İçeriğe geç

BOP’un Değil İran’ın Yanında Duralım!..

Önce Irak, ardından Suriye ve Libya, şimdi de İran. İşte buna BOP (Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi) diyoruz. Projenin eş başkanlarını hatırlatmaya gerek yok. Nükleer silahmış, uranyummuşl; hepsi bahane. İsrail’e tehdit olduğu varsayılan ülkeler birer birer parçalanıp ABD-İsrail’e tam teslime zorlanıyor.

İktidarın sesi Abdülkadir Selvi, önceki sabah gerçekleştirilen İran saldırısından 28 gün önce; saldırı için 19 Şubat gününü verirken, “19 Şubat’ta İslâm aleminde mübarek Ramazan ayı başlıyor. Eğer 19 Şubat’a kadar müdahale olmazsa, Ramazan Bayramı sonrasına kalır deniliyor.” yorumunu yapmıştı.

Emperyalistlerin ve Siyonistlerin çok umurundaydı sanki!.. Saddam’ı Kurban Bayramı sabahı asmadılar mı?!

Reis Çözecek Gibi”ydi

Tam bir ay önceydi; Erdoğan ve Trump, “ana gündemi” İran olan bir telefon görüşmesi yaptı.

İki tarafın resmi açıklamalarında hiç geçmediği halde Hürriyet’ten Hande Fırat, Ankara’nın Haziran’daki 12 gün savaşlarında olduğu gibi devreye girip mekik diplomasisi yürütüp adeta “tampon hat” rolü oynadığını anlattıktan sonra Erdoğan’ın o telefon görüşmesinde Trump’a, “ABD ve İran’ı Türkiye’nin de bulunduğu en üst seviyede gerçekleşecek üçlü bir görüşmede bir araya getirme çağrısında bulunduğunu”, “bunun telekonferans yöntemiyle yapılmasının gündeme gelebileceğini” ve “Trump’ın bu öneriye sıcak baktığını” duyurdu.

Bu iddia Hürriyet’te, “Gelin sizi görüştüreyim” başlığıyla manşet olurken, Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan da, “Hande’nin bomba haberi… Hepimiz ‘ha vurdu ha vuracak’ diye fal tutarken… Reis bu işi görüşmeler yoluyla çözecek gibi.” diye yazdı.

Ancak o müzakere masası Türkiye’de değil başka ülkelerde kuruldu. İktidar medyası yazarları bu defa hep bir ağızdan İran’ı suçladı.

Malum, Cumartesi günü başlayan saldırıdan sonra İsrail devlet televizyonu; “İran ile yürütülen görüşmelerin zaman kazanmak için yapıldığını” bildirdi. Ahmet Hakan da “mıh gibi aklımızda tutmamız gereken yedi şey” sayarken birinci ve dördüncü sıraya şunları koydu:

ABD, ne zaman İran’la müzakereye oturursa bilin ki tek amacı saldırmak için zaman kazanmaya çalışmaktır… İsrail ve ABD için ramazanın anlamı şudur: Ramazan ayı, tam da Müslüman öldürmek için en uygun aydır.”

En sonunda da şunu vurguladı:

ABD / İran görüşmeleri, az kalsın İstanbul’da olacaktı… İyi ki Türkiye bu çirkin oyuna alet olmamış.”

İktidar medyasının hâli bu. Bir de mekik diplomasisinde çok önemli rol üstlenen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a kulak verelim. Saldırıdan 19 gün önce Ahmet Hakan’ın CNN Türk’teki Tarafsız Bölge programında şunları anlattı:

“Bölgede çıkacak bir savaşı bölgenin kaldıracak hali yok. Olası bir savaşı önlemek için bütün imkânların kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. İki gün önce Amerikalılar Umman’da bir araya geldi. Dolaylı görüşmeler yaptılar. Abbas Arakçi (İran Dışişleri Bakanı) müzakerelerle ilgili bize bilgi verdi. Amerikalılarla da görüştük, her iki tarafla temas halindeyiz. Hemen neticeye ulaşması zor bir konu… Şu anda en azından ani bir savaş tehdidi yok gibi duruyor. Kapı aralandı, taraflar süreci ilerletmeye çalışıyor… İran’ın büyük bir saldırıya uğraması durumunda verilecek karşılık, bölge ülkelerine yönelik saldırıları da içerebilir. ABD üslerinin saldırı adı altında vurulması, bölgesel savaşın yaygınlaşmasına yol açabilir. Biz de yanı başındayız; bu işin nereye varacağı belli olmaz.”

Fidan, “Hava saldırısıyla İran’da rejim yıkılır mı?” sorusuna da, “Hayır, yıkılmaz. Hava saldırıyla veya başka bir şeyle İran’da rejim değişmez. O boş bir hayal.” karşılığını verdi.

ABD Türkiye’ye Haber Verdi mi?

Evet, Ankara mekik diplomasisi yürüttü; ama muhalefetin çağrılarına rağmen olası bir saldırıda Türk hava sahasının, İncirlik ve Kürecik’in kullandırılmayacağını açıklamadı.

Saldırının başladığı Cumartesi’ye gelelim. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hem ABD ve İsrail’in tek taraflı saldırılarını hem İran’ın eylemlerini reddettiğini, Irak hükümeti de ülke toprakları ve hava sahasının İran’a yönelik saldırılar için geçiş veya çıkış noktası olarak kullanılmasının kabul edilmeyeceğini bildirdi.

