
Geçen hafta bugün İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, şu paylaşımı yaptı:
“Kırmızı Bülten ile aradığımız Macaristan’da tutuklu bulunan A.B.K. Organize Suç Örgütü Yöneticisi Serdar Sertçelik Türkiye’de. Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı ve İnterpol-Europol Daire Başkanlığı görevlileri ile Macar Polisi tarafından, A.B.K. Organize suç örgütü yöneticisi Serdar Sertçelik Macaristan’dan ülkemize getirildi. ‘Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma, Kasten Öldürme ve Bir Suçu Gizlemek, Başka Bir Suçun Delillerini Gizlemek ya da Yakalanmamak Amacıyla Öldürme’ suçlarından hakkında Kırmızı Bülten çıkartılan Serdar Serçelik 25.05.2024 tarihinde Macaristan’da yakalanmış ve tutuklanmıştı.”
Serdar Sertçelik’in kim olduğunu bir kez daha hatırlatalım. “Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütü” davasının hem iki numaralı sanığı hem M7 kodlu gizli tanığıydı. Elektronik kelepçe ile ev hapsinde tutulurken gözaltına alınacağını öğrenince, 27 Kasım 2023’te yurtdışına kaçtı. Macaristan’da yakalanıp tutuklandı, ama daha sonra serbest bırakıldı ve iltica etti. Macaristan’ın, “adil yargılanmayacağı” gerekçesiyle Serdar Sertçelik’in Türkiye’ye iadesi talebini reddettiğini de belirtelim.
Peki Serdar Sertçelik Türkiye’ye Bakan Ali Yerlikaya’nın duyurduğu şekilde mi getirildi?
Öğrendiklerimiz şunlar:
Sertçelik Macaristan makamlarına dilekçe vererek Türkiye’ye gitmek ve yargılanmak istediğini bildirdi. Ondan sonra da bir uçağa binip İstanbul’a geldi. Havaalanındaki pasaport kontrolü sırasında hakkında yakalama kararı olduğu görülünce gözaltına alınıp doğrudan Ankara Adliyesi’ne getirildi. Savcılık, Bora Kaplan ana davasından ayrı görülen birkaç davaya ilişkin ifadesine başvurdu. Ancak Sertçelik, elinde herhangi bir evrak olmadığı için 9 Şubat’ta ifade vermek istediğini bildirince Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi ve tutuklanıp Sincan Cezaevi’ne gönderildi. İki gün sonra ise Bora Kaplan ana davasına bakan Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ne cezaevinden SEGBİS’le bağlandı. Dosyada gizli tanık olarak verdiği ifadeden başka bir ifade olmadığı için ilk kez ifadesi alınacaktı. Sertçelik, yine daha sonra savunma yapacağını belirtti ve bu dosyadan da hakkında tutuklama kararı verildi.
Doğrusu hangisi; Bakan Yerlikaya’nın mı, Serdar Sertçelik cephesinin anlattıkları mı?
Elbette Sertçelike’e güvenip inanacak değiliz. Ama Bakan Yerlikaya’nın o açıklamasından haberdar olduktan sonra Sertçelik’in, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki sorgusunda öncelikle ve özellikle Türkiye’ye kendiliğinden geldiğini vurguladığını kaydedelim.
Dosyadaki Önemli İsim
ABK davasının köşe taşlarını hatırlatalım.
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile yeni Bakan Ali Yerlikaya’nın ekipleri arasındaki güç mücadelesi olarak yorumlandı.
Serdar Sertçelik’in yurt dışına kaçtıktan sonra gizli tanık olduğunu açıklamakla kalmayıp M7 koduyla verdiği 19 sayfalık ifadesini polislerin kurguladığını, bu polislerin yurtdışındayken de kendisini arayıp bazı siyasilerin ismini vermesini istediklerini öne sürmesi üzerine MHP Lideri Devlet Bahçeli, operasyonu “MHP, AKP ve Cumhur İttifakı’na darbe” olarak nitelendirip, “gizli tanık ifadeleriyle şerefli isimleri karalama kampanyasına hizmetkârlık yapan emniyet, yargı ve medya uzantılarının tepesine binilmesini” istedi. Sonrasında Bora Kaplan operasyonunu yapan polisler görevden alınıp tutuklandı ve haklarında davalar açıldı.
Bora Kaplan operasyonunun ve soruşturma sürecinin önemli bir başka köşe taşı; Erdoğan’ın Pınarhisar Cezaevi günlerinde tanınan ve yargının “yükselen yıldızı” haline gelen, 2017-2020 yılları arasında Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olan, 2020’den sonra Yargıtay üyeliğine seçilen Yüksel Kocaman’ın da adının sıkça geçmesiydi.
Bora Kaplan’ın, tüm nakliye işlerini Yüksel Kocaman’ın gayrı resmi ortağı olduğu firmaya yaptırılması talimatı verdiği, yine Kocaman’ın villasının tadilat ve mobilya işlerini üstlendiği, ayrıca BMW hediye ettiği öne sürüldü.
Kocaman ise bu iddiaları şiddetle reddederken, Süleyman Soylu’ya operasyon çekildiğinin altını çizdi.
Oysa söz konusu iddiaların sahibi, Serdar Sertçelik’ten başkası değildi.
Nereden biliyoruz? 9 Ekim 2023’te gizli tanık olarak M7 koduyla verdiği ifadeden ve bu ifadenin ardından soruşturmayı yürüten Savcı Mustafa Kaya’nın 8 Kasım 2023’te Ankara KOM’a gönderdiği “ivedi-önemli” damgalı yazıdan. Savcı Kaya yazısında, “delil toplama işlemine esas olmak üzere” bu gizli tanığın ifadesinin “titizlikle incelenerek gerekli araştırmanın yapılmasını” istedi.
