İçeriğe geç

Firari Balyoz Bilirkişisinin Bilgisayarından Öyle Bir Kumpas Belgesi Çıktı ki!..

TSK’ya kumpasın kurulduğu yıllarda TÜBİTAK da görev yapan iki ismi anlatmak istiyoruz.

İlki Hayrettin Bahşi…

TÜBİTAK’ta baş uzmandı. Danıştay cinayetinin dijitalleri, Ergenekon’da Gazeteci-Yazar Mustafa Balbay’ın bilgisayarı ve Balyoz’da 5 nolu hard diski incelemesi için dönemin Başsavcısı tarafından ismen seçildi. Görevlendirme yazısı gitmeden bu hard disk ve CD’ler kendisine teslim edildi. Yemin etmeden bilirkişiliğe atandı. Hepsi için “gerçektir” raporu düzenledi. Bir süre sonra da TÜBİTAK Siber Güvenlik Enstitüsü Müdürü oldu.

Balyoz sanıkları “görevi kötüye kullanmaktan” hakkında suç duyurusunda bulunsa da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 13 Mart 2013’te takipsizlik kararı verdi.

TÜBİTAK’taki işinden ise ancak 17/25 Aralık’tan sonra atıldı ve takipsizlik kararı kaldırılıp, hakkında dava açıldı. Hesap günü gelmişti, ama Şubat 2015’te yurtdışına çıktığı anlaşıldı. Estonya’da olduğu öğrenildi, iadesi için yazı yazıldı.

İadesi beklenirken şu oldu; Geçen yıl Estonya’da yapılan NATO ülkelerinin katılacağı Siber Güvenlik tatbikatında görevlendirildiği, Büyükelçiliğimizin girişimi ile tatbikattan çıkarıldığı ortaya çıktı.

-Kozmik Oda’da Neler Oldu?-

Diğer isim Elektrik-Elektronik Mühendisi Umut Barış Erdoğan…

2002’de TÜBİTAK’ta yardımcı eleman olarak göreve başladı. Sırasıyla araştırmacı, uzman araştırmacı ve başuzman araştırmacı oldu. 2012’de istifa etmek zorunda kaldı.

Aslında daha 2005 yılında Talat Paşa Komitesi’nin düzenlediği, KKTC’nin merhum Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın da katıldığı İsviçre’deki soykırım yalanını protesto yürüyüşünde yer aldığı için hedefe oturtulmuştu. Hakkında TÜBİTAK, Genelkurmay ve MİT’e, “İşçi Partili ve PKK sempatizanı olduğu” şeklinde isimsiz, imzasız ihbar mektupları gönderildi. TÜBİTAK ve MİT’e dilekçe verip, hakkındaki bu iddiaların araştırılması ve gereğinin yapılması için dilekçe verdi.

2007’de evinin önündeki arabaya konan bomba patladı. Bu olayla ilgili olarak usule aykırı şekilde takipsizlik kararı alındığını yıllar sonra öğrendi vs.

Ancak hedefe tam oturtulması, meşhur Kozmik Oda operasyonundan sonra oldu. Şöyle ki;

Kozmik Oda’ya girecek Hakim Kadir Kayan, Adalet Bakanlığı’nı arayıp, TÜBİTAK’tan bir bilirkişi istediğinde, Umut Barış Erdoğan’ın telefonu verildi. Kayan da Erdoğan’ı arayıp, Seferberlik Tetkik Kurulu’na gelmesini istedi. Erdoğan olay yerine gittiğinde, Hakim Kayan’la birlikte Savcı Mustafa Bilgi de oradaydı. Bir ara Erdoğan’a yaklaşan Savcı Bilgili, “Aşağıda bekleyen Terörle Mücadele polisleri seninle görüşmek istiyor” dedi. Bir şeylerin ters gittiğini anlayan Erdoğan da Bilgili’nin bu isteğini peçete parçasına yazıp, farkettirmeden Askeri Savcıya gösterdi. Olayın tespit edilmesi gerekiyordu. Buradaki kameraların yönü özellikle kapıya çevrildikten sonra Askeri Savcı’nın bilgisi dahilinde Erdoğan, polislerin yanına gitti ve görüşme kaydedildi. Döndüğünde de Askeri Savcı, kamerada polislerle görüştüğü görüldüğü için tutanak tutmak zorunda olduğunu bildirdi ve 3 sayfalık bir tutanak tutuldu. Tutanağın en çarpıcı bölümü şuydu:

