İçeriğe geç

İnsan Hakları Eylem Planı’nın “Yıldız”ı!..

Sokak röportajlarında görüyoruz. Bazı vatandaşlarımız, Erdoğan-AKP fanatikliğinden, kimbilir belki de korkudan ülkedeki her kötülük ve yanlışlığı “Bay Kemal”den biliyor, “AKP yaptı” denildiğinde ise yine toz kondurmayıp, “Vardır bir bildiği.” cevabını yapıştırıyor. Gelin, biz de önceki gün açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı’nı bu bakış açısıyla irdelemeye çalışalım.

Eleştiren, eleştirene!..

Neymiş; muhalefete göre bu eylem planında, “Masumiyet karinesi, suçun şahsiliği ilkesi, adil yargılanma, haksız tutuklamaların önüne geçme” gibi, asırlar önce keşfedilmiş vaatler varmış.

İşte, iflah olmaz bu muhaliflerin milletten ve gerçeklerden ne kadar koptuğunun bir göstergesi daha!

Sanki son 18 yılda önce CE-HA-PE/FETÖ ortaklığı, ardından Bay Kemal’in “Allah’ın lütfu” saydığı 15 Temmuz darbesi yüzünden tüm bu değerler yerle yeksan edilmemiş, tüm bunların sonunda ülkemiz, dünya hukuk endeksinde 107’inci sıraya düşmemiş gibi!..

Ne de çabuk unutuluyor!..

CE-HA-PE zihniyeti ve Bay Kemal’den kurtulup yeni sisteme geçeli, şurada kaç gün oldu?

Daha dün bir, bugün iki… Azıcık sabır ve anlayış yahu!..

Neymiş; Erdoğan, “Öyle her gördüğümüz çiçeğe de su vermeyeceğiz. Susuzluktan boynu bükülmüş bir çiçeğe su vermek adaleti yerine getirmek olurken, dikene su vermek zulüm anlamına gelebiliyor.” demiş.

Sonra “Devletin milletimize taahhüdü olan ve asla vazgeçmeyeceğimiz ilkeler” vurgusuyla şunu söylemiş:

Dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebepler temelinde hiçbir ayrımcılık söz konusu olmaksızın, herkes hukuk önünde eşittir.”

Muhalefete göre bunlar da birbirini “sıfırlayan” söylemlermiş… “Dikeni susuz bırakırsanız gül de kururmuş.” falan.

Doğru, bizde güzel bir söz var; “Gülü seven dikenine katlanır.” diye…

Ama unutmayalım; dikensiz gül bahçesi yaratmak” gibi bir deyimimiz de var…

Ne çok şey hayaldi, gerçek oldu”… Bakarsınız, öyle bir yöntem bulunur ki, su verilmeyince sadece dikenler kurur, gül yaşar… Bizler de gülü rahat rahat severiz!..

İşte Gerçek Reform Bu

Müzmin muhalifler, büyük emeklerle hazırlanan plana feryat figan itiraz ederken, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, şu sözleriyle moral ve umudumuzu yükseltti:

İnsan Hakları Eylem Planı, sokaktaki insanımıza, hane halkına dokunuyor. Yıldızları tarif eden bir eylem planı değil, o yıldızlara erişmemizi sağlayacak bir eylem planı. Ciddi bir yol haritası.”

Yıldızlara erişmemizi sağlar” mı bilemeyiz, ama planda “yıldız” gibi bir reform bulduk.

Bunu anlatmadan önce son dönemdeki tespit ve uyarılarıyla dikkat çeken Prof. Kemal Gözler’in bazı açıklamalarını hatırlatmamız gerekiyor.

Örneğin, ülkemizde devlet üniversitelerine bağlı 46 adet hukuk fakültesi varken, 92 adet ilahiyat fakültesi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

Yani devlet üniversitesinde ilahiyat fakültesi sayısı, hukuk fakültesi sayısının tam iki katıdır. Bu normal bir şey değildir. Bunun normal bir şey olduğunu iddia eden var ise, hukuk fakültesinden daha çok ilahiyat fakültesinin bulunduğu ülkeleri göstermeye davet ediyorum. Arap ülkeleri dahil, hukuk fakültesinden çok ilahiyat fakültesinin olduğu bir ülkenin olduğunu sanmıyorum.”

Prof. Gözler’in bir diğer önemli tespiti, “hukukçu olmayan hukuk dekanları”na ilişkindi.

Ülkemizdeki toplam 77 adet hukuk fakültesinin öğrenci kontenjanı tahsis edilen” 15’inin dekanının hukukçu olmadığını açıkladı.

