İçeriğe geç

Suriye PKK’sına Operasyon Bir Başka Bahara Kaldı!..

ABD, BM ve dahi Türkiye’nin terör örgütü olarak tanıdığı HTŞ’nin başı iken Suriye Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtulan Colani-Ahmet Şara, 10 Kasım’da Trump tarafından ağırlandığında Beyaz Saray’a ana kapı yerine yan girişten alındı… Kendisi için karşılama töreni düzenlenmedi… Görüşmenin başlangıcında Trump önce elindeki parfümü Şara ve Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’ye sıktı… Ardından Şara’ya, kaç eşi olduğunu sordu.

Derdimiz Şara’nın Trump nezdindeki konumu değil, 1.5 saatlik görüşmenin içeriği. Önemi şu; o görüşmenin bir bölümüne Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da çağrılmış ve Trump, Suriye’nin güneyindeki gelişmeleri kastederek, doğrudan Fidan’a, “İsrail ile bu işi nasıl çözeceksiniz?” diye sormuştu. Konu, Suriye PKK’sı SDG’ye geldiğinde ise Şara, topu Fidan’a atıp Trump’a onun bilgi vermesini istemişti.

İktidar medyasına göre, gayet başarılı geçen bu görüşmeden sonra “10 Mart Mutabakatı’na uymakta direnç gösteren SDG’nin ömrünü, Trump’ın sabır sınırı belirleyecek, SDG’nin ABD’yi dinlememesi durumunda da gözler, askeri operasyon seçeneğini sıcak tutan Türkiye’ye çevrilecek” idi… Hasılı, SDG için yolun sonu görünmüştü!..

İktidar ve medyası, bilmem kaçıncı kez kandırılmayı kabullenmişken, terör örgütü ve ABD cenahından gelen haberler farklıydı.

Trump-Şara görüşmesine katılan bölge valisi Tom Barrack’la “harika bir telefon görüşmesi yaptığını” açıklayan SDG’nin başı Mazlum Kobani, “Suriye konusundaki liderliği” için Trump’a teşekkür edip, “Suriye’nin IŞİD’e karşı küresel koalisyona katılımı… çok önemli bir adımı temsil etmektedir. Birleşik bir Suriye’de halkımız için daha müreffeh ve güvenli bir geleceğe doğru ilerleme kaydetmek amacıyla ortaklarımızla yakın koordinasyon içinde titizlikle çalışıyoruz.” dedi.

Şara’nın Beyaz Saray ziyaretini “tarihi” olarak nitelendiren terör örgütünün sözde Demokratik Suriye Meclisi Washington temsilcisi Besam İsak da Hakan Fidan’ın katılımıyla yapılan toplantıdan sonra “Türkiye’nin iki taraf arasındaki entegrasyon sürecini kolaylaştırmada olumlu bir rol oynayacağına dair güvenceler bulunduğunu” ve “adem-i merkeziyetçiliğin şeklinin Suriyeliler arasındaki görüşmelerle kararlaştırılacağını” öne sürdü.

Colani-Şara, Trump’la görüşme dışında ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nin Cumhuriyetçi ve Demokrat liderleriyle akşam yemeğinde bir araya geldi. İşte o yemeğe katılan Cumhuriyetçi Senatör Marlin Stutzman, Suriye’de Kürtlerin kendi bölgelerini yönetebilecekleri ve aynı zamanda Suriye’nin bir parçası olarak kalabilecekleri federal bir sistemi desteklediğini belirttikten sonra, “Kürtler ve Dürzilerin… özerkliklerini koruyabildikleri bir federal sistemi geliştirmesi” konusunda Şara ile konuştuğunu söyledi.

Trump’ın bölge valisi Tom Barrack da şu bilgileri verdi:

Şam artık IŞİD kalıntılarıyla, İran Devrim Muhafızları, Hamas, Hizbullah ve diğer terör ağlarıyla mücadelede bize aktif olarak yardım edecek… Rubio, Fidan ve Şeybani ile yaptığımız kritik oturumda, ABD-Türkiye-Suriye çerçevesinin bir sonraki aşamasını şekillendirdik… Bu çerçeve; SDG’nin yeni Suriye’nin ekonomi, savunma ve sivil yapısına entegrasyonunu, Türkiye-Suriye-İsrail ilişkilerinin yeniden tanımlanmasını, İsrail ve Hamas arasındaki ateşkesi sağlayan uzlaşmanın ilerletilmesini ve Lübnan’ın çeşitli sınır sorunlarının ele alınmasını içeriyor.”