“Bilirkişi Umut Barış Erdoğan, Savcı Mustafa Bilgili’nin isteği üzerine polislerle görüştü. Polisler, Erdoğan’a nerede çalıştığı, ne tür işlerle uğraştığı gibi sorular sordu. Erdoğan daha önceki çalışmalarını anlattı. Bunun üzerine polisler, ‘Tarihi bir iş yapıyorsun. Konu çok önemli. Zaman için acele etmeyin. Hakimi teknik olarak yönlendireceksin’ dediler. Bilirkişi Erdoğan, ‘Merak etmeyin, ben teknik olarak görevimi biliyorum’ cevabını verdi. Ardından Başkomiser Metin, Erdoğan’dan telefon numarasını istedi. Erdoğan ilk önce işyeri numarasını verdi. Polisler ısrarla cep telefonunu da isteyince, aleyhinde olumsuz bir kanaat oluşmaması için numarasını verip, Kozmik Oda’ya döndü.”

Hakim Kadir Kayan’a da gösterilen, ama onun imzalamadığı bu tutanak daha sonra dönemin Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanı Tümgeneral Selahattin Kısacık tarafından komuta kademesine iletildi. Ancak Genelkurmay, savcı ve polislerin işbirliğini göstermesi açısından son derece önemli olan bu belgeyi nedense ifşa etmedi. Hakim Kadri Kayan’ın ise aynı gece yeni bir “güvenilir” bilirkişi istediğini ve ertesi gün bir başka ismin gönderildiğini belirtip devam edelim.

İşte bu olaydan hemen sonra Erdoğan hakkında Ergenekon, Selam Tevhid gibi çeşitli örgütler bahane edilip, önleyici istihbarat kapsamında farklı adlar kullanılarak onlarca dinleme kararı alındı. Mesela Kocaeli’nde oturmadığı halde buradaki İstihbarat Şube tarafından usulsüz ve yasadışı dinlendi. Tabii bunlar ancak 17/25 Aralık’tan sonra ortaya çıktı ve yürütülen soruşturmalarda müşteki sıfatıyla Erdoğan’ın da ifadesi alındı.

Netic-i kelam; 2012’de kurumdan istifa etmek zorunda bırakılan Umut Barış Erdoğan 17/25 Aralık’tan sonra bizzat TÜBİTAK tarafından Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi’nde Enstitü Müdür Yardımcısı olarak göreve çağrıldı. Bir süre çalıştıktan sonra “FETÖ’yle mücadelede” çok şeyin değişmediğini görünce, yeniden istifa etti.

-Mailindeki Raporu Alıp Ekleme Yapmışlar-

Bu iki ismi anlatmamızın sebebine gelince; Yolları öyle bir yerde ve şekilde kesişti ki!..

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı geçen yıl TÜBİTAK’ın Gebze’deki Araştırma Merkezi’nde “FETÖ yapılanması” ile ilgili bir soruşturma başlattı. Bu kapsamda kurumdaki bilgisayarlar incelendi.

TÜBİTAK’ın çok gizli projelerinin bulunduğu bilgisayarlara, ABD’nin Virginia eyaletinden sızmalar yapıldığı tespit edildi. Hazırlanan iddianamede, TÜBİTAK bilirkişileri hakkında ise şöyle denildi:

“Bu kurumun bilirkişilik yapması için kanunda hiçbir mecburiyeti bulunmamaktadır. FETÖ uydurma ve sahte dijital delillerini meşrulaştırmak ve raporlar hazırlatmak için özellikle TÜBİTAK’a önem vermiştir. Örgütün emrindeki yargı mensupları bu kuruma dijital materyal gönderip soruşturma ve davada kişileri mahkum ettirebilecek şekilde sahte bilirkişi raporlarının hazırlanmasını sağlamışlardır. Kurum içerisindeki örgütlü yapı ülke gündemini işgal eden davalarda sahte raporlar düzenlemiştir. TÜBİTAK içinde bilirkişilik görevi örgüt mensubu aynı kişilere verilmiştir. Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk, böcek soruşturmasındaki sahte raporlar bu şekilde hazırlanmıştır.”

Ancak Hayrettin Bahşi’nin bilgisayarından çıkan bir belge, bilirkişilerin sadece sahte dijitalleri meşrulaştırma görevini yerine getirmediğini, bizzat kumpasın içinde de yer aldığını gözler önüne serdi.

Bahşi’ye ait dijital materyaller arasında bulunan bu belge; Umut Barış Erdoğan’ın bir toplantıyla ilgili olarak TÜBİTAK’a ait mail adresinden, dönemin yöneticisine gönderdiği bilgi notuydu.

Sözkonusu belgenin önemi ve özelliği şuydu; Bu bilgi notu alınmış, kopyalanmış, daha sonra da altına ilave bir bölüm eklenip, bir başkasına gönderilmişti.