Türkiye’nin ilk resmi açıklaması öğlen saatlerinde Tahran Büyükelçiliğimizden geldi. Büyükelçilik, Türk vatandaşlarına “dışarı çıkmaktan imtina etme” ve “karayoluyla ülkeye dönme” çağrısında bulundu.

Dışişleri Bakanlığı saat 16.00 civarında; “tarafları saldırılara bir an önce son vermeye” davet ederken, “Türkiye’nin arabuluculuk konusunda gerekli desteği vermeye hazır olduğunu” kaydetti. Beraberinde Bakan Hakan Fidan’ın, Körfez’deki yedi ülkenin dışişleri bakanlarıyla görüşerek, saldırıların sona ermesi için atılabilecek adımları ele aldığı duyuruldu.

Bu arada Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın bazı paylaşımlar ve görüntüler nedeniyle yaptığı açıklama vesilesiyle Türkiye’nin pozisyonunu öğrendik. Sözkonusu açıklamada; “Türkiye Cumhuriyeti, tarafı olmadığı herhangi bir çatışma veya savaşta taraflar lehine olacak şekilde hava sahası dahil olmak üzere hava, kara ve deniz unsurlarının hiçbirini operasyonel amaçlarla kullandırmaz. Bu husus, ülkemizin temel dış politika ve güvenlik prensipleri arasında yer almaktadır. Türkiye’nin hava, kara ve deniz sahası üzerindeki egemenlik hakları tam ve tartışmasızdır. Egemenlik alanlarımıza ilişkin tüm faaliyetler, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda ve yetkili makamların denetim ve kontrolü altında yürütülmektedir.” denildi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin Suskunluğu

Gün içerisinde muhalefet partilerinin neredeyse tamamı İran saldırısı hakkında konuşurken, Erdoğan ve Bahçeli iftar sonrasına kadar ağzını açmadı.

Bahçeli’den başlayalım. Her ne kadar bu defa, “ABD-İsrail şer koalisyonuna” karşı “TRÇ-Türkiye, Rusya ve Çin ittifakı” önerisinde bulunmasa da; açıkça hem ABD hem İsrail’i suçlayıp, “İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden icra edilen operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu” vurguladı ve “Mübarek Ramazan ayında İslâm beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez… Ramazan ayının mehabet ve muhabbetini tahrip edenler, insanlıktan nasibini almayan kirli odaklardır.” dedi.

Erdoğan ise; “Son günlerdeki İran-Körfez arasındaki savaşlar unutulur gibi değil.” gibi bir ifade kullandıktan sonra “komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmalarıyla başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyduğunu” belirtti. Devamında yine İsrail’i “süreci zehirlemekle” suçlarken, İran’ın bölgedeki ABD üslerine yönelik füze ve drone saldırılarını da “kabul edilemez bulduğunu” vurgulayıp yine “diplomatik çabalardan” söz etti.

Komşumuz, dindaşımız, sınırdaşımız, tarihdaşımız İran’ın -bu defa dini lideri Hamaney de dahil- yönetim kademesi neredeyse ortadan kaldırılmışken, yapılan değerlendirmeler hepi topu bu. Erdoğan’ın aynı konuşmasında; 29 yıl önceki 28 Şubat sürecine daha fazla yer ayırdığını ve tam 12 kez “28 Şubat” dediğini kaydedelim.

ABD’nin “İlk Yahudi Başkanı” Trump’ın Dokunulmazlığı

Erdoğan’ın 2022’de Saray’da ağırlayıp Türk ve İsrail bayrakları taşıyan atlı birliklerce karşıladığı İsrail’in Cumhurbaşkanı Herzog, İran saldırısından sonra “tarihi vecesur bir karar aldığı” için teşekkür ettiği Trump’ı “özgür dünyanın lideri” diye nitelendirdi.

Saldırının ilk gününde çocuk katliamcısı olan Trump nasıl övündü? İranlılara, “özgürlük vakti” diye seslendi… Katlettikleri Hamaney’in, “tarihteki en kötü insanlardan birisi olduğunu” söyledi… Ve “İran’a yönelik saldırıların diplomatik çözümü kolaylaştırdığını, dünya için harika bir gün olduğunu” vurguladı.

Neden mi bu kadar rahat ve pervasız? Çünkü birkaç ay önce açıkça “ABD’nin ilk Yahudi başkanı” olduğunu kabul etmişti.

İşte Ankara’nın adını anamadığı, neredeyse dokunulmazlık zırhına büründürdüğü “dost ve müttefikimiz” bu!..

Neden; “Dünya Trump’tan büyüktür” denmiyor?..

Neden Trump’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına öncülük yapılmıyor?..

Hiç olmadı, Suudi Arabistan Kralı veya Hamas lideri Haniye gibi, Hamaney ve okulda katledilen kız çocukları için yas da mı ilan edilmez, engel ne?!

Aklı başında herkes, İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini görüyorken, Ankara’daki bu rahatlığın sebebi ne ola ki; açıklasalar da biz de öğrensek!..

Ez cümle; bari bu defa BOP’un değil, tarihin doğru tarafında durulsa!..

Müyesser YILDIZ
2 Mart 2026

12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/bopun-degil-iranin-yaninda-duralim-122441

Kategori:Uncategorized