Halep Operasyonunun Sonuçları

Malum, SDG bildiğini okumayı sürdürdü ve 10 Mart anlaşmasının süresi 31 Aralık’ta bitti. 31 Aralık öncesi ve sonrasında Ankara SDG’ye uyarı üstüne uyarı gönderirken, sürpriz şekilde Halep gündeme geldi ve Şara’nın ordusu SDG’nin elindeki iki mahalleye yönelik operasyon düzenledi.

Bu gelişme üzerine Trump, “Kürtler ve Suriye hükümeti, biz her ikisiyle de iyi geçiniyoruz… Bunun durdurulmasını istiyoruz.” dedi

Bölge valisi Tom Barrack da; daha geçen hafta, DSG ile Suriye hükümeti arasında 10 Mart anlaşmasını başarıyla sonuçlandırmanın eşiğinde olduklarını bildirdikten sonra “Suriye hükümeti, DSG, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililer ve sahadaki tüm silahlı aktörlerin liderliğine”, “gerilimi düşürme” çağrısında bulundu… Barrack, “Sünni, Kürt, Dürzi, Hristiyan, Alevi ve diğer tüm topluluklar dahil olmak üzere istisnasız her vatandaş için tam katılımı ve eşit hakları güvence altına alan bir Suriye vizyonuna olan bağlılıklarını sürdürdüklerini” de kaydetti.

Bu arada sözde Rojava yönetiminin dış ilişkiler eş başkanı İlham Ahmed, “ABD arabulucu bir rol oynuyor… Bir anlaşmaya varılması için baskı uygulamalarını umuyoruz.” açıklamasını yaptı.

Nihayetinde “geçici ateşkes” sağlandı ve terör örgütü YPG/SDG güçlerinin Fırat’ın doğusuna çekilme kararı aldığı bildirildi.

Söz konusu gelişmenin ardından Suriye Dışişleri Bakanlığı, “Suriye’nin ‘istikrarını desteklemedeki etkin ve verimli rolünden” dolayı ABD, Suudi Arabistan, Katar, Türkiye ve İngiltere’nin yanı sıra Mesut Barzani’ye de “derin şükran ve takdirlerini” sundu.

Colani-Şara ile bir araya gelen Tom Barrack da; ABD’nin SDG ile ortaklığını hatırlattı… Suriye ve SDG’yi diyaloğa dönmeye çağırdı… “Şiddetin, hiçbir tarafın çıkarına olmayan dış müdahaleye yol açtığı” uyarısında bulundu… Ve ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun ekibinin, Suriye hükümeti ile SDG arasında işbirliğini kolaylaştırmaya hazır olduğunu bildirip Suriye’nin komşuları ile uluslararası toplumun, “tüm halkına eşitlik, adalet ve fırsatlar sunan” vizyonu destekleyip gerekli işbirliği ve yardımı sağlamasını istedi.

Öte yandan sözde Rojava yönetiminin dış ilişkiler eş başkanı İlham Ahmed, uluslararası arabulucular tarafından kendilerine sunulan Fırat’ın doğusuna çekilme teklifini, “yerel Kürt güvenlik güçlerinin varlığının garanti altına alınması” ve “yerel meclis kurulması” şartlarıyla kabul ettiklerini öne sürdü.

Ez cümle; Halep operasyonuyla, Şam ile SDG’nin “eşit” konumunun altı çizildi… “Fırat’ın doğusuna çekilme” vurgusuyla, sözde Rojava yönetimi tahkim edildi… Ve 10 Mart anlaşmasıyla fiilen uygulanan “ateşkes” uzatılıp, Türkiye’nin olası operasyonu durdurulmuş oldu.

Nitekim iktidarın seslerinden Abdülkadir Selvi de dün operasyon için hemen düğmeye basılmayacağını, SDG’ye müzakere için yeni bir fırsat sunulup anlaşmaya yeni bir şans tanınacağını, SDG direnmeyi tercih ederse, Şubat’ta bu kez Türkiye, ABD ve Suriye hükümetinin uzlaşması ile Fırat’ın doğusuna büyük askeri operasyon başlayacağını duyurdu.

Bakalım, 1 ay içinde Trump şapkasından, İran’a saldırı başta olmak üzere başka neler çıkaracak… Sahi, Ankara’nın İran’daki olası gelişmelere karşı herhangi bir hazırlığı var mı?!

Müyesser YILDIZ
12 Ocak 202
6

Kategori:Uncategorized