Polisler de yaklaşık 5 aylık çalışmadan sonra hazırladıkları 199 sayfalık araştırma tutanağında; M7’nin iddialarını destekleyen kimi bilgi ve belgelere yer vererek, bunu hem Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hem Bora Kaplan davasına bakan 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ne teslim etti. Tutanağa Yüksel Kocaman’a ait olduğu belirtilen villanın uydu görüntüsü de konulup, “Yüksel Kocaman ikamet adresi” diye yazıldı.
Yüksel Kocaman’la ilgili çalışma bundan ibaret değildi. Soruşturma sürecinde Savcı Mustafa Kaya ile KOM polisleri arasındaki WhatsApp yazışmalarında; Süleyman Soylu’nun bakanlık döneminde Ankara Emniyeti’nde görev yapan bazı polislerin yanısıra Kocaman’ın da teşhis tutanağına konulmasının gündeme geldiği, ancak dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Akça’nın buna izin vermediği ortaya çıktı.
Yargıtay Üyesinin Suç Duyurusu
Yüksel Kocaman’ın bugüne kadar kamuoyuna yansımayan girişimlerine gelelim.
Kendisi hakkında o araştırma tutanağını hazırlayan dönemin KOM polislerinin yanı sıra bunu hazırlatan Savcı Mustafa Kaya hakkında “görevi kötüye kullanma, özel hayatın gizliliğini ihlâl, kişisel verileri hukuka aykırı olarak alenen yayma, iftira” suçlamalarıyla HSK ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurularında bulundu.
Suç duyurularında; “şüphelilerin CMK’da olmayan usullerle sözde mülakat adı altında yaptıkları görüşmelere istinaden Ayhan Bora Kaplan’ın ifadelerini daha gözaltındayken ve soruşturmanın gizliliğine aykırı olarak Kocaman’ın şahsına ilişkin yalan ve iftiradan ibaret iddiaları medyaya sızdırdıkları, ancak Bora Kaplan’ın ifadesinde söz konusu iddiaların yer almadığının ortaya çıktığı” böylece “şüphelilerin yetkilerini kötüye kullanarak Kocaman’a kumpas kurduklarının anlaşıldığı” vurgulandı.
M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’in ifadesi ve polislerin araştırma tutanağıyla ilgili olarak da şöyle denildi:
“Bizzat kendisini deşifre eden Serdar Sertçelik’in beyanına göre; baskı ve tehditlerle gizli tanık oluşturarak ifade aldıkları, bu gizli tanık ifadelerine istinaden fiilen soruşturma yapıp tanık beyanları aldıkları, bu tanıklara keşif adı altında Yüksel Kocaman’ın ikametiyle ilgili yer tespiti yaptırdıkları, ikamet adresini deşifre ettikleri, Kocaman’ın kullandığı GSM hattını belirleyip araç bilgilerini ele geçirdikleri ve banka hesap hareketlerini inceledikleri açıkça ortadadır… Şüpheli kolluk görevlilerinin baskı ve tehditle oluşturdukları gizli tanık Serdar Sertçelik’e ait sözde ifade beyanları Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kaya’nın huzurunda alınmış gibi savcılık ifadesine dönüştürülmüştür. Tüm şüpheliler aynı suçu işleme kastı altında ortak hareket etmiştir. İfade tutanağının oluşturulmasından sonra Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kaya bu ifadeyi KOM müdürüne ivedilikle araştırılması talimatıyla göndermiştir.”
Suç duyurularının son bölümünde ise Yüksel Kocaman hakkında yapılan bu soruşturmanın Yargıtay Kanunu’na aykırı olduğu ve Anayasa’nın 137’nci maddesine göre, konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilemeyeceği, yerine getirenlerin sorumluluktan kurtulamayacağı, bu haliyle hem emri veren Savcı Mustafa Kaya’nın hem de emri yerine getiren polislerin suç işlediği kaydedildi.
Kocaman’ın bu suç duyuruları üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni bir soruşturmayla polislerin ifadelerini almaya başladı.
Bora Kaplan Savcısına da Soruşturma
Eski Ankara Başsavcısı, Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman’ın, Bora Kaplan ana davasının iddianamesini hazırlayan ve halen de Bora Kaplan bağlantılı bazı soruşturmaları yürüten Savcı Mustafa Kaya hakkındaki suç duyurusunda da önemli gelişmeler oldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçtiğimiz Temmuz’da önce Savcı Mustafa Kaya hakkındaki suç duyurusunu HSK’ya gönderdi.
Ardından 29 Ağustos’ta; HSK Kanunu’nun, “Hakim ve savcıların suçlarına iştirak edenler aynı soruşturma ve kovuşturma mercilerine tabidir” şeklindeki maddesini gerekçe gösterip, “Hakkında HSK’ya şikayette bulunulan yargı mensubu Mustafa Kaya ile soruşturmasının birlikte yapılması gerekir” diyerek, “görevsizlik kararı” verdi ve polislere ilişkin suç duyurusunu da HSK’ya gönderdi.
Bunun üzerine HSK ne mi yaptı? Geçen ay Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazıda; Savcı Mustafa Kaya hakkında yürüyen bir soruşturma olduğunu, ama polislerin soruşturmasını HSK’nın değil, Başsavcılığın yapması gerektiğini bildirdi.
Ez cümle; Bora Kaplan operasyonunun yapan polislerden sonra soruşturmaları yürüten Savcı hakkında da soruşturma açıldığı ortaya çıktı.
Bakalım Serdar Sertçelik’in ifadeleri alındıktan sonra bu davada daha neler yaşanacak!..
Müyesser YILDIZ
8 Şubat 2026