
Neredeyse bütün enerjisini PKK açılımı için harcayan AKP’li TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş geçen hafta bir üniversitenin açılış törenindeki konuşmasında, “Artık bu topraklarda silahla konuşulmayacak, siyasetle ve sözle konuşulacak. Herkes görüşünü siyaset meydanında ifade edecek.” dedi. Yani “silah bırakılırsa, her şeyi konuşmaya varız” mesajı verdi.
Yine geçen hafta bir başka üniversitede konuşan birinci açılım sürecinin “akil adamlarından” AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ise “adına ister ‘Güneydoğu sorunu’, ister ‘Kürt sorunu’, ister ‘geri kalmışlık meselesi’ denilsin”, bu sorunu geçen 25 yılda AKP hükümetleri ve Cumhur İttifakı’nın çözdüğünü, bugün de “silahların bırakılmasının” konuşulduğunu savunup şunları vurguladı:
– “Bu meselenin sigortası Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet anlayışıdır.”
– “Bu sürecin adı ‘Abdullah Öcalan’ın çıkması’ süreciyse, sürece destek yoktur. Buna hiç kimse destek vermez. TBMM de destek vermemiştir, vermez.”
Yayman ayrıca, “Erdoğan’ın sürecin birinci, Devlet Bahçeli’nin ikinci, TBMM’nin üçüncü sigortası olduğunu” kaydetti. Neyse ki, teröristbaşını da “sigortadan” saymadı!..
Diyarbakır’da “Kürt Birliği” Toplantısı Yaptılar
Ortada silah bırakma yokken, meydanı boş bulmuşçasına her şeyi “konuşan” DEM’lilere de kulak verelim.
Eş başkan Tuncer Bakırhan ve İmralı heyeti üyesi Mithat Sancar 10 gün önce Diyarbakır’da –ne demekse– “Kürt partileri ve kurumlarıyla”, “Kürt birliğini daha da güçlendirme” amaçlı bir toplantı yaptı. Bundan önce Erbil’de “Kürdistan’ın üç parçasından örgütlerin ve partilerin bir araya geldiği” bir konferans düzenlediklerini hatırlatan Bakırhan, açılım süreciyle ilgili olarak da şunları anlattı:
“Yüzyıllık Kürt meselesi ilk defa Meclis zemininde, hukuki ve siyasi bir zeminde tartışılıyor… İlk aşamayı geçtik. Onun sonuna doğru geldik, neredeyse o iş de bitme noktasına geldi. Şimdi Meclis’te müzakere, kimi yasaları çıkarma zamanıdır… Meclis’te ikinci aşamada dilimiz, yerel demokrasi; bu tekçi, ırkçı, yok sayan yasaların değiştirilmesi konusunu eğer konuşacaksak, hepimizin bu konuda bir katkısı olmalıdır.”
Cumhuriyet Bayramımızı Böyle Kutladılar
AKP’li Hüseyin Yayman, bu meselenin sigortasının Erdoğan’ın “tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet anlayışı” olduğunu söylemişti, değil mi?
Öyleyse DEM eş başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın Cumhuriyet Bayramımızın 103’üncü yıldönümünde yayımladığı mesaja da bakalım.
Herkesin “dili, kimliği, kültürü, inancı ve düşüncesinin eşit ölçüde güvence altında olmadığını” öne sürdüler… “Bütün halklar ve inançların bu ülkenin eşit sahibi olduğunu” belirttiler… Ve Cumhuriyetin “güncellenmesi” gerektiğini bildirdiler.
Ne Statü Verildi de Yeni Konutuna Taşındı?
Yine Hüseyin Yayman, “Bu sürecin adı Abdullah Öcalan’ın çıkması süreciyse, sürece destek yoktur. Buna hiç kimse destek vermez. TBMM de destek vermemiştir, vermez.” dedi ya; yaklaşık bir yıldır konuşulan ve nihayet üç gün önce İmralı heyeti üyesi Mithat Sancar’ın, “oraya geçmeyi kabul etti” diyerek resmileştirdiği, teröristbaşına konut tahsisine gelelim.
