İçeriğe geç

Cumhurbaşkanlığı’nın Lozan “Taslağı”… Özgür Özel’in Yeni Parti’si…

Önceki gün, ülkemizin tapu senedi olan Lozan Antlaşması’nın 103’üncü yıldönümüydü. Cumhuriyeti kuran CHP’nin tarihe gömülme harekâtı anlamına gelen “mutlak butlan” operasyonu nedeniyle ayrılmak zorunda kalan Özgür Özel ve arkadaşları da Yeni Parti’yi böyle tarihi bir günde kurdu.

Evvela Lozan’ı kim, nasıl andı; buna bakmamız gerekiyor.

24 Temmuz, aynı zamanda Ayasofya’nın ibadete açılmasının 6’ncı, Batı Trakya Türklerinin lideri Dr. Sadık Ahmet’in vefatının 31’inci yıldönümüydü.

Erdoğan, hem merhum Sadık Ahmet hem Ayasofya için mesaj yayımlamakla kalmadı, Cuma namazı çıkışında da Ayasofya’nın yanı sıra NATO Zirvesi’ndeki “izzet ikram” ve Dünya Kupası hakkında açıklamalar yaptı, ama Lozan’ı anmadı.

Oysa bir gün önce, 23 Temmuz’da; Erzurum Kongresi’nin ve Hatay’ın anavatana katılmasının yıldönümlerini kutlamıştı.

Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ı merak ettim. Lozan’ın yıldönümünde, yine “çözüm” peşinde koşan, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel temsilcisi María Angela Holguín Cuéllar ile Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’le bir araya geldiğini gördüm.

Neyse ki, Bakanlık, “Vatanımızın bağımsızlığını ve egemenliğini tescil eden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi Lozan Barış Antlaşması’nın 103’üncü yıldönümü kutlu olsun.” diye bir mesaj paylaşmıştı.

Bu arada Lozan’la ilgili olarak yine de Cumhurbaşkanlığı ve İletişim Başkanlığı hesaplarına bakmayı sürdürdüm. Dün öğlene kadar hiçbir gelişme olmazken, öğleden sonra Cumhurbaşkanlığı internet sitesine 24 Temmuz tarihli bir açıklama konduğunu gördüm. Açıklama şöyleydi:

Bugün, milletimizin bağımsızlık mücadelesini uluslararası hukuk nezdinde tescil eden Lozan Barış Antlaşması’nın 103’üncü yıl dönümüdür. Aradan geçen 103 yılda Türkiye; istiklal ve istikbalini hedef alan nice saldırıyı boşa çıkarmış, nice zorluğun üstesinden gelmiş, bilhassa son 24 yılda her alanda çok büyük başarılar elde etmiştir. Ülkemiz, bugün küresel ölçekte itibarı olan, bölgesinde saygı duyulan, kriz ve ihtilafların giderilmesinde anahtar roller üstlenen yüksek bir seviyeye erişmiştir. Zaferlerle dolu şanlı tarihimizden aldığımız güç ve cesaretle, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru milletimizle birlikte emin ve kararlı adımlarla yürümeye devam ediyoruz. Özellikle bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisi noktasında gayretlerimizi sürdürüyor, çatışmaların diplomatik yollarla çözümü için var gücümüzle çalışıyoruz. Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 103’üncü yıl dönümünde, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ile birlikte Millî Mücadele kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, gazilerimizi hürmetle yâd ediyorum.”

24 saatlik gecikmeden daha ilginç olan, açıklamanın şu alt başlığıydı:

Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 103’üncü yıldönümü mesaj taslağı”

Önem, özen, dikkat hak getire demekle yetinip, iktidarın amansız destekçisi bir gazetenin dünkü Lozan haberine geçelim.

