İçeriğe geç

Ya Emperyalistler, “Türk Askeri Kıbrıs’tan Çekiliyor” Diye Algılarsa?!.

Son 15 günde Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde hangi gelişmeler yaşandı, gün gün özetleyelim.

10 milyonluk Yunanistan’ın Başbakanı Çipras 14 Mayıs’ta, Doğu Akdeniz’de doğal gaz aramaya devam etmesi halinde Türkiye’ye ekonomik yaptırımların uygulanacağı tehdidini savurup, “Bu uygulamalara devam etmek yerine Türkiye, uluslararası hukuka ve anlaşmalara saygı göstermeli, diyalog masasına oturmalı” dedi.

Çipras’ın bu çıkışına önümüzdeki günlerde “Yeniden umudumuz” yapılacak olan AB’nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de destek verip, “Türkiye’yi Kıbrıs’ın egemenlik haklarına saygı göstermeye” çağırdı.

17 Mayıs’ta Yunan Deniz Harp Okulu’ndaki bir törende konuşan eski Genelkurmay Başkanı, yeni Savunma Bakanı Evangelos Apostolakis, “Türkiye’nin Ege’deki ihlalleri ve Doğu Akdeniz’deki yasadışı doğal gaz arama faaliyetlerini” provokasyon olarak nitelendirip, kınadıklarını bildirdi.

21 Mayıs’ta Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos, AB’den, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de “Hukuksuzluk” yapmasına izin vermemesini isteyip, “Kıbrıs’ın korunmasının, AB yasalarının korunması anlamına geldiğini” söyledi.

Aynı gün “Girit Savaşı”nın 78’inci yıldönümü törenlerinde konuşan Savunma Bakanı Apostolakis, bir kez daha Ege ve Kıbrıs konusunda Türkiye’yi kınadıklarını belirtip, “Silahlı Kuvvetlerin her türlü inkâr ve tehdide karşı hazır olduğunu” anlattı.

-Yunan Cumhurbaşkanı: Kıbrıs’ta İşgâlci Güçler Var-

22 Mayıs’ta 24’üncü Dışişleri Bakanlığı ataşeler yemin törenine katılan Cumhurbaşkanı Pavlopulos, Kıbrıs konusunda özetle şunları söyledi:

“Sorununun en hızlı şekilde çözümünü aradığımızı biliyorsunuz. Ancak bazı temel şartlar var. En temel şart, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine tam olarak saygı gösterilmesidir. Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası hukuk ve AB hukukuna göre, egemenliğe sahiptir. Bu egemenlik esasen, işgâlci güçlere ve üçüncü taraf garantörlere tolerans göstermeyen AB Antlaşmasının 4’üncü maddesinin 2 ve 3’üncü fıkralarıyla belirlenmiştir. AB üyesi bir ülkenin egemenliği, işgâlci güçlerin varlığı ve üçüncü tarafların garantörlüğünden dolayı azalmıştır.”

“Kıbrıs Cumhuriyeti” diyerek Rum kesimini, “İşgâlci güçler” diyerek ülkemizi kasteden Pavlopulos, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinin keyfi olduğunu da öne sürdü.

23 Mayıs’ta bir televizyona açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Georgios Katrugalos, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, Yunanistan’la ilişkilerde “Diyaloğun sürdüğü, güven arttırıcı tedbirlerin görüşüldüğü” vs. yolundaki sözlerini şöyle yorumladı:

“Bay Akar’ın ifadelerinin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Bay Akar, tam da Türkiye’nin Kıbrıs’taki tek taraflı, provokatif ve yasadışı eylemlerinin yarattığı izlenimin etkisini yok etmek amacıyla, açık görünme ve sanki kapsamlı bir diyalog aradıkları izlenimini verme umudunda. Tek amacı, teknik konuları görüşmek olan özel müzakereler hakkında konuşmuyor. Askeri yetkililer, doğal olarak, sorumluluklarıyla ilgili olmayan konuları tartışamazlar. Yani açık olayım, Bay Akar’ın ifadeleri niyetlere ilişkindi. Gerçekte de kanımca yurtdışındaki muhataplarına yönelik yapılmış propaganda niteliğinde bir ifadeydi. Şu anda yapılan müzakerelerin, askeri yetkililer değil, politikacılar arasında koşullar oluştuğunda gerçekleşecek olan görüşme konularıyla ilgisi yoktur. An itibarıyla askeri yetkililerin yaptığı, geçmişte onaylanan güven oluşturma adımlarını incelemektir.”

Ve 24 Mayıs’ta bir kez daha konuşan Yunanistan Başbakanı Çipras, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de “Tahrik edici hareketlerde bulunmakla” suçlayıp, “Biz anlaşmayı arzu ederken, Türkiye konuşmayı reddediyor, kışkırtıcı eylemlerde bulunuyor. Türkiye’nin bu taktiği çıkmazdır ve günün sonunda bunu anlayacaktır” dedi.