Aslında MHP Lideri Bahçeli iki ay önce bu konutun tamam olduğunu, ancak teröristbaşının “statü” istediği için bu eve geçmeyi reddettiğini açıklamıştı.
Anlaşılan o ki, 40 yıllık “teröristbaşı, bebek katili” statüsünden vazgeçilip yeni bir “statü” verildi.
Teröristbaşının Emrinde Çalışacak Üyeler Belirlenmiş
Bunun ne olduğu ve bundan sonra neler yapılması gerektiğini ise DEM’liler şöyle açıkladı:
Mithat Sancar: “Kürt hareketinin attığı adımlardan sonra kurulun İmralı’ya gitmesi gerekiyor. sayın Öcalan’la çalışacak kurul barış ve siyasallaşma kuruludur… sayın Öcalan’ın hedefi Kürtleri siyasi özne halinde birleştirmek… Çözüm süreci karşılıklı adımlar ve siyasi irade gerektirir. Süreç tek taraflı beklenti ve talepler üzerinden ilerleyemez.”
Tülay Hatimoğulları: “Buradaki konutun işlevi ve siyaseten bu süreçte oynayacağı rol bizim açımızdan çok önemli… Yoksa sayın Öcalan’ın eski bir hapishaneden yeni bir hapishaneye geçmek gibi ne bir isteği ne de bir merakı yok… Bu konut henüz bütün statü meselesi çözülmüştür anlamı taşımaz… Bunun bir siyasi adı, bir siyasi adı sanı olmalı. Çerçeve yasa kapsamında oluşturulacak komisyonlardan birisi de barış ve siyasallaşma komisyonuydu. Bunun da koordinatörü sayın Öcalan olacak. Aslında fiilen bu komisyonda yer alacak isimler önemli oranda belirlendi. Şimdi olmaası gereken; bu yeni konuta geçilmesiyle birlikte bu komisyonun gidip aktif bir biçimde sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde çalışması… Bunun yanı sıra sayın Öcalan bu süreci yürütürken, Türkiye’de başta gazeteciler olmak üzere aydın, yazar, akademisyen, hukukçu her kesimle görüşme talep ediyor. Bu yeni konutta bu görüşmelerin başlaması lâzım.”
Meral Danış Beştaş: “(Yer değişikliği) Aslında bizim için şaşırtıcı değil. Biz onun özgürlüğünü istiyoruz. Çünkü diğer devletlerde de bizimkine benzer süreçler yürütüldüğünde bu süreçlerin aktörleri her zaman özgür oluyor. Bu çok küçük bir adım. Ancak daha büyük adımlar atılmasını istiyoruz.”
Nevroz Uysal Aslan (Şırnak milletvekili): “Bu gecikmiş bir adım. Sürecin başlangıcında atılması gerekiyordu… Halkların siyasallaşma ve barış koordinatörlüğünün Öcalan’ın koordinatörlüğünde kurulması tartışmalarının ardından yer değişikliğinin yapılması elbette değerli ve anlamlıdır. Ancak tek başına bu adım, hukuki düzeyde bir statü verildiği anlamına gelmiyor.”
Erdoğan-Bahçeli-Teröristbaşı “Eşit Koşullarda” Değilmiş
Hem İmralı heyeti üyesi hem de TBMM Başkanvekili olan Pervin Buldan da epey dikkat çekici şeyler söyledi.