Yunanistan’ın her ihlâlinde Lozan’ı hatırlatan bu gazete, 103’üncü yıldönümü için, “Asırlık utanç: Lozan” başlığını uygun gördü, altına da neresinden tutsan elinde kalacak şöylesi iddiaları sıraladı:

Türkiye’nin savaş meydanında kazandığı bir savaşı, masada nasıl kaybettiğinin en somut örneği olarak tarihe geçen Lozan hezimetinin 103. yıldönümü utançla hatırlandı. Milli Mücadele sonrası hiçbir diplomatik bilgi ve becerisi olmayan İsmet İnönü’nün baş delege olarak 24 Temmuz 1923’te imzaladığı skandal anlaşma ile Türkiye başta 12 ada olmak üzere binlerce şehid verilerek cephede kazanılan Kerkük, Musul, Süleymaniye ve Kıbrıs dahil Misak-ı Milli sınırlarının ekseriyetini terk etti.”

Başka yerde değil, ülkemizde Lozan’a hangi gözle bakılıyor, görüyor musunuz?!

Lozan PKK’nın da Hedefinde

Ülkenin sorunları arşa ulaşmış, ama gündem varsa yoksa PKK açılımı.

Muhatap ve kurtarıcı haline getirilen İmralı’daki teröristbaşının, daha ilk açılım sürecinde 1921 Anayasası’nı istediği, ikinci açılımda da “Kürt sorununu” 100 yıl öncesine dayandırarak Lozan’ı hedef aldığı, PKK’nın sözde fesih kongresinde açıkça Lozan ve 1924 Anayasası’nın eleştirildiği ve DEM’lilerin, “Gerçek bir yüzleşmeye ihtiyacımız var. Lozan’da olanlar da hakikat, 24 Anayasası’ndaki o tekçi yapının ülkeyi getirdiği yer de bir hakikat.” dediği malûm.

İşte, tatile girmesi gereken TBMM, önümüzdeki günlerde İmralı-Kandil-DEM’in kök yani ilk adım saydığı, kimi teröristlerin dönüşü ile ilgili yasa için çalışacak, arkası da alıştıra alıştıra daha sonra gelecek. Nereden mi çıkarıyoruz?

Bizzat bu işin orkestra şefliğini yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tüm partilerle görüştükten sonra yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmadı mı?

Bu yasa bir kritik eşik tanımlayacaktır… Bu yasanın yol açıcı, kapsayıcı bir şekilde gündeme getirilmesi gerekli olduğu kanaatindeyiz… Yasayı bugün böyle çıkarırsınız, yarın başka bir şekilde, başka bir yasa çıkabilir… ‘Bu yasayı hazırladık, her şey bitti’ değil. Bu yeni süreçle birlikte önümüze gelecek olan meseleleri de devlet aklı ve millet vicdanıyla çözebilme başarısını ortaya koymamız lâzım.”

Keza DEM sözcüsü Ayşegül Doğan da önceki gün yani Lozan’ın yıldönümünde şunları söylemedi mi?

Çerçeve yasa çok çeşitli isimlerle tartışılmış olsa da yeni bir evrenin ve bir dizi yeni yasal düzenlemenin startı olacak bizim açımızdan. Bu ilk düzenleme devamında gelecek yasaların da referansı olacak… Süreci kurumsal anlamda güvence altına alacak bir yasal çerçeveden bahsediyoruz… Tabii ki tek bir yasa yüz yıllık devasa bir sorunu tek başına çözemez. Ancak öyle iyi bir başlangıç yapılabilir ki, öyle sağlam bir başlangıç yapılır ki, bundan sonra demokratik çözümün önünü açar ve demokratik çözümü kalıcı hale getirir. Meselenin bütün sonuçlarını ortadan kaldırmaya yetmez, ancak bunun için önemli bir adım atılmış olur… Kök yasa bütünlüklü demokratikleşme programının ilk halkası olarak değerlendirilmeli.”

Ana konumuz Lozan ya; ilerleyen süreçte Türkiye’ye gelmesi planlanan PKK’nın Avrupa’daki uzantılarının önceki yıllarda olduğu gibi 103’üncü yıldönümünde de İsviçre’nin Lozan kentinde kitlesel yürüyüş çağrısında bulunurken, Lozan’ı “Kürt soykırımını başlatan metin” olarak nitelendirdiğini kaydedelim.

Atatürk’ün Kuşatılan Mirasını Koruma Görevi

Tüm bunlardan sonra da Özgür Özel ve arkadaşlarının kurduğu Yeni Parti’ye gelelim.

