
“Terörsüz Türkiye” projesi, diğer adıyla PKK açılımına dair dünden üç not…
Erdoğan Güney Kore’den dönerken; süreçteki ilerlemelerin “konunun nezaketi” nedeniyle bazen görünür olmayabileceğini belirterek, “silah bırakmanın tam anlamıyla gerçekleşip tespit ve teyit süreçlerinin tamamlanması” ile “yeni aşamaya” geçeceklerini söyledi.
Açılımın Meclis koordinatörü TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ilk defa “devlet aklıyla millet vicdanının örtüşmesi sayesinde” sürecin başarılı bir şekilde sürdüğünü savunurken, “örgütün” de ilk kez bu kadar açık bir şekilde “silahları bırakmayı murat ettiğini” öne sürdü.
İktidarın sesi Abdülkadir Selvi de, PKK açılımına olan ilgisizliğe şu isyan ve sitemde bulundu:
“PKK’nın tasfiye sürecinde tarihi gelişmeler yaşanıyor ama maalesef ki, bizim gündemimizde hak ettiği şekilde yer almıyor. Hani PKK bizim beka sorunumuzdu? Hani PKK ayağımıza vurulan 50 yıllık prangaydı? PKK kendini tasfiye ediyor, ama Burcu Kıratlı’nın aşkı kadar ilgi görmüyor. Buna isyan ediyorum. Bazen içimden elime büyük bir hoparlör alıp Çankaya’nın tepesine çıkıp ‘Ey ahali PKK bitiyor haberiniz var mı?’ diye bağırmak geliyor.”
Erdoğan’ın açıklamasındaki “yeni aşama” ne ola ki?.. Veya Kurtulmuş’un, PKK’nın “silah bırakmayı murat ettiği” sözleri; kayıtsız-şartsız mı bırakıyor?
Hayır. En (!) talepleri, İmralı’daki teröristbaşının serbest bırakılması. Varın gerisini düşünün!..
Şayet Abdülkadir Selvi, daha fazla dayanamayarak eline büyük hoparlör alıp Çankaya’nın tepesine çıkarsa, rica etsek acaba bir de şunu sorabilir mi?
“Ey ahali!.. Teröristbaşının serbest bırakılmasına razı mısınız?”
48 Gün Bunları Yaşadılar
PKK açılımı kapsamında bu hafta yaşanan iki olaya değinmeden önce, er şehit aileleri ve er gazilerin geçtiğimiz Temmuz-Ağustos aylarında eşit özlük ve sosyal hak talebiyle yaptığı eylemde yaşananları hatırlatalım.
Normalde TBMM’nin 1 Temmuz’da tatile girmesi gerekiyordu. Ama PKK yasası için çalışma kararı alındı. [https://muyesseryildiz.com/2026/08/10/pkk-yasasi-15-agustosa-mi-yetistirilecek/] Bu arada şehit aileleri ve gaziler için de apar topar bir paket hazırlandı. İki yasa peş peşe çıkarıldı ve aynı gün Resmi Gazete’de yayımlandı.
– Hazırlanan paket Güvenpark’ta oturma eylemi yapan gazilerin beklentilerinin çok altındaydı, sadece bir miktar maaş artışı öngörüyordu. Gaziler, TBMM Milli Savunma Komisyonu’na seslerini duyurmak için TBMM’ye gittiğinde, yoğun güvenlik önlemleriyle karşılandı. Ellerinde bir hafta önce vefat etmiş olan bir arkadaşlarının helvası vardı. Komisyon üyelerine ikram edeceklerdi. Ancak izin verilmedi. İçeri girdiklerinde de uzun süre komisyon kapısının önünde yerde beklediler. İYİ Parti milletvekillerinin çabalarıyla ancak Platform Sözcüsü Erdem Çerçioğlu’nun toplantıya girmesine izin verildi. Çerçioğlu 5 dakikalık konuşmasında taleplerini sıraladı, ama hiçbiri pakete yansımadı.
– O dönemde şiddetli yağmur da şiddetli sıcak da vardı. Çankaya Belediyesi gaziler için birkaç tente gönderdi; ancak polis, üzerinde belediye yazısı var diye bunları kaldırttı.
– Meclis’in önündeki parka gidip açıklama yapmak istediler. Polisler hem ağladı hem kalkanlarla önlerini kesti.
– Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba, Güvenpark’a desteğe geldi. Bu arada bir başına Meclis Parkı’na gidip açıklama yapacağını söyledi. Meclis çoktan tatile girdiği halde polisler telaşlandı, ne zaman gideceğini öğrenmeye çalıştı; “Siz de benim evlatlarımsınız, sizi üzmem. Şimdi olmazsa Ekim’de giderim.” dedi. Sonra dayanamadı Adalet Bakanlığı’nın önüne gidip bakan veya yardımcılarıyla görüşüp, “Siz evladımın katilini nasıl affedersiniz?” diye sormak istedi. Muhatap bulamayınca, isyan etti.
– Pakize Ana’nın o isyanının şafağında, saat 04.30’da baskın yapıldı ve gaziler Güvenpark’tan atılıp Gazi Uyumevi’ne tıkıldı. Buradan çıkıp Aile Bakanlığı’na gitmek istediklerinde yine önleri kesildi. Yeniden Gazi Uyumevi’ne götürüldüklerinde ise önlerine erlerden bariyer kurulup içeri alınmadılar. Ancak polisin girişiminden sonra burada kalmalarına izin verildi.
– Tüm girişimlerine rağmen Aile Bakanlığı ve MSB’de görüşebilecekleri bir muhatap bulamadılar. Bu arada birçoğu Gazi Uyumevi’nden çıkarıldı.
– Nihayetinde gazilere Kurtuluş Parkı’nda yer gösterildi. Buradayken bir gün MSB’nin önüne gidip açıklama yapmak isteyince, polis yine önlerini kesti. Gözaltına alınacakları bildirildi. Desteğe gelen İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu polis şiddetine maruz kaldı, hastanelik oldu.
– Tüm bu süreçte de AKP eski milletvekili Şamil Tayyar ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral dışında iktidardan tek bir ses soluk çıkmadı.
– Eylemin 47’nci gününden itibaren de eyleme ara verip Kurtuluş Parkı’nı terk etmeleri için gazilere baskı yapılmaya başlandı. Gazilerin tek isteği, “Bir yetkili bizi muhatap alsın, Ekim için söz versin.” oldu.
– 30 Ağustos yaklaşıyordu ve gaziler topluca Anıtkabir’e, Gazi Mustafa Kemal’e gidecekti. Yetkililer iyice telaşlandı. Gözaltına alma uyarıları dahil birçok yol ve yöntem denendi. Nihayetinde polis, 28 Ağustos gecesi Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral’a ulaştı. Gazilerle görüntülü konuşturulan Saral, Ekim’de Meclis açıldığında elinden geleni yapacağı sözünü verdi ve böylece eylem sonlandırıldı. Polis, değil 30 Ağustos, 29 Ağustos’ta dahi Anıtkabir’e gitmelerine izin vermeyip derhal Ankara’dan ayrılmalarını istedi.
– O 48 günde gazilerin özel dosyalarının iktidar medyasına sızdırılması, Erdem Çerçioğlu başta olmak üzere bazı gazilere Gazi Uyumevi’ne giriş yasağı konması, eylemi sürdürdükleri takdirde iş akitlerinin feshedileceği uyarıları da cabası.
Saral “Kasım’da İlgileneceğim” Demiş
Meclis açıldı, Ekim bitti. Gazilere söz verip eylemi sonlandırmalarını sağlayan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamasına tepki gösterdiği için görevden alındı.
Yani er gaziler için atılmış en ufacık bir adım yok. Onlar da yarından itibaren yeniden Ankara’ya gelmeye hazırlanıyor.
Son durumu öğrenmek için Platform Sözcüsü Erdem Çerçioğlu’na, bir gelişme olup olmadığını, görevden alınması öncesinde Oktay Saral’la görüşüp görüşmediklerini sordum. Çerçioğlu, çalışmalara başladığında kendilerinin de çağırılması için TBMM Milli Savunma Komisyonu’na yazı gönderdiklerini, ancak hiçbir dönüş olmadığını belirtirken, Saral için de şunları söyledi:
“Bir arkadaşımız aramış, ‘Ekim’de Ankara’da olmayacağım, Kasım’da geleceğim ve ilgileneceğim’ demiş, ama kısmet olmadı, görevden alındı.”