Yaptığı döküme göre; bunlardan 4’ü ilahiyatçı, 2’si tıpçı, 2’si işletmeci, 1’i fizikçi, 1’i kimyacı, 1’i bilgisayarcı, 1’i ziraatçı, 1’i kamu yönetimcisi, 1’i maliyeci, 1’i de siyaset bilimcisiydi.

Bunların dışında öğrenci kontenjanı tahsis edilmeyen”, yani öğrencisi olmayan 4 adet hukuk fakültesinin dekanları da hukukçu değildi.

Prof. Gözler’in çok ses getiren bu tespitlerinden sonra YÖK, 16 Şubat’ta, yani İnsan Hakları Eylem Planı’nın açıklanmasından sadece 15 gün önce şu açıklamayı yaptı:

Öğrenci kontenjanı tahsis etmediğimiz, fakat araştırma görevlisi yetiştirdiğimiz hukuk fakültelerine, ‘kamu zararına yol açmamak için’ dekan ataması, idari kadro ve bina tahsisi yapılmamıştır. Bu fakültelerimizde dekanlıklar, başka üniversitelere doktora eğitimi için gönderilen araştırma görevlilerinin işlemlerinin takibini yapmak üzere rektörler (uhdesinde) veya vekaleten görevlendirdikleri bir öğretim üyesi tarafından yürütülmektedir. Kamuoyundaki kimi hukuk fakültelerimizde ‘hukukçu’ olmayan dekan görevlendirmesi yapıldığı yolundaki bilgi, esasen bu fakültelerle ilgili uygulamaya dayanmaktadır.”

Prof. Gözler’in buna cevabı ise şu oldu:

YÖK’ün, hukukçu olmayan hukuk fakültesi dekanlarına ilişkin yaptığı açıklamanın gerçeği yansıtmaktan uzak olduğun üzülerek söylemek zorundayım. Bir sorunun varlığını açıkça ve samimi olarak kabul etmeden, o sorunu çözmek mümkün değildir. Bu 15 hukuk fakültesi, YÖK’ün iddia ettiği gibi, ‘öğrenci kontenjanı tahsis etmediği’, yani öğrencisi olmayan fakülteler değildir. Bunlar hâli hazırda öğrencileri ve öğretim elemanları olan, eğitimin sürdüğü fakültelerdir. Dolayısıyla YÖK’ün açıklaması bu 15 hukuk fakültesi için geçerli değildir. ‘Öğrenci kontenjanı tahsis edilmeyen’, yani henüz öğrencisi olmayan hukuk fakültelerine hukukçu olmayan dekan atanması normal bir şey olarak görülebilir. Zira bunlarda eğitim henüz başlamamıştır. Haliyle ideali bunlara da hukukçu dekan atamaktır. Zira bunların görevi yeni bir hukuk fakültesi kurmak, fakülteye hukukçu öğretim elemanları bulmaktır. Türkiye’de hukuk fakültelerinde geçmişten beri devam eden hukukçu olmayan dekan sorunu vardır. Maalesef Türkiye’de hukuk eğitiminin çok ağır sorunları vardır. Bazı hukuk fakülteleri kendilerine hukukçu bir dekan dahi bulamayacak durumdadırlar. Çünkü bir öğretim üyesinin dekan olarak atanabilmesi için ‘profesör’ unvanına sahip olması gerekmektedir ve vakıa bazı hukuk fakültelerimizde hukuk profesörü yoktur veya sadece bir iki hukuk profesörü vardır.”

Bu hatırlatmalardan sonra İnsan Hakları Eylem Planı’nın “yıldız”ına gelirsek;

Tam metni Adalet Bakanlığı’nca yayımlanan planın 113’üncü sayfasında, “Hukuk Eğitiminin Kalitesinin Artırılması” başlığı altında sıralanan 8 maddenin 5’incisi şu oldu:

Hukuk fakültesi dekanları sadece hukuk fakültesi mezunu akademisyenler arasından belirlenecektir.”

Bakın, ne kadar büyük bir yanlıştan dönülüyor.

Peki, altapısı olmadan bu kadar hukuk fakültesini açan ve onca fakülteye, hukukçu olmayan dekanları atayan kim?

Elbette ki, CE-HA-PE zihniyeti ve Bay Kemal!..

Müyesser YILDIZ
4 Mart 2021

Odatv link: https://odatv4.com/insan-haklari-eylem-planinin-yildizi-04032147.html

Odatv yeni link: https://odatv4.com/makale/insan-haklari-eylem-planinin-yildizi-04032147-203128

Kategori:Uncategorized