-19 Mayıs’ta Ne Oldu?-

Bir günü özellikle ayırdım; O gün 19 Mayıs’tı. Malûm Yunanistan için 19 Mayıs, “Pontus soykırımı” iftirası günü.

Apostolakis’ten önceki Savunma Katrugalos, 2017’de yayınladığı “resmi” mesajla o iftirayı tekrarlayıp, Atatürk’ü “soykırımcı” ilân ederken, Ankara’dan ses çıkmamıştı.

Bu yıl “resmi” bir açıklama yapılmadı, ama her zamanki gibi Yunanistan’da Türkiye aleyhine gösteriler düzenlendi. Gösterilere üç gün sonra bir açıklamayla tepki gösteren Dışişleri Bakanlığı’mız, “Radikal bazı grupların ve bazı siyasetçilerin iç politika saikleriyle” 19 Mayıs 1919’u gölgelemeye ve Türkiye’ye yönelik nefreti körüklemeye çalıştığını bildirdi.

Bu açıklamaya bir gün sonra Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan, “Geçmişin en karanlık anlarını tekrar etmemek ve geriye kalan derin yaraları iyileştirmek için Pontus soykırımı gibi olayları tanımak hepimiz için -ve özellikle komşumuz olan Türkiye için- tarihi bir görevdir” cevabı geldi.

Kısacası Yunanistan, “Pontus soykırım” iftirasını kabul etmemizi istedi!..

Dahası var. 19 Mayıs günü Yunanistan Başbakanı Çipras’ın, “Pontus: Çarmıha Gerilme ve Anma” adlı bir etkinliğe katıldığı öne sürüldü. Doğruysa, ilk kez bir Yunan Başbakanı böyle bir toplantıya katılmış oldu.

Ancak Ekrem İmamoğlu’nun “Pontusluluğunu” tartışan Ankara, ne işin peşine düştü ne de bir tepki gösterdi.

-Masada Oturmaya Devam-

Peki Yunan Cumhurbaşkanından bakanlarına, herkesin Türkiye’yi böyle suçladığı ve “Soykırım” iftira toplantılarının düzenlendiği bu süreçte biz ne yaptık?

21-24 Mayıs tarihleri arasında, “Ege Denizi’nde güven artırıcı önlemler ve davranış kuralları başta olmak üzere Türkiye ve Yunanistan arasında işbirliğini geliştirmek amacıyla başlayan toplantılar” için Atina’ya askeri ve diplomatik temsilcilerden oluşan bir heyet gönderdik.

Savunma Bakanımız Hulusi Akar, “Heyetimizin çok güzel hüsnükabul gördüğünü, güzel karşılandığını” söyledi.

Sonrasında, “Görüşmelerin yapıcı bir atmosferde gerçekleştiği ve yakında Türkiye’de de devam edeceği” açıklandı.

Geçmişte, Türkiye’ye yönelik en ufak harekete tepki için toplantıları terk etmiş diplomat ve askerlerimizi hatırlayınca, insan bu kadar ağır hakaretlere karşı bir tavır konmasını bekliyor haliyle.

Ama nerde?!.

-İktidar Medyası Bile Rahatsız Olduysa-

Kıbrıs’a dönersek;

Emperyalistler, yıllardır ne istiyor; Rum kesimini “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanımamızı… Garantörlükten vazgeçmemizi… Ve de Türk askerinin Ada’dan çıkmasını…

ABD’si, İsrail’i, İngiliz’i, Fransız’ı Kıbrıs’a yığınak yapıp, Türkiye’yi hem NATO, hem AB eliyle bu konularda sıkıştırırken, bizim gündemimiz ne; Yeni askerlik sistemi!..

Yeni sistemle ilk etapta 130 bin askerin terhis olacağı müjdeleniyor!..

Bizler, bu yasayı eleştirsek, herhalde anında “Hakaret veya iftira” suçlamasına maruz kalırdık.

Ama bilmem gördünüz mü, iktidarı destekleyen Yeni Şafak Gazetesi bugün, “Seferberlik beklenirken 130 bin asker neden terhis ediliyor?” diye sorup, “Askerlik yasası ertelenmeli” çağrısında bulundu.

Yazıda, şu önemli ayrıntı da var:

“Personel eksikliğinin milli güvenlik sorununa sebep olacağı yerlerden birisi de Kıbrıs. KKTC-Güney Kıbrıs sınırındaki Barış Gücü Komutanlığı’nda doğacak zafiyetin fark edilmesi halinde güvenlik açığı doğabileceğine dikkat çekiliyor.”

Yeni sistemle ilgili niyetler ne kadar halisane olursa olsun, yıllardır Türk askerinin Ada’dan gönderilmesi hayalini kuran emperyalistler, şimdi buradan ya bu mesajı çıkarırsa?!.

Gerçekten ne yaptığımızın farkında mıyız?!.

Müyesser YILDIZ

26 Mayıs 2019

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/gercekten-ne-yaptigimizin-farkinda-miyiz–26051926.html

Kategori:Uncategorized