İçeriğe geç

Trump Tamam Ama Miçotakis’ten de Korkuyor Olamazlar!..

Trump dünyada terör estiriyor, Ankara’nın gıkı çıkmıyor… Büyükelçi kılıklı adamı Türkiye’ye her gün bir elbise biçiyor, ona da tek kelâm edemiyorlar.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in ifadesiyle “güçlü bir Balkan, Karadeniz, Akdeniz, Asya ve Avrupa devleti” olan Türkiye”nin bu hali genellikle “korku”ya bağlanırken, Tarihçi-Yazar Sinan Meydan farklı bir yaklaşım getirip şunu vurguladı:

Doğru, Trump’tan korkuyorlar, ama sessiz kalmalarının tek nedeni Trump korkusu değil. Aynı zamanda Barrack gibi düşünüyorlar.”

Ya 10 milyonluk Yunanistan karşısındaki sessizlik neye yorumlanır?

Ege’deki adaların neredeyse tamamını işgâl edip silahlandırdıkları yetmedi; ABD-AB-İsrail’le bir olup Türkiye’yi Kıbrıs’tan Ege’ye, Dedeağaç’tan Azerbaycan’a kadar çevrelediler. Semadirek ve Kerpe adalarına Patriot yerleştirdiler.

Yetkililer ve Dışişleri bürokratlarının, “Kınıyoruz… Tanımıyoruz… Yok hükmündedir” söyleminden öteye giden bir şey yok.

25 Mart bağımsızlık günleriydi; Yunan askerleri Türkiye’ye, KKTC’ye sövdü. Bir hafta sonra sadece TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar’dan tepki geldi. Tepkisi de şu oldu:

25 Mart’ta yapılan konuşmaları şiddetle kınıyoruz. Atina’daki yürüyüş sırasındaki lafları, sözleri onların hepsini kendilerine iade ediyoruz… Türkiye gerçekten vakurdur, Türk askeri, Türk siyasileri vakurdur. Biz hiçbir şekilde böyle seviyesiz tartışmalara, seviyesiz suçlamalara girmedik, girmeyiz.”

Son olarak Ege ve Doğu Akdeniz’de yetkisi bulunmayan alanları balıkçılığa yasak bölge ilân etti, Dışişleri Bakanlığı bürokratları yine “yok hükmünde” saydı… BM’ye gönderdiği, “12 mil hakkımdır. Türkiye’nin 6 mil iddiası uluslararası hukukun ihlali ve Yunanistan’ın toprak bütünlüğüne saldırıdır. Türkiye’nin yaptığı bölgesel anlaşmaların yok hükmünde sayılması gerekir. KKTC ayrılıkçı yasadışı oluşumdur” şeklindeki mektuba ise ses çıkaran olmadı.

Söz Konusu Türkiye’nin Milli Gururu İse

Geçtiğimiz günlerde soykırımcı Netanyayu ve katil bakanı İsrael Katz, ileri geri laflar edince; Özgür Özel dahil tüm siyasiler haklı olarak tepki gösterip Erdoğan’ın yanında durdu. Örneğin MHP Lideri Bahçeli, “Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başıdır. O’na yöneltilen hayasız ve hadsiz dil, doğrudan doğruya Türk devletinin hükümranlık haklarına, Türk milletinin itibarına ve milli iradenin bizzat kendisine yöneltilmiştir.” dedi.

Erdoğan da gösterilen bu tepkilere teşekkür ederken; şunları kaydetti:

Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin söz konusu Türkiye ve Türkiye’nin milli gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum… Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı, sağduyulu olmamızı uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz.”

Aynı günlerde Yunanistan’da şu oldu:

Geçmişte Gümülcine’de verdiği konserde, İzmir Marşı’nı seslendirdiği ve “Ne mutlu Türküm diyene” dediği için şarkıcı Işın Karaca’nın ülkeye girişi engellenip sınırdışı edildi.

Bu olayda da Türk Milleti’nin itibarına ve gururuna saldırı söz konusuydu, ama yetkililerimiz oralı bile olmadı!..

