İçeriğe geç

“Soykırım” İftirasında Bir Adım Daha!..

Ankara’ya göre, hâlâ “stratejik müttefik ve dost” olan ABD’nin Başkanı Biden, 24 Nisan’da Milletimize “soykırımcı” iftirasını attı. Ne yazık ki; bu vahim adım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kolları kadar konuşulmadan gündemden düştü.

O günlerde Biden’in iftirasına gösterilen bazı tepkileri bir kez daha hatırlatalım.

İki gün sonra konuşan Erdoğan, “ziyadesiyle üzüldüğünü” belirtip, ortak tarih komisyonu kurulması ve arşivlerin açılması tekliflerini tekrarladı.

Yardımcısı Fuat Oktay, gerçekleri görmek isteyenlere arşivlerimizin açık olduğunu” söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milleti, tüm kurumlarıyla ve tüm fertleriyle ülkemize yönelik yürütülen istismar, yalan ve iftira kampanyalarına asla prim vermeyecektir.” uyarısında bulundu.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, aziz milletimizin tarihle yüzleşmek istemeyen, politik hesaplaşmalarla hakikate müdahale etmeye çalışanların kirli oyunlarını bozmaya ve gerçekleri her zaman olduğu gibi gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğini” vurguladı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Sözcükler tarihi değiştiremez, yeniden yazamaz. Tarihimiz hakkında kimseden ders alacak değiliz.” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “ABD tarih bilmez, çünkü tarihi yoktur.” ifadesini kullandı.

Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli de, “Tarih hem kaynağımız hem dayanağımız hem de davamızdır. Türk Milleti’nin şerefli geçmişinde ne soykırım mahcubiyeti ne de katliam zilleti vardır. Tarihimiz her konuda olduğu gibi bu konuda da tertemizdir ve bu kapsamda hiç kimseye ispat borcumuz da yoktur.” sözleriyle tepki gösterip, “1915 olaylarının içyüzüne merak saranların, ilk iş olarak tozlu raflarda bekletilen arşiv kayıtlarını incelemekle, namuslu ve objektif araştırmalar yapan bilim insanlarının çalışmalarını okuyup değerlendirmekle mükellef olduğunu” kaydetti.

Kendi Çocuklarımıza Ne Kadar Öğretiyoruz?

Tüm bu açıklamalarda dikkat çekmek istediğimiz ortak nokta; tarihi bilgi ve bilincin önemi.

Şimdi yeniden Erdoğan’ın 26 Nisan’daki konuşmasına dönelim. Uzun bir tarih dersi verirken, son iki asırda Osmanlı coğrafyasında 10 milyon insanımızı kaybettiğimize işaretle şunları anlattı:

Millet olarak bugüne kadar kendi acılarımızı istismar aracı haline getirme gibi bir zihniyetle hareket etmedik. Bizim acılarımızı kalbimize gömüp, sadece ileriye bakma erdemimizi sanıyoruz bazıları yanlış anlıyor. Buna göre bizim de Batıda Balkanların kaybından, doğuda uğradığımız işgallerin hesabına, güneyimizde bize verilip tutulmayan sözlere kadar kapsamlı bir muhasebe yapıp ortaya çıkan faturayı da muhataplarımızın önüne koymamız gerekiyor.”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un tepkisini de aktaralım; “Tarih arşivleri gerçeğin aynasıdır, siyasi hezeyanlara değil yaşanmışlıklara dayanır. Biz, evlatlarımıza tarihi bilimin yol göstericiliğinde çarpıtmadan anlatıyoruz.” dedi.

Acaba? Öyleyse, “Ermeni açılımı” döneminde ders kitaplarında yapılan “ayıklamalar” neyin nesiydi?

Yaşananların ardında 50 yıllık bir geçmiş olmasına rağmen, sanki her şey 1915’te olup bitmiş gibi, konunun aynen emperyalizmin diliyle, “1915 olayları” diye adlandırılması bile başlı başına bir geri adım değil miydi?

Kıbrıs Örneği

Sadece Ermeni konusu mu? Gündemdeki bir diğer tartışmaya bakalım.

Malûm devletin televizyonu TRT’de “Bir Zamanlar Kıbrıs” isimli bir dizi yayınlanıyor. Dizide, KKTC direnişinde yaşanan bazı çatışmaların çarpıtıldığı görüldü. Bir başka bölümde, Türkleri katleden EOKA terör örgütünün lideri Nikos Sampson, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı, merhum Rauf Denktaş’ın başına silah dayarken gösterildi.

Bunun üzerine Denktaş’ın Danışmanların Sabahattin İsmail, “Geri zekalı mısınız? Samson kim ki, Denktaş’ın kafasına silah dayayacak. Utanmadan bir de ‘Gerçek bir varoluş hikayesi’ diyorsunuz! Devlet galası bu saçmalıklar için miydi?” diye isyan etti.

Kıbrıs davamız bizlere devletin televizyonunda bile doğru düzgün anlatılamıyorsa, kime ne diyeceğiz ki?

Erdoğan’ın 26 Nisan’daki konuşmasından bir cümle daha; “Tabi asıl üzüntümüz, içimizdeki bazı kesimlerin de tarihi hakikatlere sırtlarını dönerek, soykırım yalanına sarılmış olmalarıdır. Dıştan ve içten bu şekilde bir saldırı altındayız.” tespitinde bulundu.

Durum bu olduğuna göre, dışarıya yönelik çağrılardan evvel içeride bir seferberlik başlatıp, çocuklarımıza ve gençlerimize tarihimizi doğru dürüst öğretmemiz gerekmiyor mu?

Wikipedia’ya 4 Nisan’da Eklenen Cümle

Ermeni soykırım iftirasıyla ilgili son adıma gelirsek; internet ansiklopedisi olarak adlandırılan Wikipedia’yı biliyorsunuz.

2017’de “Türkiye’yi terör örgütleriyle aynı zeminde” gösterdiği için BTK tarafından erişim engeli getirildi. Davalar açıldı. Önce AİHM, ardından AYM, “İfade özgürlüğünün ihlâl edildiği” sonucuna varınca, geçen yıl yeniden erişime açıldı.

Wikipedia, maalesef 4 Nisan’da bir açılım daha yaptı. “Türk Kurtuluş Savaşı”nın anlatıldığı sayfaya, şu cümle eklendi:

Eşzamanlı olarak Türk milli hareketi, Ermeni Soykırımı’nın ve 1. Dünya Savaşı’ndaki diğer etnik temizlik operasyonlarının devamı olarak, yerel Hristiyan nüfusu yok etmek için katliamlar ve tehcirler icra etti.”

Ve yine maalesef, sözkonusu iftiralara da Türkiye’de doğup, Hollanda’da yetişen bir akedemisyenin kitabı kaynak gösterildi!..

Yetkililerimizin bilgi ve dikkatine!..

Müyesser YILDIZ
11 Mayıs 2021

Odatv link: https://odatv4.com/wikipediaya-4-nisanda-eklenen-cumle-11052131.html