Zılgıtlarla Meclis’e Girdiler
Tüm bunları hatırlatmamızın nedeni olan, bu hafta yaşanan iki olaya gelince;
“Kendi özgün kararları” dense de besbelli PKK-DEM’in 24 ildeki organizasyonuyla, “barış anneleri” denilen 300 kadın, iki günlük “barış nöbeti” eylemi için Diyarbakır ve Van’da toplanıp Ankara’ya geldi.
Kurtuluş Parkı’na yerleşen “barış anneleri” Pazartesi günü önce DEM Parti’yi ziyaret ettiler. Ardından TBMM Parkı’nda açıklama yaptılar.
Salı günü de bir heyet halinde zılgıtlarla Meclis’e gidip; DEM Grup toplantısına katıldılar. Ayrıca DEM milletvekilleri eşliğinde, Özgür Özel başta olmak üzere İYİ Parti haricindeki diğer partilerin yöneticileriyle görüştüler. Son olarak da önceki gün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından kabul edildiler.
Peki bu ziyaretlerin sebebi neydi?
Yine en başta İmralı’daki teröristbaşının tahliyesi ve “Kürt sorununun” çözümü!..
DEM eş başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan’ın ifadesiyle, “İster asker annesi, ister gerilla annesi olsun… artık hiçbir annenin ağlamamasını ve barışın kazanmasını” istediler.
Sanki ülkede “savaş” var. Olan PKK teröründen, “barış”tan kastedilen de PKK’nın bölücü taleplerinin kabul edilmesinden başka bir şey değil!..
Anaların ağlamamasının çaresi belli; terör örgütü kayıtsız şartsız silah bırakıp teslim olacak ve bölücülükten vazgeçecek.
Asıl anlayamadığım ise 40 yıldır hem asker anasını hem kendilerini ağlatan teröristbaşının affını neden ve nasıl isteyebildikleri, yetkililerin de bunu sormaması, sorgulamaması!..
“Barış annelerini” “Rojbaş, hoş geldiniz” sözleriyle karşılayan AKP Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in görüşmeye ilişkin açıklamasına bakalım; “Tabii, özel bazı beklentilerini, görüşlerini ilettiler. Kendi şeyimizle beraber paylaşırız daha sonra. Sürecin ilerlemesiyle, kanundan sonraki dönemle ilgili kendi görüşleri, beklentileri ve bundan sonra neler yapılabileceğine ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un kabulüne gelince; DEM’lilerin aktardığına göre “barış anneleri” yine teröristbaşının serbest bırakılmasını isteyip, “artık Kürtler ve Türkler ağlamasın, kan akmasın.” demiş. Onları “büyük bir ilgiyle ve siyasi nezaketle ağırlayan” Kurtulmuş da, “kararlılığı ve siyaset kurumunun üstlenmesi gereken sorumluluğu” vurgulamış.
“Millet Vicdanı” mı Dediniz?
Kurtulmuş, PKK sürecinin “devlet aklıyla millet vicdanının örtüşmesi sonucu başarıyla yürüdüğünü” savunuyor ya; burada biz susup sözü İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu’na bırakalım. Şunları sordu:
“Gaziler tam 48 gün devleti yöneten iktidardan bir muhatapla görüşmek istedi, görüşmediniz. Protezleri çöp poşetlerine tıkılarak Güvenpark’tan kovuldular. Milletçe görüyoruz ki, teröristbaşı bebek katiline özgürlük isteyenleri ise baş köşede ağırlamışsınız. Bu toprakları vatan yapan, bedelini kanıyla, canıyla ödeyen gazilerimizi, annelerini eşlerini niye kabul etmediniz Sayın Numan Kurtulmuş?”
Ve diğer olay, bir başka “vicdan” muhasebesi.
1 yıl önce Azerbaycan’da kargo uçağımızın düşmesi sonucu şehit olan 20 askerimizin cenaze töreninde Savunma Bakanı Yaşar Güler’e, “Biz Meclis’te terör istemiyoruz, çocuklarımızın katillerini affedemezsiniz” diye tepki gösteren, Güler’in de parmağını sallayarak, “Haddini bil, sen sadece şehit annesisin” karşılığını verdiği Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba’ya dava açıldı.
Neyse ki, teröristbaşının özgürlüğünü isteyen “barış anneleri”, Savunma Bakanı Güler tarafından ağırlanmadı. Buna da şükür!..
Müyesser YILDIZ
6 Kasım 2026