Müftülere Cehennem

Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk azınlığa ettikleri malûm. Soydaşlarımızın seçtiği müftüleri bile tanımıyor. Son olarak Lozan’a aykırı şekilde Gümülcine ve İskeçe’ye de yeni müftü atamak için harekete geçince Dışişleri Bakanlığı’mız, “Yunan makamlarını yanlış uygulamalardan geri dönmeye” çağırdı.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı ise, “Batı Trakya’daki azınlık etnik değil, dini azınlıktır” yani “Türk değil, Müslümandır” diyerek, Lozan Antlaşması’nda azınlığın müftü seçmesine dair hiçbir hüküm bulunmadığını iddia edip Türkiye’ye, “Benzer nitelikteki tekrarlanan açıklamalar ne hukuk oluşturur ne de güven ortamının ve iyi komşuluk ilişkilerinin kurulmasına katkıda bulunur.” uyarısında bulundu.

Papazın Çiftliği

Bu Yunan tezinden hareketle, şunları hatırlatalım.

İstanbul’daki Patrikhane’nin adı Ortodoks Patrikhanesi değil, Fener Rum Patrikhanesi…

Lozan’a göre, sadece İstanbul ile Bozcaada ve Gökçeada’daki Rum vatandaşlarımızın dini meseleleriyle ilgilenmesi gerekirken, başındaki Patrik Bartholomeos, dünyadaki 300 milyon Ortodoksun liderliği anlamına gelen “ekümenik” unvanını kullanmakla kalmıyor, kendisini “Konstantinopol-Yeni Roma Helenik Başpiskoposu” ilân ediyor

Dünyanın dört bir tarafına papaz atıyor, görevden alıyor veya onları cezalandırıyor. Balkanlarda ve Kafkaslardaki kiliseleri Rusya’nın çevrelenmesinde kullanıyor…

Devlet başkanlarıyla resmi görüşmeler yapıp anlaşmalar imzalıyor

Yunanistan başta olmak üzere bir yığın ülke yetkilisi elini kolunu sallayarak Patrikhane’yi ziyaret ediyor. Türk yetkililerle görüşmeye geldiklerinde de en önce Patrik Bartholomeos’un huzuruna çıkıyorlar. İşte son örnek; Yeni Zelanda Valisi Cindy Kiro, Erdoğan’dan önce Bartholomes tarafından kabul edildi

Heybeliada Ruhban Okulu’nun Bartholomeos’un istediği şekilde, yani Anayasa ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na aykırı şekilde açılacağını bile Trump ve Tom Barrack’tan duymadık mı?..

Kin Kapısındaki Anma

Yunanistan, seçilmiş müftülerimizi tanımazken; şarkıcı Işın Karaca’yı, “Ne mutlu Türküm diyene” dediği ve İzmir Marşı’nı okuduğu için sınırdışı ederken, Bartholomeos’un İstanbul’da ne yaptığına bakalım.

10 Nisan Patrik V. Gregorius’un 205’inci ölüm yıldönümüydü. Kim bu patrik? Yunanistan’ın büyük katliamlarla Osmanlı’dan bağımsızlığını sağladığı 1821 Mora isyanının elebaşısı. O vakitler Fener Rum Patriği olan Gregorius’un isyandaki rolü tespit edilince Padişah 2. Mahmut’un kararıyla Patrikhane’nin ana girişi olan orta kapının önünde idam edildi. Bu kapı o günden beri kapalı olduğu gibi, adını “kin kapısı” koydular.

İşte Patrik, bu 10 Nisan’da da Gregorius’u asıldığı yer olan kin kapısında anıp mum yaktı ve bahar çiçekleri bıraktı.

Ama önceki yıllardan farklı olarak bu defa sözkonusu anma, Patrikhane’nin internet sitesinde duyurulmadı!..

Anlayacağınız; Türkiye papazın çiftliğine dönmüş durumda.

Öyle ki; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından bu yılki Antalya Diplomasi Forumu’na da davet edildi. Bu foruma üçtür hangi sıfatla, kimin adına davet ediliyor; bu da ayrı bir muamma!..

Yöneticilerimizin 10 milyonluk Yunanistan’dan veya Miçtokis’ten de korktuğu düşünülemeyeceğine göre, Lozan’ı çiğneme pahasına gösterilen bu sınırsız hoşgörünün sebebi ne ola ki?!

Müyesser YILDIZ
24 Nisan 2026

Kategori:Uncategorized