İçeriğe geç

İsmi Unutturulan “Kahraman” Genelkurmay Başkanımız!..

“Bir gece ansızın” Suriye’ye harekâtın beklendiği Haziran’da -550 bin kişiye bedelli affı getiren kanunla- Genelkurmay Başkanları için 67 olan yaş sınırı 72’ye çıkarıldı, bu sene emekliye ayrılması beklenen Orgeneral Yaşar Güler’in 5 yıl daha görev yapmasının önü açıldı. Geçtiğimiz günlerde gercekleşen YAŞ toplantısında da Güler’in görev süresi şimdilik 1 yıl uzatıldı.

Önceki gün iktidar medyasının iki yazarı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’den söz etti.

Bu Ne Yaman Çelişki

İlki; “Genelkurmay Başkanı’ndan tekke ve zaviyelere uzanan kimi yollar” başlıklı yazısında, gençliği 90’larda heba olan biri olarak, ‘bu şahane bir şey yahu’ dediği bir anı yaşadığını belirterek, o şahane şeyi şöyle açıkladı:

Görev süresinin uzatılması vesilesiyle Genelkurmay Başkanı’nın ismini öğrenmiş oldum. Yazıda tekrar adını verebilmek için Google araması yaptım. Paşanın adı Yaşar Güler imiş. Gençliğim, isimlerini mıh gibi beyninize çakan Genelkurmay Başkanları’nın memlekete ayar üzerine ayar vermesiyle geçti ve ben 46 yaşıma geldiğimde görev süresi dolmuş Genelkurmay Başkanı’nın adını görev süresinin uzatılması vesilesiyle tesadüfen, haberlere bakarken öğrendim. Bu, memleketin sinir uçlarının, en azından bir kısmının epeyce normalleştiği anlamına gelir mi? Evet ve elbette.”

İkinci ismin yazısının başlığı ise Bir Komutanın Anatomisi” idi.

21’inci yılını kutlamaya hazırlanan AKP’nin siyasi serüveninin, milli iradeyi devletin merkezine yerleştirme, yani vesayetle mücadelenin özeti olduğunu, ancak TSK’ya ilişkin asıl büyük reformların 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden sonra başlatıldığını vurgulayan bu yazar, “İşte bu süreçte bir komutan, kamuoyunun önüne çıkmadan, siyasal polemiklerin tarafı olmadan devlet mekanizmasında ve siyaset kurumu nezdinde saygın bir yer edindi.” diyerek Yaşar Güler hakkında önce şu bilgileri verdi:

– Demokratik hukuk devleti ilkelerine bağlı,

– ‘Sivil-Asker ilişkilerininanayasal ve yasal sınırlarını mutlak manada gözeten,

Görev tanımına -milli güvenlik ve milli savunma konularına- odaklı,

– Genelkurmay 2. Başkanlığı sırasında FETÖ ile mücadelede etkin sorumluluk üstlenen,

– 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında doğrudan hedef alınan ve bedel ödeyen,

Jandarma Genel Komutanlığı yaptığı sırada bu teşkilatı İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak yapılandırılan, asayişi sağlama ve terörle mücadeledeki yerini pekiştiren,

– 15 Temmuz sonrası TSK’da FETÖ temizliği yapılmasına özel önem veren,

– Kara Kuvvetleri Komutanlığı döneminde, çok sayıda komando taburu kurulmasına öncülük ederek silahlı kuvvetlerde komuta, ülkede ise güvenlik boşluğunun oluşmasını önleyen,

Zeytin Dalı Harekatı‘nı neticelendirmek için çatışma sahasına giren,

– Genelkurmay Başkanı olarak da Milli Savunma Bakanlığı hiyerarşisine uygun çalışan, Kara-Deniz-Hava Kuvvetleri komutanlıkları ile etkin ve başarılı koordinasyon gerçekleştiren bir isim.

Ardından görev süresinin uzatılmasını şöyle yorumladı:

Yaş haddi ve kadro süresi dolmasına rağmen, 2023 yılına giden kritik süreçte, bölgemiz ateş çemberinden geçerken istikrar abidesi bir komutanın, Org. Yaşar Güler’in bir yıl daha bu görevde kalması hakikaten isabetli oldu. Unutmadan! Yaşar Paşa bugünün zorlu jeostratejik koşullarında, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını savunmak için Amerikalı muhatabıyla da Rus mevkidaşıyla da Ankara perspektifinden konuşabilen, Türkiye sevdalısı bir komutan!”