Teröristbaşının konutu için “yeni yer” ifadesini kullanan ve bunun “statü değişikliği” anlamına gelmediğini savunan Buldan şunları anlattı:
“Bu yer cezaevinin bir parçası. Cezaevinin dışında bir yer değil, cezaevinin içinden oraya geçiliyor. Sadece birazcık çalışma koşullarını düzenleyen bir mekân olarak tarif etmek sanırım daha mantıklı. Biz de gittiğimiz zaman o yeni yerde toplantılarımızı yapıyoruz. Uzun süredir aslında sayın Öcalan oraya gelip bizimle toplantı yapıp tekrar yerine gidiyordu. Dolayısıyla bu mekânda şimdi kalıcı bir hale geldiğini Mithat Sancar açıkladı. Artık orada kalacak.”
Buldan, teröristbaşıyla 13 Eylül’de yaptıkları görüşmede bazı takvimlerin belirlendiğini, ancak buna uyulmadığını belirtirken de şu ifadeleri kullandı:
– “Bu dönem içinde olan bir aktör var. Sayın Erdoğan var, Sayın Bahçeli var ve Sayın Öcalan var. Bunlar eşit koşullarda süreci yürütmüyor. Çünkü sayın Öcalan bir hücrede bu süreci yürütmeye çalışıyor.”
– “Sayın Bahçeli bu süreci başlatırken umut hakkından bahsetti. Şu an umut hakkı konuşulmuyor. Yine Sayın Bahçeli bu süreci başlatırken, ‘Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun, DEM Parti kürsüsünde konuşsun’ dedi. Bu da hiç konuşulmuyor.”
– “Bugün sadece ‘sayın Öcalan yeni yerine geçti mi, geçmedi mi? Bu yer neresi?’ gibi sorular, ‘Burası işte bir villa mı ya da başka bir şey mi?’ gibi sorular gerçekten farklı algılar yaratan ve sayın Öcalan’ın da buradaki konumunu ve itibarını zedeleyen şeyler üzerinden tanımlamalar yapılıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz.”
– “Öcalan şu an barış ve siyasallaşma koordinatörü olarak çalışmayı bekliyor. Henüz bu tanım gerçekleşmedi... Farklı farklı adımlara ihtiyaç var. Çünkü sayın Öcalan toplumun tüm kesitleriyle başından beri hep görüşmek istediğini söyledi. Örneğin kadın kurumlarıyla, gazetecilerle, akademisyenlerle, toplumun farklı kesimleriyle görüşmek istediğini söyledi. İki yıldır bunların hiçbiri gerçekleşmedi.”
Sadece, “Teröristbaşı 40 yıldır Bekaa’da, Şam’da ve İmralı’da göbeğini kaşıya kaşıya anlattıklarından farklı olarak kadın kurumlarına, gazetecilere, akademisyenlere ne anlatacak Allah aşkına?” diye sormakla yetinip Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Ümit Özdağ’ın ilginç iddialarıyla bitirelim.
Yasalara göre, bir mahkûm komisyon üyesi olamayacağı için teröristbaşının komisyon üyeliğine atanmasıyla mahkûmiyetinin sona erdiğini, bu yüzden de artık hapishanede değil, kendisi için yaptırılan villada kalıp siyasi faaliyetlerini burada sürdüreceğini belirten Özdağ, “Evet, Öcalan şu anda serbest kaldı. Bunu topluma nasıl anlatacaklarını, zaman içerisinde nasıl sindireceklerini düşünüyorlar. Tabii bu arada Abdullah Öcalan’dan öyle talepler geliyor ki ben bile duyduğum zaman, ‘Hadi canım, olmaz o kadar!’ diyorum. Birazcık daha olgunlaşsın, Öcalan’ın bu taleplerini de Türk kamuoyuyla paylaşacağım.” dedi.
Aman hocam; artık teröristbaşının “itibarı”, Erdoğan ve Bahçeli’yle “eşit koşullarda” çalışması konuşulur hâle geldikten sonra daha ne olmaz, ne istenmez ki?!
Müyesser YILDIZ
3 Kasım 2026
12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/cumhuriyetin-guncellenmesi-teroristbasinin-itibari-157836