreğine taş basıp, misafirlerini ağırladı. Ama sonrasında şöyle patladı:

“Emekliliğime 1 yıldan az bir zaman kalmış. İstesem de devam etme şansım yok. Buna rağmen bu tayinin çıkartılması özel ve manidardır. Balyoz hakimi Ömer Diken’in bizleri babalık ve kocalık haklarından mahrum etmesinden hiçbir farkı yok. Şimdi de TSK beni babalık ve kocalık haklarından mahrum ediyor. Bu tavrın ölüye tükürmekten farkı yoktur.”

-Bizi Deliğe Süpürdüler-

Emekli Tümamiral Caner Bener… 3 yıl yattı, tahliye oldu. Onun da dosyası YAŞ’ta görüşülecek, belki terfi edecekti. Ama haftasında gidip, istifa ve emeklilik dilekçesini verdi. Dilekçesinde şunları yazdı:

“Haksızlığa maruz kaldığım süreç içerisinde masumiyetimin açık olarak ortada olmasına rağmen, canımdan öte bağlı olduğum Türk Silahlı Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın kurumsal uygulamaları kapsamında meslek hayatım boyunda inandığım ahde vefa, silah arkadaşlığı, dayanışma ve disiplin değerlerine olan güvenimi yitirdim. Hukuksuz olarak yaşamaya mecbur edildiğim uygulamalar karşısındaki duruş ve kararlılıkta önümüzdeki dönemde olumlu yönde değişiklik olmayacağı inancıyla Deniz subaylığından istifa ve emeklililiğimi makamlarına arz ederim.”

Bener’in dilekçesi 15 dakikada kabul edildi. YAŞ tasfiyeleriyle bir anlamda öngörüsünde haklı çıkan Bener, kararlardan sonra ilk kez konuştu ve şunları söyledi:

“Bu kararlar hukuki olabilir, ama etik değil. 2012-2013’te yargılamalarımız devam ederken alınan kararlardan daha ağır. O zaman yargılanıyorduk, oysa şimdi ortada Anayasa Mahkemesi kararı varken, bizleri deliğe süpürdüler. Askeri değer ve ilkeler açısından kabul edilemez, çok ağır, feci bir durum. TSK tarihinde dibin dibinde bir karardır.”

“Kumpas” kurbanları, “Ölümüze tükürdüler… Bizi deliğe süpürdüler… Hâlâ diyet ödettiriyorlar” diyorsa, gel de “paralel devletle savaştıklarına” inan!..

Silivri, Mamak, Şirinyer, Eskişehir ve Malatya’ya kucak dolusu sevgiler

Müyesser YILDIZ

13 Ağustos 2014

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/tsk-olumuze-tukurdu-1308141200.html

Kategori:Uncategorized