Eklenen bölüm şuydu:

“Yukarıdaki mesaj e-devlet kapısı projesi ile ilgili olarak üst düzey yöneticilerin de katılımı ile yapılan toplantıda aldığım ve kendi üstlerime gönderdiğim notlarım. Bu bilgileri, sektördeki politika ve çalışmalarınıza yön verme konusunda çok faydalı olacağını düşünerek, TÜBİTAK’ın yaklaşımları konusunda da fikir vermesi amacıyla sizinle paylaşıyorum. Umarım faydalı olur. Her zaman söylediğim gibi sizin gibi önderlerimize hizmet etmek için buradayım. Bilgi güvenliği ile ilgilenen firma sayısı çok az, hele ki kaliteli firma sayısı daha da az. Dolayısıyla bilgi güvenliği konusu ile ilgilenmeniz çok isabetlidir. Biz kurum olarak Genelkurmay’a ve kuvvet komutanlıklarına intranet ve bilgi güvenliği konularında proje yapıyoruz. Bu projeler kapsamında neler yaptığımızı içeren bir sunumu da en kısa zamanda göndereceğim. Böylelikle bilgi güvenliği sahasında ilerlemek için şirketinize hangi altyapı ve personel özelliklerini kazandırmanız gerektiğini değerlendirebilirsiniz. Bildiğiniz gibi bu alanda hem çok önemli bilgiler hem de ciddi paralar sözkonusudur. Bu değerlere de başkalarının değil, sizin gibi vatanseverlerin sahip olması gerekir.”

Bu tespit üzerine geçtiğimiz aylarda ifadeye çağrılan Umut Barış Erdoğan’a o mailin kendisine ait olup olmadığı, bunun Hayrettin Bahşi’nin bilgisayarında ne aradığı soruldu. Erdoğan da şunları anlattı:

“Sanıyorum bu, Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde (UEKAE) çalıştığım dönemde gittiğim bir toplantı sonucunda görevim olan ve yapılan toplantıya ilişkin alınan kararların, tartışılan konuların özetlendiği bilgi notunu o dönem yönetici olan M… Ü…’ye gönderdiğim bir e posta mesajı. Bu mesajın FETÖ/PDY örgütünün mensubu olduğu bariz bir kişiden elde edilen dijital materyalde çıkması normal karşılanamaz, çünkü e-posta mesajında gönderen ve alıcı bellidir. Hayrettin Bahşi adlı şahsa atılan bir e-posta söz konusu değildir. Ancak o dönem güvenlik duvarı, Tübitak’ın e-posta, web ve dosya sunucular da dahil olmak üzere sisteme erişim yetkileri olduğunu hatırladığım Hayrettin Bahşi, Tahsin Türköz ve Bilge Karabacak’ın bu e- posta mesajlarına yetkilerini suistimal ederek, eriştiklerini değerlendiriyorum… Bu e-posta yazışmasına sonradan eklendiği anlaşılan kısım ise tarafıma ait değildir… Bunun, daha önce birçok FETÖ kumpasına dahil edilen şahsımın İstanbul casusluk veya başka bir kumpasa dahil edilebilmem için hazırlandığını tahmin ediyorum. İstanbul casusluk kumpasını düşünmemin sebebi, eklenen/üretilen kısmın, TÜBİTAK’ta görevli 4 personelin bu kumpasla tutuklandığı döneme denk gelmesidir. Hayrettin Bahşi’nin bilgisayarı üzerinde hazırlandığı anlaşılan ve bundan sonra elde edilebilecek üretilmiş benzer belgeler, kumpas davalarında şahsım için usülsüz dinleme kararlarının alınmasında kullanılmış olabilir.”

İfadesinin sonunda, sözkonusu belgenin Hayrettin Bahşi’nin İstanbul casusluk başta olmak üzere diğer kumpasların TÜBİTAK ayağında sahte delil üretme/sağlama konusunda da görev aldığını ortaya koyduğunu vurgulayan Erdoğan, “Konunun üzerine gidilmesi halinde, TÜBİTAK’ta çalışan ve Bahşi ile suç ortaklığı içinde yer alan diğer FETÖ/PDY örgütü mensupları da ortaya çıkarılacaktır” dedi.

Çıkarılır, çıkarılmasına da mesele şu; Emin Çölaşan’ı, Necati Doğru’yu “FETÖ’cü” ilân etmek varken, bunların ortaya çıkarılmasıyla kim, niye uğraşsın ki?!.

Müyesser YILDIZ

14 Aralık 2018

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/firari-balyoz-bilirkisisinin-bilgisayarindan-oyle-bir-belge-cikti-ki-14121833.html

Kategori:Uncategorized