Biri Genelkurmay Başkanı’nın isminin unutturulmasından mutlu… Diğeri onun kahramanlıklarını ve önemini anlatmaya doyamıyor… Bu ne yaman çelişkidir?!

Harekâtları Kim Yönetiyor?

İkinci yazarın sıraladığı özelliklerden hareketle biz de Orgeneral Yaşar Güler’e ilişkin bazı hatırlatmalar yapalım.

Anayasamıza göre, “Başkomutan” barışta Cumhurbaşkanı, savaşta ise Genelkurmay Başkanı.

Peki geçen yılki Gara operasyonu ve şimdilerde devam eden Pençe-Kilit Harekâtı dahil; tümünü yöneten ve yönlendiren Savunma Bakanı Hulusi Akar değil mi?

Yazar, Zeytin Dalı Harekâtı’nda çatışma sahasına girdiğinden söz ediyor ya; o vakitler Güler’in Kara Kuvvetleri Komutanı olduğunu kaydetmekle yetinelim.

FETÖ’yle Mücadele” Karnesi

İktidar yazarına göre; Yaşar Güler, “Genelkurmay 2. Başkanlığı sırasında FETÖ ile mücadelede etkin sorumluluk üstlenmiş”; öyle mi değil mi, birkaç örnek verelim.

– Gazeteci-Yazar Yavuz Selim Demirağ 2015’te “İmamların Öcü-Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Cemaat Yapılanması” adlı kitabı yazdığında, 10 maddelik “manifesto” ile kitapta yazılanları yalanlayıp Demirağ hakkında suç duyurusunda bulunmadı mı?

– İzmir Casusluk kumpasının arkasında durup şantaj kasetlerini milletvekilleri ve gazetecilere izletmedi mi?

Darbecilere Verdiği Sicil Notları

Şunlara da bakalım mı?

Daha önce yazdık, yeniden hatırlatalım.

15 Temmuz darbe teşebbüsünde dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı derdest ettirdiği öne sürülen ve 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski tümgeneral Mehmet Dişli’ye, Genelkurmay 2. Başkanı iken 100 tam sicil notu verip, özel nitelik açıklama bölümüne şunları yazan Yaşar Güler değil miydi?

1 Nisan 2014: Öngörüsü ve yaratıcılığı, sevk ve idare yeteneği yüksek, çalışkan bir generaldir.

1 Nisan 2015: Problemlerin çözümünde proaktif yaklaşım yöntemlerini uygulayarak olumlu tedbirler alır. Bir üst rütbedeki görevleri başarılı bir şekilde yerine getirmeye hazırdır.

2 Mayıs 2016: Problemlerin çözümünde proaktif yaklaşım yöntemlerini uygulayarak olumlu tedbirler alır. Bir üst rütbedeki görevleri başarılı bir şekilde yerine getirmeye hazırdır.

Genelkurmay 2. Başkanı’yken Hulusi Akar’ın da Mehmet Dişli için, “Bilgili, dürüst ve güvenilir, geniş ve ileri görüşlü, kararlarında isabetli, proaktif düşünce sistemini benimsemiş, çalışkan ve başarılı bir generaldir.” dediğini belirtip devam edelim.

Yaşar Güler, darbe bildirisinin altında imzası olan eski tuğgeneral Mehmet Partigöç’e de 2 Mayıs 2014’te 100 tam sicil notu verip, “Son derece etkin, çalışkan, güvenilir, planlama, koordinasyon ve icra yeteneği çok iyi bir generaldir.” şeklinde görüş bildirdi.

15 Temmuz döneminde Genelkurmay Personel Başkanı olan ve darbe teşebbüsünden sonra müebbet hapis cezasına çarptırılan İlhan Talu da Yaşar Güler’den 100 puan alan isimlerden. 2 Mayıs 2015 ve 1 Nisan 2016’da Talu’nun sicil dosyasına yazdıkları ise şunlar:

Problemlerin çözümünde proaktif yaklaşım yöntemlerini uygulayarak olumlu tedbirler alır. Sahip olduğu tecrübe ve bilgi birikimi ile komutanlık görevleri ile büyük karargâhlar ve kurumlarda verilecek yöneticilik görevlerini başarılı bir şeikilde yerine getirebileceğini değerendirmekteyim.”