Özel, TBMM’nin açılışından önce Atatürk’ün yaptığı gibi Hacı Bayram’da namaz kılıp Birinci Meclis kürsüsüne çıkarak, yeni bir milli mücadele başlattıkları mesajını verdi. Bu sembolik adımlarla birlikte şöyle konuştu:

Bundan 103 yıl önce Sevr’i yırtıp atıp Lozan ile Türkiye’nin tapu senedini emperyalist ülkelere kabul ettirdiğimiz, Türkiye’yi çağdaş dünyanın bağımsız bir Cumhuriyeti olarak tescil ettirilen bir günün 103’üncü yıl dönümündeyiz… Sevr’in yırtılıp atıldığı, yani Ortadoğu’da ve sınırlarımız içinde-dışında birtakım anlaşmaların, hesapların, teslimiyetin yırtılıp atıldığı bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin ilân edildiği ve o günden bugüne kadar o sağlam temellerin ve kolonların bizi taşıdığı yerdeyiz. Aynı kararlılıktayız. Ne Lozan’dan ne Misak-ı Milli sınırlarından ne Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünden ne partimizin ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerinden bir adım, bir santim başka bir yerdeyiz.”

Keza aynı gün açıklanan parti programının başlangıcında şunlar vurgulandı:

Temel dayanağımız, ulusal egemenliği esas alan Cumhuriyet’in kurucu felsefesidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün özgürlüğe ve bağımsızlığa, yurttaşlık bilincine, çağdaş uygarlık hedefine dayanan bağımsız, demokratik ve egemen Türkiye ideali temel yol göstericimizdir… Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçiminin adı değildir. Cumhuriyet, egemenliğin saraydan alınıp millete verilmesidir. Toplumun tebaa olmaktan çıkarak eşit haklara sahip güçlü yurttaşlar haline gelmesidir… Yeni Parti; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilikten oluşan Altı Ok’u, Atatürk ilkelerinin tarihsel mirasını ve ilerici özünü koruyarak, çağımızın demokrasi, özgürlük, eşitlik, yurttaşlık, adalet, dayanışma, kamusal yarar, bağımsızlık, bilim ve sürekli yenilenme hedefleri doğrultusunda benimser.”

Özel, parti yönetimi belirlendikten sonra dün gittiği Anıtkabir’de özel deftere de, “Bu yolda pusulamız ve tek güvencemiz milletimizdir. Hedefimiz; sizden ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerinden aldığımız ilhamla; özgür, bağımsız, demokratik, adil ve müreffeh bir Türkiye’yi milletimizle birlikte inşa etmektir. Kuşatılan mirasınızı koruma görevi, YENİ Parti’nin kadrolarına emanettir.” diye yazdı.

Bu söylenenler ve yazılanların gereği; Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve milli yapısına sıkı sıkıya sahip çıkılmasıdır, değil mi?

Ama Özel ve arkadaşları, nereye gittiği belli olan açılım sürecini desteklemeyi sürdürüyor.

Ya parti programındaki detaylar?

“Türk Devletleri Teşkilâtı, Kıbrıs Türk halkı ve Türk Silahlı Kuvvetleri” ibarelerini saymazsak, Türk ifadesi sadece iki kez şöyle yer aldı: “Cumhuriyetimize yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşittir. Türk milleti bu anlayışla tanımlanır.” denildi ve savunma sanayiinin “Türk milletinin ortak birikimi” olduğu belirtildi.

– Cumhuriyet ve Türk Milleti ile ilgili bu tanımlara rağmen devamında, “eşit yurttaşlık, Kürt sorunu ve ana dil hakkı”ndan söz edildi.

Ez cümle; niyetimiz muhalefete muhalefet etmek değil, “testi kırılmadan” babında, yeni ve daha büyük hayal kırıklıkları yaşanmaması için “ilk düğmeye” dikkat çekmektir!..

Müyesser YILDIZ
26 Temmuz 2026

12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/cumhurbaskanliginin-lozan-taslagi-ozgur-ozelin-yeni-partisi-145629

Kategori:Uncategorized