İdari Tahkikatların Sonuçları

Savunma Bakanı Hulusi Akar, son toplantıdan önce YAŞ’a sunulacak dosyaları nasıl hazırladıklarını anlatırken, “Bizim istihbarat birimleri dahil, mülki makamlar dahil, adli makamlar dâhil, personelimizin öğrencilik hayatı dâhil, münasebetleri dâhil, çalışmaları dâhil; denetlemeler, yaptıkları tatbikatlar dâhil bunların hepsi toplanıyor, değerlendiriliyor ve bunların sonucunda bir karar veriliyor.” demişti ya; bilindiği gibi 15 Temmuz’dan önce Genelkurmay’a “FETÖ” bağlamında çok sayıda ihbar geliyordu.

Peki o seneki YAŞ öncesinde bu ihbarlar hakkında nasıl bir işlem yapıldı? Hemen 2016 YAŞ’ına sunulmak üzere hazırlanan dosyalarda yer alan notlardan üç örnek verelim.

Mehmet Partigöç hakkında MİT’ten bilgi istenmemiş… Emniyet İstihbarat bilgisi (X) şeklinde belirtilmiş… Hakkındaki dört ihbarla ilgili işlem şöyle sonuçlanmış:

Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Güler başkanlığında yapılan idari tahkikat neticesinde iddiaların asılsız olduğu tespit edilmiştir. İddialar ayrıca Genelkurmay Askeri Savcılığı’nca da incelenmektedir.”

Yukarıda söz ettiğimiz Personel Başkanı İlhan Talu’yla ilgili durum da hemen hemen aynı. Hakkındaki dört ihbara ilişkin yine, Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Güler başkanlığında yapılan idari tahkikat neticesinde iddiaların asılsız olduğu tespit edilmiştir. İddialar ayrıca Genelkurmay Askeri Savcılığı’nca da incelenmektedir.” bilgisi verilmiş.

Çok dikkat çekici bir diğer isim eski kurmay albay Emin Mert; 15 Temmuz’dan sonra Akıncı davasında tanık sıfatıyla verdiği ifadede, “FETÖ’cü” olduğunu anlattı. Hatta Adil Öksüz’ü örgüt toplantılarında gördüğünü söyledi. İşte 15 Temmuz’dan önce Emin Mert için MİT’ten iki bilgi geldiği, ayrıca hakkında dört ihbar olduğu halde; Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler başkanlığında yapılan idari tahkikatta, ona ilişkin ihbarların da asılsız olduğu tespit edilmiş.

Bunlar mıdır, FETÖ ile mücadelede etkin sorumluluk üstlenmek?!

Genelkurmay Başkanının Bazı “İcraatları”

İktidar yazarının, Güler hakkındaki demokratik hukuk devleti ilkelerine bağlı”, “sivil-asker ilişkilerini gözetiyor” şeklindeki tespitlerine gelince;

Elbette Genelkurmay Başkanı siyasete karışmamalı, sadece ve sadece milli güvenlik ile milli savunma konularına odaklanmalı.

Tamam, ama;

2020’deki 23 Nisan kutlamalarına kravatsız, sivil kıyafetle katılırken Ayasofya’nın ibadete açılışına üniformayla gitmesini, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Atatürk’e “lânet” okumasını dinlemesini, orada kimi tarikat liderleriyle fotoğraf çektirmesini, geçen yılki 30 Ağustos protokolünde Diyanet İşleri Başkanı’nın gerisine itilmesini veya Barzanilerin ayağına giden ilk Genelkurmay Başkanı olmasını nereye koyacağız?

Ya da CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın, “Devletin ordusu Katar’a satılmıştır” sözüne cevap verip, “İnanıyorum ki, hukuk gereğini yerine getirecek.” demesi, siyasete ve adalete müdahale değil miydi?

Ez cümle; ismi unutturulsa da AKP için çok özel olduğu anlaşılan Genelkurmay Başkanı’mıza yeni görev süresinde başarılar diliyoruz.

Müyesser YILDIZ
8 Ağustos 2022

Kategori:Uncategorized